NASS’a göre, at yarışı, bahis oyunları “Kumar, Haram ve Yasak” değil mi?

NASS’ın “kumar ve yasak” demesine karşı, piyango, loto, toto ve birçok büyük ve cazip ödüller veren bahis oyunlarının “İnternette oynatılmaları”, bakkalların “Cazino şubesi” hâline getirilmeleri, Hipodromların, at yarışlarının ve bahislerinin sayısının hızla attırılması ve bu bahislerde “her gün ve gece milyarlar dönmesine”, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Fetvacıları neden sessiz kalıyorlar?

NASS… “Ülkenin NASS” sebebi ile bütün dünya ekonomileri “enflasyona karşı faiz artırımına” giderken… Türkiye’de “Faiz sebep / Enflasyon Sonuç” denilerek, Merkez Bankası’nın “Faiz artırımına gitmesinin engellenmesi yüzünden…  “Faiz artırımı yapılmadığı için ‘Ekonominin / Türk Parasının / Kurların / Enflasyonun / Hayat Pahalılığının ve  ne hâle geldiği’ ve “milyonlarca ‘dar ve sabit gelirli’ vatandaşa nasıl yansıdığı”  ortada…

Ama… Nass’ın yasakladığı, “günah” dediği “başka şeyler, uygulamalar” var ki, hükümet başka, herkes seyrediyor. “Bahis oyunlarından, at yarışlarından, hatta tavla gibi bir oyuna bile” Nass “Günah” diyor, “Yasak” diyor ve Türkiye’de At yarışları ve “paralı bahis oyunları yasal ve her gün milyarlar dönüyor”;

Bu nasıl Nass; “faize yasak” diye ekonomi batırılıyor, “Bahis oyunlarında , At yarışlarında vatandaşın cebi” boşaltılırken, seyrediliyor…

Birileri “milyonlar kazanıyor”, bahislerden, yarışlardan alınan vergiler, paylar, devlet bütçesinde toplanıyor ve bu toplanan paradan, “NASS” diyenler de maaş alıyor… Hani “yarışlar, bahisler günah” idi; “Günah parasından maaş almak” günah değil mi?

At Yarışları ne hâle geldi?

Ülkenizde bir zamanlar sadece Ankara / İstanbul / İzmir’de hipodrom vardı ve “At yarışı bahis oyunları” sadece Hipodromlara gidilerek, oraların gişelerinde oynanırdı…

Ve oyunlar; “ganyan / ikili / çifte” gibi 3 basit oyun üzerine” oynanırdı; “yarışın birincisini” bilmek, “ilk iki atı” bilmek, “üst üste iki yarışta birinci olanları” bilmek…

Sonra… Bu 3 hipodroma Adana, Diyarbakır, Şanlıurfa, Bursa, Kocaeli, Adana ve Elazığ, Antalya eklendi… Sırada ve planlamada Samsun, Erzincan ve Konya hipodromları var…

O zamanlar kış aylarında İstanbul’da, bahar ve yaz aylarında Ankara ve Adana’da yarışlar yapılırdı, haftada üç gün; Perşembe / Cumartesi / Pazar…

Bugün, haftanın her günü “üç hipodromda yarışlar” var. Bitmedi; dünyanın dört bir yanında ABD’den, Singapur’a, Fransa’dan, Güney Afrika’ya kadar birçok ülkenin çeşitli kentlerinde yapılan yarışlar da Türkiye Jokey Kulübü, “bahis programlarına alınıp”, bahis oynatılıyor…

Bahisler de öyle çoğaldı ve bir zamanların “Ganyan / İkili / Çifte” üçlüsünün üzerine hangi bahisler gelmedi ki: Sıralı İkili / Üçlü / Sıralı Üçlü/ Sıralı Dörtlü / Sıralı Beşli / 6’lı Ganyan / 7’li Plase…

Hemen her gün en az “iki hipodromun ve de iki yabancı hipodromun yarışları” var, programda…

“Yerli – Yabancı 3/ 4 / 5 hipodroma kadar çıktığı” günler oluyor…

Ve de, “her hipodromdaki yarışlarda 6’lı ganyan sayısı” da 2’ye çıkıyor…

Mesela İstanbul / Adana / Saratoga / Dövil / İzmir yarışları aynı günde…

Oyna oyna bitmiyor, öğleden başlayıp, gece yarılarından sonraya kadar sarkan yarışlar, bahisler, dönen milyonlar, milyonlar, milyonlar. Yasal, ama Nass’a göre “günah!..”

