Ekonomide kriz derinleşiyor

Açıklanan ekonomik veriler, ekonomide krizin derinleştiğini ve daha da derinleşeceğini gösteriyor.

Enflasyon yüzde 80’e dayandı. Dolar kuru 18 lira sınırında, Türkiye’nin kredi risk pirimi olan CDS 800 ile 900 arasında dalgalanıyor. 12 aylık cari açık 29 milyar 444 milyon dolar. Altı aylık dış ticaret açığı yüzde 142,7 artarak 51 milyar 400 milyon dolara yükseldi. “Nas var” Politika faizleri yüzde 19’dan yüzde 14’e düşürüldü. Bunun sonucunda mevduat faizleri dışındaki tüm faizler arttı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre ticari kredi faizleri yüzde 29,74 ile Kasım 2018’den bu yana en yüksek seviyeye yükseldi. Özel bankalar şirketlere, TL referans faizleri + 23’ten başlayan faiz oranlarıyla kredi öneriyor.

Türk Lirasının döviz kuru karşısında değer kaybının önüne geçmek için uygulamaya koyulan Kur Korumalı Mevduat’ın (KKM) 2022’nin ilk yarısında bütçeye maliyeti 37,2 milyar lira oldu. Merkez Bankası Swap hariç net rezervi – 55 milyar dolar. Mevduatta dolarizasyon yüzde 70,7 seviyelerinde.

 

Hazine’nin borcu anaparayı geçti

Hazine’nin iç borç faiz yükü Cumhuriyet tarihinde ilk kez Nisan ayında anapara yükünü geçti. Temmuz ayı verilerinde anapara faiz farkı daha da açıldı. Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre Temmuz ayı itibarıyla iç borçta toplam anapara yükü 1.6 trilyon lira düzeyinde. İç borcun faiz yükü ise aynı ay itibarıyla 2.2 trilyonu buldu. Yedi ay öncesi, 2021’in Aralık ayında Hazine’nin iç borç anapara yükümlülüğü 1.3 trilyon liraydı, faiz yükü ise 795 milyar lira düzeyinde bulunuyordu. 7 ayda, anapara yükü yüzde 22 oranında 294 milyar lira, faiz yükü ise yüzde 174 oranında 1.4 trilyon lira artış gösterdi.

 

Güven eriyor

Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı veriye göre, ekonomik güven endeksi Haziran ayında 93.6 iken, Temmuz ayında yüzde 0.2 oranında azalarak 93.4 değerini aldı. Bu oran Mayıs 2021’den bu yana en düşük seviye. Ekonomik güven endeksi, üretici ve tüketici güvenini gösteriyor. Dahası üretici ve tüketici, bugünkü genel ekonomik durumun ve kendi hane halkının maddi durumunun, geçen seneye göre kötüleştiğini söylüyor. Ayrıca seneye daha da kötüleşeceğini düşünüyor.

Ekonomide olumsuz beklentiler, krizi derinleştirir. Zira bu beklentiler tüketimi- tasarrufu ve yatırımı etkiler.

 

Enflasyon TL’yi eritiyor

Ekonomist Uğur Gürses, Twitter hesabından TL’deki değer kaybına dikkat çekti. Gürses, “Temmuz ayında tedavüldeki kağıt paralar içinde 200’lük banknotların payı yüzde 50’ye vurdu. Önceki yıl yüzde 35, Başkanlık rejimine geçilen Haziran 2018’de yüzde 25 idi. TL’nin satın alma gücü hızla eriyor. Artık 500 ve 1000’lik banknotların çıkarılması kaçınılmaz. Yıkıcı enflasyonun nişanesi olacak.” paylaşımında bulundu.

 

Enflasyon hız kesmiyor

Türkiye İstatistik Kurumu, 2022 yılı Temmuz ayı enflasyonunu yıllık yüzde 79.60 olarak açıkladı. Ekonomi uzmanlarının oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) ise aynı dönemde enflasyonun yüzde 176’ya yükseldiğini bildirdi. TÜFE’deki değişim temmuzda bir önceki aya göre yüzde 2.37, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 45.72, olarak gerçekleşti. ENAG’a göre, E-TÜFE temmuzda yüzde 5,03 arttı.

Halkın enflasyonuna iki ay sonra yansıyan üretici fiyatları endeksi ÜFE’de de patlama yaşandı. 2022 yılı temmuz ayında bir önceki aya göre yüzde 5.17, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 70.04, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 144.61 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 97.30 artış gösterdi. Sanayinin dört ana sektöründen imalat endeksi yıllık yüzde 121.71 arttı.

 

********

“KRİZ DERİNLEŞECEK”

Esfender Korkmaz (Prof. Dr.) – Açıklanan ekonomik veriler, ekonomide krizin derinleştiğini ve daha da derinleşeceğini gösteriyor. Bugüne kadar ekonomide, cari açıkla kan kaybettik, yanlış faiz ve kur politikası enflasyon yarattı, Türkiye orta gelir tuzağına düştü ve halk yoksullaştı. Dış borçlarda temerrüt riski arttı. Yabancı sermaye çıktı. Yurt içi tasarruflar da çıkıyor. Yatırım yapılmıyor. Beyin göçü yaşıyoruz.

