METAŞ gibi demir çelik tesislerine nasıl çöküldü?

Ege Bölgesi’nin en eski sanayi tesislerinden biri olan METAŞ, 1955 yılında Raşit Özsaruhan tarafından tel halat ve kaynak elektrotu üretmek için kuruldu. Fabrikanın açılışı ise 1957 yılında dönemin Başbakanı Adnan Menderes tarafından yapıldı.

Bir zamanlar çalışan sayısı 2 bini geçen METAŞ, 80’li yılların ortasına kadar, çelik sektöründe ülkemizin en modern ve en büyük sanayi kuruluşlarından biri oldu. Çalışanlarına ödediği yüksek ücret ve tanıdığı sosyal haklar ve yardımlardan dolayı adı küçük Almanya’ya çıkmıştı. (Merhum Raşit Bey, tam bir beyefendi ve işçi babası idi.)

12 milyon TL borç nedeni ile ekonomik krize giden METAŞ, 1990 yılında üretimi durdurup kapandı. Hükümetin sağladığı mali kaynak ile tekrar üretim faaliyetine başlayan METAŞ, 1995 yılında hükümet tarafından, Uzan ailesine ait Rumeli Holding’e satıldı. Tesisi 3 yıl çalıştıran Uzanlar, 1988 yılında üretimi durduruyorlar ve fabrika arazisi üzerinde konut ve AVM yapmak için çalışma başlatıyorlar.

Uzanlara ait İmar Bankasına el konulması sonrasında METAŞ, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından devralınarak yeniden kamuya geçiyor. 2006 yılında yapılan satışla METAŞ’ın Işıkkent’teki demir çelik tesislerini Tanyeri ailesi 40 milyon dolara alıyor ve 17 milyon dolarlık borcunu da ödeyip, 117 milyon dolar yeni yatırımla tekrar işler hale getiriyorlar.

Çer Çelik adını verdikleri tesise yaklaşık 117 milyon dolarlık yatırım yapan aile, ilk başlarda bine yakın işçi istihdam ediyordu. Ancak aile arasında yaşanan tartışmalar ve bozulan demir-çelik piyasası nedeniyle, önce işçi sayısı azaltıldı ve 2009 sonunda tesiste üretim durdu. En büyük hissedar durumunda olan Zeki Tanyeri’nin karşı çıkmasına rağmen, diğer hissedarlar hisselerini 110 milyon dolar bedelle satın alma vaadi ile Erol Evcil ile kira kontratı imzalıyorlar.

Erol Evcil ile Tanyeri ailesinin bazı üyeleri arasında yapılan satış sözleşmesi sürecinde, şirket hisse senetleri, yeddi emin olarak tesisin Erol Evcil’e kiralanmasına aracılık eden avukata teslim ediliyor. (Erol Evcil tarafı ödemeleri yaptıktan sonra hisseler de kendine geçecekti.) Ancak ödemelerde sorun çıkıyor, verilen çekler de karşılıksız çıkınca, aile üyeleri sözleşmeye uyulmadığı gerekçesi ile avukattan hisselerin iadesini istiyor. Ancak avukat taraflar arasındaki hukuki sorunların olduğunu gerekçe göstererek hisseleri iade etmiyor. Yıllar süren onlarca davaya rağmen, Tanyeri ailesinin ikinci kuşak temsilcilerinden Zeki Tanyeri bir daha tesisini geri alamıyor, tesisi geri almak için başlattığı hukuk mücadelesi ise sonuçsuz kalıyor.

Kiracı durumunda olan Erol Evcil, tesisi parça parça söküp satıyor. Zeki Tanyeri malının çalındığı ile ilgili olarak emniyet birimlerine suç duyurusunda bulunuyor, yine sonuç alamıyor. Tesis parçalanıp satılıp yok ediliyor. Günün sonunda, Erol Evcil tartışmalı bir şekilde Ver Çelik’in (METAŞ) İzmir otogarının karşısında yer alan (günümüzde değeri 9-10 milyar TL’ye ulaşan) (5.200 konutluk) 360 dönümlük fabrika arsasının sahibi oluyor.

