Gelinkaya, Kekliktepe, Urla…

Gelinkaya hakkında “dünyanın çeşitli yerlerinde görmediğim kadar güzel bir deniz” dedim diye eleştiri aldım.  Türkiye’de, Ege’de Adria’da benzerleri ve hatta rengi ile daha güzelleri bolca var. Gelinkaya’yı sıradışı yapan, insan eliyle yapılan bir burun ile küçük bir, çeyrek lagoon oluşması ve çoğu poyrazda bile sakin ve rahatça girilecek bir deniz olması.

Bu lagoon fikrini keşke Atlantik ve Pasifikte kıyısı olan tüm ülkeler benimseler ve yapsalar. Biraz Akdeniz ve Ege’yi sahillerine getirebilirler! (Bakınız:  Costa Rica needs 300 Lagoons)

Gelinkaya’da bir sürü başıboş köpek var ve yoğurt kabına “hayırsever” vatandaşlarca konulmuş kuru ekmek, köpek yemi vs.  “Ayol ben ne kadar iyi kalpliyim, zavallı köpekleri, kedileri besliyorum!”

Ayni sığ zihniyet lokantada masadan kediye bir parça balık atarak da kendini gösteriyor.

Buraya bu hayvanların pisliklerinin resmini koymuyorum, keyfiniz kaçmasın.

 

Ama Gelinkaya’dan son bayram günü bir resim. Bir aile 4 gün önce serilen ve bayram boyunca da sulanan çimenin üstüne masasını kurmuş Oh, müstemleke valisi ve ailesi, sanki. Özel bahçende kur be kardeş. Ama kamu alanında yeni serilen çim, sen masa kurunca, öbürü masa kurunca 3 gün sonra kuruyacak. Bu kadar düşüncesiz olunur mu? Türümüz öyle.

****

Keklik Tepe bir mevkii ismi. Kekliktepe Caddesi ve Kekik Sokak isimlerini 22 yıl önce Belediye’ye bir dilekçe vererek önermiştim, kabul ettiler. İlk tabelaları yaptırıp koydum. Kekliktepe Caddesi başında bir tabela hâlâ duruyor. Sekiz – on yıl kadar sonra Belediye İzmir’e bağlanınca Büyükşehir yeni tabelalar koydu. Kekliktepe artık tüm yöreye verilen isim haline geldi. Herhalde ve belediyenin koyduğu rayiç bedellere ve alım satım ücretlerine bakınca sanki ülkenin en muteber (veya in!) mahallelerinden biri oldu!

İyi de, “Kablo internet” yok! Elektrik trafodan. Dağıtım şirketi, trafoları almak zorunda ama bir (1)TL’ye alıp sana on binlerce TL yeni kablo ve ruhsat, proje maliyeti çıkartıveriyor. Bir sürü direk ve direkte trafo kirliliği güzelim manzaranın içine ediyor! Yeraltı elektrik dağıtımı yok.

Kanalizasyon yok! Foseptik ile idare et, sonra kanalizasyon döşenince ayrı fatura çıkar merak etme, yollar da berbat olur!

Belediye suyu çoğu evde yok. Kuyu suyu yeter sana. Su gelince ayrıca yola delik aç. Ayrı bir fatura kes!

Önce Manzara Caddesi sonra Dr. Mustafa Reşit Aydın Caddesi ismi verilen otoyol gişelerinden eski Çeşme yoluna giden asfaltta bolca delik, istersen aks kırabilirsin!  Kaçak inşaat denetimi yok. Tabela denetimi yok. Varsa da hep göstermelik. Bu bahçe atıkları, abuk tabelalardan edinilen gelir ile iki denetim ekibinin maaşı yeterince çıkar ve Belediye’ye de gelir olur. On yıl önce yazılan ve Sabah gazetesinde basılan bir yazı:

https://mahmuttolon.wordpress.com/2021/02/02/7967/#more-7967

Aslan Urla! Gelin kardeşler gelin!