Terörle mi mücadele ediyoruz, teröristle mi?

Ülkemiz 40 yıla yakın zamandır PKK terör örgütüyle mücadele ediyor. Bunca zamandır toplumumuzda; bu mücadelenin sadece silahlı mücadeleden ibaret olduğu algısı yaratıldı. 40 yılın sonuna yaklaşırken hala silahlı mücadeleye devam ediyoruz, şehitler veriyoruz ama PKK sorunu hala çözülemedi. Çözülemediği gibi 90’lı yıllarda yurt içinde ve dışında toplam 6-7 bin civarında olan silahlı terörist sayısı 2010 yılından sonra gittikçe artarak 90-100 bine ulaştı. PKK; Irak’ta Kandil’in dışına taştı, Suriye sınırında Sincar bölgesini de kontrolü altına aldı, Suriye topraklarının üçte birini ele geçirdi, Kuzeydoğu Suriye’de siyasi yapılanmasını tamamladı, yönetim sistemini, ekonomik sistemini, güvenlik sistemini ve ordusunu kurdu, daha doğrusu kurduruldu. Biz hala terörist avı yapıyoruz, kaç tane teröristin nerede, nasıl öldürüldüğü haberleriyle oyalanıyoruz. Artık o hale geldi ki; her gün en az bir şehidimizin haberini alıyoruz, hemen ertesi günü 3-5 tane teröristin etkisiz hale getirildiği haberlerini duyuyoruz. Terörle mücadele sanki skor savaşına dönüşmüş gibi…

PKK’nın sadece silahlı terör gruplarından ibaret olmadığını, siyasi, ticari, ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda da faaliyette bulunduğunu, arkasında büyük bir uluslararası destek olduğunu, bunların yanında; başta uyuşturucu, silah ve insan kaçakçılığı olmak üzere pek çok yasa dışı işlerde parmağı olduğunu, yasa dışı faaliyetlerini hem ülkemizde hem de yurt dışındaki ortaklarıyla, yasa dışı suç örgütleriyle birlikte yürüttüğünü, bunlardan çok büyük gelir elde ettiğini, hatta ortaklarının kirli işlerini de hallettiğini konuyla ilgilenenlerin pek çoğunun bildiği kanaatindeyim.

PKK ve ortakları bunları yaparken; demokrasi, özgürlükler, hak, hukuk ve adalet kavramlarını, bölge halkının kültürel değerlerini istismar ederek; toplumumuzda ayrışmayı, kutuplaşmayı ve düşmanlığı da körüklüyorlar. Güneydoğu Anadolu’daki vatandaşlarımıza adım adım özerklik, bağımsızlık ve büyük Kürdistan hayalini empoze ederek propaganda yapıyorlar, beyin yıkıyorlar, taraftar ve militan devşiriyorlar. Böylece hem işlerini yürütüyorlar hem de ülkemizi zayıflatıyorlar.

Bu durumda biz ne yapıyoruz? Sorumlu yöneticilerimiz terörle mücadeleyi sadece askeri operasyonlardan ibaret olarak gösteriyor. Buna inandırılmış vatandaşlarımız; her şehit haberinin ardından üzüntüye boğulurken, ertesi gün verilen “teröre darbe” haberleriyle üzüntüsü hafifletilmeye, intikam duyguları tatmin edilmeye çalışılıyor. Terör örgütünün diğer faaliyetlerini önlemeye, yurt içindeki ve yurt dışındaki desteğini engellemeye, terörden çıkar sağlayanları ortaya çıkarmaya, toplumumuzun bilimsel eğitimini, kültürel değerlerini, birlik ve beraberlik duygularını geliştirmeye, sosyal ve ekonomik imkanları çoğaltarak vatandaşlarımızı PKK’nın etkisinden kurtarmaya yönelik gayret sarf edildiğini göremiyoruz. Aksine kendisi gibi düşünmeyen, eleştiren, PKK’nın istismar ettiği; laiklik, demokrasi, özgürlük, hak-hukuk gibi kavramları savunan herkesi terör yanlısı, PKK destekçisi olarak göstermeye, bundan siyasi yarar sağlamaya çalışan bir zihniyet var. Pek çoğumuz, ülkenin yarısının terör destekçisi olarak suçlanmasının; PKK’nın bölge halkının bir kesimi tarafından herhangi bir siyasi parti gibi algılanmasına neden olduğunu, PKK’nın propagandasına katkı yaptığını, propaganda alanını genişlettiğini göremiyoruz. Muhalefet edenlerden bazıları da terörle mücadelenin sadece silahlı mücadeleden ibaret olduğu algısına kapılmış görünüyor. Terörle mücadelede bunca eksiklik, hata ve duyarsızlık varken; eleştirilerini sadece şehit sayısı üzerinden geliştirmeye çalışıyorlar. Şehitlerimiz gündemde tutulduğu sürece PKK’nın bunu başarı olarak göstereceğinin onlar da farkında değil.

Bu durumda terörle mi, teröristle mi yoksa kendi kendimizle mi mücadele ediyoruz anlamakta zorlanıyoruz. Bence bu şekildeki mücadele terörle değil, teröristle mücadeledir ve sadece güvenlik güçlerimize ihale edilmiştir. Terörle mücadele; terör örgütlerinin bütün kaynaklarını ve bütün desteğini kurutacak, bütün argümanlarını ortadan kaldıracak şekilde birlik ve beraberlik içinde yapılmalı, siyaset üstü bir yaklaşımla ele alınmalı, ortak akılla çareler üretilmelidir. Ülkemizin birlik, beraberlik ve bütünlüğü milli politika haline getirilmeli, neye mal olursa olsun kararlılıkla uygulanmalıdır. Terör örgütlerinin yarattığı ortamdan, terörle mücadeleden siyasi ve maddi çıkar sağlamaya çalışmak vatanımıza ve milletimize yapılacak en büyük kötülüktür. Böyle bir yaklaşım; sadece terör örgütü ve destekçilerinin işine yarayacak, terörün güçlenmesine ve kronik hale gelmesine neden olacaktır.