Erol Evcil’ in ele geçirdiği bir diğer tesis ise Hatay’da bulunan Nursan Çelik oldu. Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşu listesinde olan Nursan, mali sıkıntıya girince üretimini durdurmuştu. Dev tesis ile bir süre sonra Erol Evcil ve ekibi ilgilenmeye başladı. 900 milyon dolar bedelle satın alma vaadi ile kiralandıktan kısa süre sonra Nursan da Evcil’in kontrolüne geçiyor! Evcil ekibinin ‘çöktüğü’ tesislerin asıl sahiplerinin verdiği bilgilere göre 4 tesis için de benzer yöntem uygulanmış. İddiaya göre ilk olarak, mali sıkıntı yaşayan veya üretimi durdurulan tesisin sahipleri ile satın alma vaadi ile kira kontratı imzalanıyor. Kiralama yoluyla tesise girildikten sonra ‘operasyon başlıyor! Ya şirket sahiplerine bir miktar ödeme yapılarak veya başka kişi veya kurumlara olan bazı borçlar temlik alınıyor. Temlik işlemi ile birlikte icra takibi yapılıyor. Tesiste kiracı olunduğu için gelen haciz evrakları kabul ediliyor. Böylece takip kesinleşiyor. Akabinde tesisin hacizden satışına geçiliyor. Bir kısım kamu görevlisi ile ortak çalıştıklarından tüm bu işleri fazla sorun yaşamadan hayata geçiriyorlar. Bu arada, Erol Evcil’in kontrolünde bulunan tüm demir çelik tesisleri aynı zamanda en çok vergi borcu bulunan şirketler listesinde. Söz konusu tesisleri kontrolüne alan Evcil’in vergi, SGK primi gibi kamuya yapılması gereken ödemeleri yapmadığı kaydediliyor. Ankara Emniyet Müdürlüğü koordinesinde yürütülen demir yumruk operasyonunda aralarında, Erol Evcil’in liderliğini yaptığı 3 örgüte yönelik operasyon sonrası yetkililer tarafından yapılan açıklamalardan öğreniyoruz ki kontrol ettikleri demir çelik tesislerden % 10-12 komisyon karşılığı 100 milyar TL 1ik naylon fatura işi yaparak kamuyu 27 milyar TL zarara uğratmışlar. Evcil’in el koyduğu tesisler nedeni ile binlerce kişi de işsiz kaldı. Ve bu İşçiler maaşlarını, kıdem tazminatlarını alamadılar.

Çökülen demir çelik tesislerinden, ödenmeyen SGK primlerinden, vergilerden, kesilen 100 milyar TL naylon faturalardan dolayı kamunun 27 milyar TL kaybından sadece Erol Evcil mi sorumludur? Bence değil.

  1. Ülkemizde demir çelik fabrikalarına çökme ile ilgili konular uzun yıllardır kamuoyunda tartışılıyor, bu konuda çok şey yazıldı, söylendi. Bu işletmelerde usulsüz işlerin yapıldığı, naylon fatura kesildiği bilinen bir konu idi. Operasyon yapmak için niçin bugüne kadar beklendi ve kamunun zararının bu derece büyümesine göz yumuldu?
  2. Naylon fatura işi yaptığı bilinen bu işletmeler, niçin ilgili vergi daireleri tarafından denetlenmedi? Malına çökülen mağdurların yetkililere ve emniyete yaptığı başvurular, niçin dikkate alınıp sonuçlandırılmamıştır? Mağdurların tesislerini geri almak için açtıkları davalarda, niçin yıllarca sonuçlandırılmadı? Neticede demir çelik tesislerine yasadışı grupların çökmesinin asıl sorumlusu, denetim görevini yapmayan, kamu kurumları ve görevlileridir.
  3. Demir yumruk operasyonu sağlıklı bir şekilde yürütüldüğünde ve tüm boyutları ile araştırıldiğinda, çok sayıda kamu görevlisinin de işin içinde olduğu ve kamu kurumlarının inanılmaz ölçüde çürüdüğü ortaya çıkacaktır. Şahsi kanaatim Sezgin Baran Korkmaz olayında olduğu gibi, demir çelik tesislerine çökme olayının tüm boyutları ile soruşturulmamasına ve bu işe karışan kamu görevlilerinin tespit edilmesine izin verilmeyecektir. Bu nedenle, demir yumruk operasyonundan kayda değer bir sonuç çıkmayacaktır. Mağdur olanlar, mağdur oldukları ile kalacaklardır. İnşallah yanılır ve özür dilerim.