Türkiye her bir insan hakkı itibariyle neredeyse sonuncu

Bu eleştirilerin samimi ve ciddi olması lazım. Söylenenler, samimiyetten uzak, ciddiyetten uzak, tamamen boş şeyler. Kişiler eleştiri haklarını kullanmışlar hatta zaman zaman içeride eleştirilerini yapmışlar ama bunlar dikkate alınmamış, uyarılar dikkate alınmamış. Uyarıları dikkate almayan, danışmayı esas almayan bir anlayış giderek dikta eğilimlerini beraberinde getirir. Bu anlayışı kabul etmek mümkün değildir, üzerinde durulacak bir anlayış da değildir. Ne Babacan için ne Davutoğlu için ne Abdüllatif Şener için ne de Abdullah Gül için… Hiçbirisi için onları söylemeye hakları yok. Kaldı ki kendileri de harekete geçerken Erbakan ve arkadaşlarından kopmuşlardır. İktidar olmak için reel politika yapıyorlar. Ortak emek ve ortak akıl diyorlardı. Ortak akıl hiç işlemedi, ortak emek zaten işlemedi. Emek ne oldu? Onu tanımak ona itaat etmek onun dediklerini yapmak. Bu bir yönetim anlayışı değil bu bir kötü yönetim eseridir. Bunun için bunların üzerinde durmamak ve gündemi bununla meşgul etmemek ve bu konuda yaratılan ortama uymamak lazım.

Türkiye her bir insan hakkı itibariyle dünyada neredeyse sonuncu. Türkiye’nin bu sonunculuk hakkı mıydı? Sonunculuk neyin eseriydi? Kötü yönetimin eseri… Türkiye’de bir felaket var ve kötü yönetimin apaçık eseri. Türkiye’nin bugünkü hali kimin eseri? Kim meydana getirdi? Sebep ve sonuç ilişkisini hep birlikte değerlendirmek lazım. Bu olaylar bu sonuçları doğuracaktı.

Haklı bir rekabet olmalı, haklı bir yarışma olmalı. Hak esas olmalı, adalet esas olmalı.

Siyasi partilerin yarışırken konuşmaları çok önemli. Konuşsunlar, anlatsınlar, dinlesinler, dinletebilsinler. Halk giderek bugünkü yönetimin tutum ve davranışları karşısında güvenden son derece yoksun halde yürüyor. Güven unsuru en önemli sermayedir.

Her gün bir olay yaşanıyor. Bunlara artık şaşırmamak lazım.

Bu söylemler temiz siyasetin ürünü değil. Temiz bir siyaset, temiz bir toplum bu söylemlerden çıkmaz. Bu söylemlerden husumet, tartışma, dalaşma, kavga çıkar. Bunlar çıkmasın istiyoruz. Önümüzde bir fırsat var. Bu fırsat sandıktır. Sandığı iyi kullanmaktır.