Ekonomi, pandemi ve yeni pandemi endişeleri!

SARS-CoV-2 Pandemisi, tüm sektörlerde deyim yerindeyse tam bir blokaja yol açtı. Doğrusu kimse, Çin’in Hubey isimli eyaletinin büyükçe sayılabilecek bir kenti olan Vuhan’da ilk kez tespit edilen 200 nanometrelik bir virüsün dünya ekonomisini kilitleyeceğini düşünmüyordu!

Şimdilik 583.344.800 infekte hastanın yanında, 553.894.226 dünya vatandaşı hastalığı atlatmış durumda. Hastalık nedeni ile hayatını kaybedenler de 6.422.569 kişi.

Pandeminin tahribatının tam bir faturasını çıkarmak, gelecekte yapılacak yıllara varan bir çalışmaların dökümünü gerektirecektir. Sadece ABD’de 50 milyona yakın işsiz ve Almanya’da ise çeyrek trilyon Euro maliyetler şimdiden dile getiriliyor. Modern iktisat tarihinin krizleri için herkesin ezbere bildiği 1929 Küresel Buhranı ile kıyaslanmayacak büyüklükte bir maliyeti deklare eden ekonomistler var.

Salgın süresince, devletin sosyo-ekonomik rolü ve devlet-sermaye ilişkilerinin yeniden yapılanmasından başta gelişmiş ülkeler olmak üzere tüm Dünya ülkelerinin sağlık sistemlerinin yetersizliğine ve sosyal izolasyonun yarattığı sorunlar için çevrimiçi çözümler geliştirilmesinden dijitalleşme süreçlerinin hızlandırılmasına kadar küresel ekonomik dinamiklerin yeniden tanımlandığı bir peryodu insanlık yaşadı ve yaşamaya devam ediyor.

Herhalde önümüzdeki yıllarda Dünya ekonomi tarihini yazanlar, Asya Kaplanlarının lideri Çin’in bir tür küresel fabrika olma özelliğinin bu pandemi ile geriye sardığını da yazacaklardır. Çünkü tüm batı sermayesi ülkelerinin başat küresel firmalarının yatırım ve üretim tesislerini tekrar kendi sınırlarına çekmek için muazzam teşvik fonları oluşturdular.

Gelinen noktada hepimiz cerrahi maskeler ve vantilatörler gibi spesifik tıbbi araç gereçler şeklinde nitelendireceğimiz materyallerin tedarikinin önemli bir stratejik uluslararası konu olabildiğini gözlemledik. Kamu Sağlığı altyapısının sadece aşı üretimi için değil küresel sağlık probleminden ülkenin en az hasarla çıkması için ne kadar büyük öneme haiz bir konu olduğunu da…

Bu günlerde, Covit salgını geride bırakmadan yeni bir pandemik potansiyel hastalık olarak Maymun Çiceği korkusu ortaya çıktı. Doğrusu, memeli sınıfındaki 40 bin virüsün dolaşımda olduğu ve bunun da yaklaşık üçte birinin son pandemi etkeni SARS-CoV-2 gibi değişim potansiyeline sahip virüsler olarak insanlara bulaşabileceği düşünüldüğünde, bu tür haberlere şaşanlara şaşmak içten bile değil. Bu kapsamda, geçen ay İngiltere orijinli takip edilen 300’e yakın bir tür hepatit kliniği ile süren gizemli virüs haberleri ile bir zamanlar ölümcül seyretmesi ile endişeleri arttıran Ebola virüs vakaları hemen akla gelebilir.

Nihayetinde tüm bu salgına dair gelişmelerin kök nedeni belli: Global iklim değişiklikleri, habitat daralması ve küresel ısınma, birçok coğrafyayı yaşanmaz hale getirdiğinden, o bölgelerde çağlar boyu yaşayan canlılar, göç etmekte ya da yaşadıkları ortamlara yeni canlılar gelmekte ve ilk kez birlikte yaşam sürdürme deneyimine maruz kalmaktalar. Doğal olarak da vücutlarındaki mikroorganizmalar, türler arasında aktarım ve değişim sürecinin içine girmekte. Halihazırda, bu tür etkenlerle oluşan 100 kadar potansiyel infektif hastalık, Dünyanın saygın merkezlerinde takip edilmekte. Yani riskler artmakta, birçok hastalık insanlığın gündemine hiçbir çağda olamadığı kadar sıklıkla gelecek gibi görünüyor.

Maymun Çiceği Virüsü konusuna dönersek, orijininin Orta ve Batı Afrika’da olduğunu ve endemik yani o bölge ile sınırlı bir virüs olduğunu, en az elli yıldır biliyoruz. İsmi monkeypox yani maymun çiçeği virüsü olarak kabul edildi. Şimdilik, 75 ülkede 16 binden fazla maymun çiçeği vakası rapor edildi ve bu hastalık nedeni ile ölenlerin sayısı da 5’e ulaştı.

Birleşik Krallık Sağlık Güvenliği Ajansının (UKHSA)  Klinik Enfeksiyonlar Direktörü Dr. Colin Brown “Şimdilik genel halk için bir riskin çok düşük olduğunu ‘’ vurguluyor ama WHO Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus aynı fikirde değil! Vakaların test ile belirlenmesinde yaşanan zorluklar nedeni ile önemli sayıda hasta kişinin kayıtlara geçmediğinden endişe ediyor ve Ağustos ayının ilk haftasında, 88 ülkede 27 binin üzerinde maymun çiçeği virüsü vakasının olacağı tahmininde bulunuyor!

Yine de doğal rezervuarı primatlar ve kemirgenlerin yanı sıra sincaplar da olan, gerek zor bulaşması ve gerekse mutasyon ve varyasyon yetenekleri sınırlı bir virüs olması nedeniyle, Maymun Çiçeği Hastalığının, CoVit-19 pandemisi gibi küresel bir halk sağlığı problemi yaratması zor görülüyor. Umarız insanlık, küresel iklim değişiklikleri ve habitat daralması ile baş eder de birçok potansiyel tehlikeli ve öldürücü zoonotik mikroorganizmal enfeksiyonların pandemik hale gelmesi önlenir!