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın “Fetvacıları” acaba ne diyorlar bu tabloya?

İnternet Cazinosu ve bakkallar…

Ülkenin her tarafında, kasabalarda “CAZİNO şubeleri” gibi bakkallardan birinde “bahis oyunları” oynayabiliyorsunuz. Limit yok, istediğiniz kadar oynayabiliyorsunuz.

Milli Piyango ile başlıyor. 6.000.000.000’luk çekilişler, bayramlarda, yılbaşlarından katlanan ikramiyeler…

Ama “çekiliş Milli Piyango ile kalmıyor” sizin önünüze başka “cazip” bahis oyunları da çıkarıyor…

Çılgın Sayısal Loto; haftada üç gün… Pazartesi  / Çarşamba / Cumartesi…  Süper Loto, Salı / Perşembe / Pazar… Çekiliş Haftada 2 gün… Şans Topu… Haftada iki gün… Çarşamba / Pazar… Çekiliş… Yeni Kazı Kazan oyunu… 10 Numara…

Milyonlar, 500 binler, “Katlanan” ikramiyeler, ödüller…

Bitmedi; İnternet’e girip, “Milli Piyango” Sitesini bulunca, “Üye olup” oynayacağınız “büyük ödüllü” oyunlar var. İnternet Cazinosu! Su gibi… İşte oyunlar ve ödülleri:

300 binler… (Mücevher Krallığı) / 500 binler… (Ödüllü Orman) (Sihirli Kasa) (Notaların Efendisi) (Kazandıran Panayır) (Maaş Günü) / 640 binler… (Ödül Odağı) / 700 binler… (Elmas Madeni) / 750 binler… (Şans Bombası) / milyonlar… Bir’i… (Süper Renklerle Kazan) / Bir Buçuk’u… (Platin Kasa) / İki’si… (Katlanan Ödüller)…

Bitmedi… Milyonlardan, 50 Binlere kadar inen “Büyük Ödüllü / Orta Ödüllü / Küçük Ödüllü” Cazip / Tahrik edici / Merak uyandırıcı isimlere sahip 66 oyun daha…

Yeter ki “Üye ol… Parayı bastır… Tıkla…” Ve… Kazan!..

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın “Fetvacıları” ne diyorlar acaba, bu tabloya?

 

*********

NASS ve AT YARIŞLARI / BAHİS OYUNLARI…

“İslâm” ansiklopedileri / ilahiyatçılar ne diyor, At Yarışları ve Bahis oyunları için?.. İnternet’te “5 – 10 tıklama ile yapılan bir arama, İSLÂM’ın Bahis oyunlarına “nasıl baktığını “çok açık ortaya koyuyor…

“Kumar kelimesi Türkçe’ye Arapça’daki kımârdan (aş.bk.) geçmiştir. “Şans ve becerinin birlikte veya tek başına söz konusu olduğu bir olay yahut yarışmanın ya da belirsiz bir olayın sonucu üzerine bahse tutuşma ve bu yolla kazanç elde etme” şeklinde tanımlanabilen kumar, türü ve şekli toplumlara ve dönemlere göre değişiklik gösterse de esas itibariyle haksız kazanç, mal ve zaman israfı, irade zafiyeti ve toplumsal çözülme gibi bir dizi olumsuzluğa yol açtığı için dinler ve temel ahlâk öğretileri tarafından yasaklanmış ve kınanmıştır. İslâm dininin temel yasaklarından biri de kumar yasağıdır. İslam Ansiklopedisi’nden.”

“Bazı oyunlar kumara âlet edilmektedir. At yarışları, piyango, toto, loto ve karşılıklı bahis bunlardan bazılarıdır. Piyango, loto, toto gibi oyunlar zaten kumar sayılmaktadır. Zira kumarın bütün özelliklerini içinde taşıyorlar. Piyango şeklindeki kumarın İslam öncesi Cahiliye devrinde de olduğu bilinmektedir. Onlar oklar üzerine işaretler koyar, oktaki çıkan işarete göre para alırlardı. İslâmiyet kumarın her çeşidini haram kıldığından, piyango da bunların içindedir. Nitekim bir âyet-i kerimede şöyle buyrulmaktadır:

‘Ey iman edenler, şarap, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir. Bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.’ (Mâide Sûresi, 90.)”