Ekonomide tahribat artarak devam edecektir. 2023 seçime kadar gitmez. Eğer erken önlem almaz ise dış borçları çeviremeyiz. İthalatı finanse edemeyiz. İthal girdiye bağımlı olduğu için üretim düşer. Gıda ve ilaç kıtlığı yaşarız. Enflasyon hiper enflasyona dönüşür.

Ekonomide olumsuz beklentiler, krizi derinleştirir. Zira bu beklentiler tüketimi- tasarrufu ve yatırımı etkiler. Türkiye için yurt dışı güven de düştü. Türkiye’nin yurt dışında uluslararası piyasalarda işlem gören tahvillerinde iflas sigorta risk pirimi 860,24 baz puana yükseldi.

Üç büyük Raiting kuruluşunun ülke notu; aşırı spekülatif, yatırım yapılamaz şeklindedir. Hükümet yeniden güven yaratabilir mi? Eğer bir istikrar programı yaparsa, gerçekçi faiz politikasına dönerse, Demokrasi ve hukukta eskiye dönerse krizin derinleşmesini önleyebilir. Ama en iyi çözüm erken seçimle iktidarın değişmesidir.

TÜİK’in açıkladığı 6 aylık dış ticaret verileri, döviz konusunda alarm veriyor. Geçen yılın ilk 6 ayında 21,2 milyar dolar olan dış ticaret açığı, bu sene yüzde 142 oranında artarak 51.4 milyar dolara yükseldi. Aynı dönemde ihracat yüzde 20 oranında artarken, ithalat yüzde 40,6 oranında arttı. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 83,2’den, yüzde 71’e geriledi.

Bugünkü hükümetin gerçekle ilgisi kesildi. Kendi dünyasında yaşıyor. Ama diyelim ki bu dünyadan çıktı ve ekonomik istikrar programı yapacak veya erken seçim yapıldı hükümet değişti. Ne yapılması gerekir?

********

“YÜZDE 14’LE KREDİ VEREN BANKA YOK”

Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, “Türkiye 20 yıldır faiz, stokçuluk, kredi erişimi konularında konuşmuyordu. Bugün, bunu konuşmamızın tek sebebi enflasyonun yüksek seviyede olmasıdır.” dedi.

Bloomberg HT’ye konuşan Yorgancılar, şunları söyledi: Bugün piyasadaki banka faizleri yüzde 30’dan başlıyor. Firmaların kredibilitesine göre yüzde 50’ye kadar faiz isteyen bankalar var. Geçen hafta açıklanan bir uygulama ile kamu alacaklarının gecikmesi yıllık yüzde 30’a yükseltildi; ama politika faizimiz hala yüzde 14 seviyesinde. Bunun en büyük sıkıntısı enflasyonda. Yüzde 14 politika faizi ile kredi veren bir banka yok. Sadece kamu bankalarında, fatura karşılığında, eğer kredi limitleri açıksa oradan karşılamaya gayret ediyorlar. Türkiye’deki sanayici, esnaf, tüccar sadece kamu bankaları ile çalışmıyor. Eğer bir ülkede üretim yoksa kalkınmak hayaldir. Sanayi üretim endeksinin arttığı yıllarda Türkiye’nin büyümesinin yukarı yönlü geliştiğini görüyoruz. Bu anlamda sanayinin desteklenmesi, moral verilmesi gerekiyor.”

******

“CUMHURİYET TARİHİNİN EN AĞIR KRİZİ YAŞANACAK, ÇOK CAN YANACAK”

Uğur Civelek (Ekonomist)- Sanayicilerle Merkez Bankası arasında geçtiğimiz günlerde gerginlik yaşandı. Merkez Bankası Başkanı sanayicileri döviz toplamakla suçluyor. Sanayiciler böyle bir şey yapmadıklarını, krediye erişemediklerimi söylüyor. Kuru tutmak için faizi yükseltmeyip krediyi kesiyorlar.  Ekonominin nefes almasını çok zorlaştırıyorlar. Bunu yapanlara, kulağı tersten gösterenlere liyakatli yönetim demek çok mümkün değil.