Görülüyor ki, İslâmiyet “ortaya mal ve para konarak oynanacak hiçbir şans oyununa, bahislere” izin vermemiş, “Haram” demiştir.

İslam’a göre, Tavla ve hatta Satranç oynamak bile yasaktır. Tavla “Haram”, “Satranç” mekruhtur. Devamlı oynanırsa, o da “haram” sayılır.

At beslemeyi, yetiştirmeyi ise Hazreti Peygamber teşvik etmiştir. İslam’da “at yarıştırmak” da teşvik edilmiştir. Koşuda kazanan atlara konulan ödül caizdir. Ama “koşular üzerine oynanan bahis oyunu kumardır, kumar ise haramdır.”

“Gerek Kur’an gerekse hadislerde kumar ilke olarak yasaklanmış, nelerin kumar olduğu tek tek sayılmayıp kumar yasağı belli birkaç örnek üzerinde gösterilmiştir. Dolayısıyla bundan kumarın yalnızca zikredilen çeşitlerinin yasak olduğu sonucu çıkarılamaz. İslâm dini kumarı yasaklarken bunun belli nevilerini değil götürdüğü sonucu hedef almıştır. Dinin bu yasağının iyi anlaşılabilmesi, hem kumar yasağının dayandığı gerekçelerin bilinmesiyle hem de kumarın yapısal analizinin yapılıp onun benzeri işlemlerden farkının belirlenmesiyle mümkün olur. Nitekim tarihsel süreçte fakihler, Kur’an ve Sünnet’te ilke olarak geçen kumar yasağını kendi dönemlerinde yorumlamaya ve yasağın kapsamını belirlemeye çalışırken hem konuya ilişkin dinî emir ve yasakların ortam ve amacını, hem de içinde yaşadıkları toplumda salgın bir hastalık halini alan kötü alışkanlıkları ve bunların yol açtığı olumsuz sonuçları göz önüne almışlar, bu zeminde kumar kapsamına sokulabilecek işlem türlerini ve bunların dinî hükmünü açıklamaya çalışmışlardır. Doğrudan kumar oyunlarının yanı sıra at ve ok atma yarışı, güvercin uçurma, güreş ve yüzme gibi esasında câiz olan olayların sonuçları üzerinde bahis tutuşmanın ve bu yolla kazanç sağlamanın câiz görülmeyişi, başta Hanefîler olmak üzere fakihlerin önemli bir bölümünün kur‘ayı hak kazandırıcı bir işlem olarak görmemesi de kumar yasağını ihlâl etme endişesinden kaynaklanır (Serahsî, VII, 75-76; XV, 7-8; Kâsânî, VI, 206; İbn Kudâme, IV, 43; IX, 468, 472, 484; Şemseddin er-Remlî, VIII, 168). Konuya ilişkin olarak belirlenen ölçü ve yaklaşımlar dikkatle incelendiğinde İslâm’daki kumar yasağının Câhiliye’deki şekliyle veya sınırlı sayıdaki birkaç kişi arasında cereyan eden şans oyunuyla sınırlı olmadığı, günümüzde çeşitli isim ve tanıtım altında sürdürülen ve kurumsallaşan, ancak önceden belli olmayan bir sonuca ve şansa bağlı olarak müştereken bahisleşme içinde kazanmayı veya kaybetmeyi konu edindiği için kumar mahiyetinde olan çekilişler, şans oyunları ve yarış sonuçları üzerinde bahis tutuşma gibi yaygın uygulamaların da bu kapsamda olduğu anlaşılır. Elde edilen gelirin hayra harcanması veya tertipleyenler tarafından kamu yararına pay aktarımı yapılması bunların dinî hükmünü değiştirmez. Kazanan veya kur’a isabet eden şahsa verilmek üzere katılımcıların her birinin ayrı ayrı bedel koyması veya bir bedel vaadinde bulunması da kumar sayılır.” / İslam Ansiklopedisi’nden…

NASS NEDİR?

Nass, Arapça’da “malûm”, ya da “aşikâr, yasal karar ve kesin emir” manasına gelen bir kelimedir.

Nass kavramı, Allah’ın ve Peygamberin kelamı anlamına gelir. İslam’da Nass olarak tanımlanan sözler, yoruma açık değildir.

Fıkıhta bir meseleye çözüm getirmek için öncelik Nassa verilir. Eğer Nass yoksa içtihada varılır. İçtihat, “Ayet ve Hadisler ışığında düşünmek ve sonuca varmak” demektir.