Enflasyon rakamları açıklandı. Sanayicilerle olan tartışmalardan yansıyan izlere bakmakta yarar var. Tüketici Endeksi Fiyatlarını yüzde 80’in hemen altında bırakmışlar. Bu gerçek mi? İstanbul’da tüketici fiyatları yüzde 4’ün üzerinde artmış TÜİK, yüzde 2,37 artmış diyor. Bu pek gerçekçi değil, yüzde 80’in altında olması için oynamışlar. TÜİK’in rakamını burada ciddiye almıyorum ama TÜİK’in oynayamadığı bir alan var: Yurtiçi Üretici Fiyatları. Oradaki manzara korkunç. Son bir yılda yüzde 144 artış var. Temmuz ayındaki artış da yüzde 5’in üzerinde. Yaşadığımız enflasyon talep kökenli bir enflasyon değil, maliyet kökenli bir enflasyon. Ve bu maliyet artışları sanayide çok güçlü bir şekilde geliyor. Yurtiçi üretici fiyatlarına baktığımız zaman bir grup ön plana çıkıyor, ampul gibi sırıtıyor. Enerji fiyatlarında son 1 yılda yüzde 441 artış var. Temmuzda yüzde 18 artış var. Küresel düzeydeki gıda enerji krizi bir yandan içerideki kur depremi bir yandan… Kamunun enerji fiyatlarını daha fazla tutamayıp son 1 yılda yaptığı zamlar perişan ediyor. En önemli maliyet unsuru enerji fiyatlarıdır. Gümbür gümbür geliyor. Kimse tersini söyleyemez: 3 haneli enflasyona koşuyoruz.

Üretici fiyatlarındaki artış, tüketici fiyatlarına aksi yansıyacak. Polisiye önlemlerle artması engellenirse üretim duracak, bambaşka bir kriz yaşayacağız. Karaborsa her yerde dolaşacak, resmi rakamların hiçbir itibarı kalmayacak. Biz çok ciddi bir kırılma noktasındayız. Gelir dağılımı çok hızlı bozuluyor, enflasyon ve işsizlik daha da patlamak üzere.  Sorunlu kredi hacmi rekorlara ulaşacak. Kredi de yok zaten. Nasıl bu kadar büyük, ağır bir krize dönüştürülebilir, bu da ekonomi yönetiminin mucizesi. Finans kesimi, sanayici, tarım krizde. Krizden uzak durmaya çalışan emlak piyasası da anormal bir krize girecek. Ve bunun sorumluları sokağa çıkamaz duruma gelecek. Korku ile rakamlarla oynayarak tehlikeyi olduğunda küçük gösteremezler, hiç çözemezler. Bambaşka bir yaklaşım gerekli.

1 yılda enerji fiyatları yüzde 440 arttıysa TÜİK bunu kamu zamları nedeniyle gizleyemiyorsa, kamu daha fazla bir şey yapamıyorum, diyordur. Sorunu çözemediğini itiraf ediyordur. Bu enerji fiyatları başka bir anlama gelmiyor. Daha çok başındayız. Hiç yaşamadığımız şeyleri yaşamak durumunda kalacağız.

Sanayicilerde bıçak kemiğe dayanmış. Baskılara susarak tepkisiz kalamıyorlar. Canları çok yanıyor. Tarımda, sanayide, hizmet sektöründe durum böyle. Bir yandan enflasyon, bir yandan korkunç bir işsizlik geliyor. Şu anki ekonomi ile siyasi irade seçimi dahi düşünemeyecek duruma sürükleniyor, farkında değil. Hayal dünyasında geziyor hala. Sorunların çeyreğini bile kavrayamamış durumda. BDDK’nın, Merkez Bankasının, diğer kurumların Cumhurbaşkanına sadakati, sorunları ağırlaştıran en önemli faktör. Bu sorumluluktan kaçamazlar.

Küresel koşullar çok olumsuz, bu döneme tedbirli girmemiz gerekiyordu. Biz tam tedbirsiz, olan tedbiri de harcayarak girdik. Kuru tutmaya çalışıyorlardı, tutamadıkları için durmadan enerji zammı yapıyorlar. Dünyada da enerji fiyatlarını yapay yolla bastırmaya, yükselişini önlemeye çalışıyorlar, kalıcı değil. Dünyadaki enerji krizinin en kötüsü henüz görülmedi. Bizde de kurun 20’nin üzerine gitmesini önleyemeyecek çaresiz bir yönetim var. Herkesle çatışıyorlar, kendileriyle de çatışıyorlar çünkü çözüm üretemiyorlar. Liyakati yetersiz insanlarla buraya kadar, daha fazlası olmaz. Ama sorun o kadar büyük ki ve bu sorun için gerekli fedakarlığa katlanabilecek yeterli kesim de bulunamadığı için bu krizin ağırlaşması, ne yapılsa yapılsın önlenemez. Bir yıl önce belki önlenme şansı vardı, artık yok. Artık işsizlikte, enflasyonda çok anormal rakamlar göreceğiz, yaşayacağız. Cumhuriyet tarihinin en ağır krizi olacak. İktidarıyla muhalefetiyle hiçbir siyasi yapı çözüm üretmeyecek. Öyle büyük bir sorun var önümüzde. Pek çok can yanacak, kalan sahalarla devam edilecek. Ama o devam noktası kaç yıl sonra gelecek belirsiz. Bundan sonraki süreç belli değil ama çok can yanacak.