Dünyayı güzelleştirmeyi hedefliyor

Dünyanın güzellik devleri arasında sayılıyor L’Oréal… Bu önemli kuruluşun Türkiye Ülke Müdürlüğü bir Türk kadınına emanet edildi geçtiğimiz dönemde. Onu en yakından tanıyan dostlarımızdan biri “muhteşem bir atama” diye değerlendirmişti bu gelişmeyi… Sinem Sandıkçı Gökçen’den bahsediyoruz. ODTÜ mezunu şirkette basamakları tek çıkarak bu göreve yükseldi. Kurumsal İletişim Direktörü olduğu dönemde “Herkes için Güzellik” misyonu ile hareket etmişti. Herkes için güzellik kavramı bugünlerde sosyal sorumluluk projeleri ile yaygınlaşıyor.

Doğayı korumak, kadınların iş hayatındaki yerini önemsemek ve su kavramı gibi önemli mesajlar içeren sosyal sorumluluk projeleri konusunda konuşmadan önce L’Oréal Türkiye Genel Müdürü Sinem Sandıkçı Gökçen şirketin ekonomiye yönelik durumunu şu sözlerle özetliyor:

“Biz Grup’un en büyük 20 ülkesinden biriyiz, ülke olarak sunduğumuz katkıları; büyümeyi sağlamak, inovasyonlara öncülük etmek ve yetenek havuzu olarak geleceğe katkı sağlamak olarak sıralayabiliriz. Türkiye’nin taşıdığı önem, bize yeni dönem planlarımızı hayata geçirme yolunda güç veriyor. Bulunduğumuz kategorilerde yüzde 25 pazar payı ile Türkiye’de açık ara pazar lideri konumunda yer alıyoruz, güzellik trendlerine, sektöre ve sektörün iş yapış şekillerine öncülük ediyoruz. İşimizin hacmini, her birkaç senede bir ikiye katlıyoruz. Globale baktığımızda 2001 yılı için güzellik pazarı büyümesi yüzde 8 iken, L’Oréal Grup büyümesi yüzde 16 olarak gerçekleşti. Güzellik pazarının genç nüfus, dijitalleşme hızı ve güzelliğe olan ilginin artışı ile çok ivmelendiği Türkiye’de ise 2021’de yüzde 30 büyüyen güzellik pazarını büyüten şirket olarak, pazar büyümesinin 2 katından daha fazla büyüdüğümüzü ve 35 yıllık tarihimizin en büyük büyüme oranına ulaştığımızı iletebilirim.”

Evet 35 yıllık tarihin en büyük büyümesini gerçekleştiren Sinem Sandıkçı Gökçen daha sonra sürdürülebilirlik konusundaki adımları aktarıyor şu sözlerle:

“Beş başlık altında, yenilikçi ve cesur taahhütler ortaya koyuyoruz. İklim konusunda 2025’te tüm üretim tesislerimizin yüzde 100 yenilenebilir enerji kullanarak karbon nötr olmalarını hedefliyoruz. Su alanında tüm formüllerimizin su eko-sistemlerine saygılı olmasını garantileyerek, endüstriyel süreçlerde kullandığımız suyun yüzde 100’ünü yeniden kullanıma kazandırmış olmayı ve tüketicilerimizin ürün kullanımı için olan su tüketimlerini yüzde 25 azaltmayı taahhüt ediyoruz. Gjosa isimli start up’la geliştirdiğimiz akıllı teknolojili su başlığı ile saçımızı durularken harcadığımız suda yüzde 65 tasarruf sağlıyoruz. Biyo-çeşitlilik için 2030’a kadar içerik ve ambalaj malzemelerimizin yüzde 100’ünün sürdürülebilir kaynaklardan elde edilecek ve takip edilebilir özellikte olacak. Bunların hiçbiri ormanların tahribatına yol açmayacak. Doğal kaynaklar alanında 2030 yılı itibariyle formüllerimizdeki içerik maddelerimizin yüzde 95’i biyolojik temelli olacak, minerallerden veya döngüsel süreçlerden elde edilecek. 2025 yılına kadar plastik ambalajlarımızın yüzde 100’ünü yeniden doldurulabilir, yeniden kullanılabilir, geri dönüşüme kazandırılabilir hale getireceğiz. Üretim tesislerimizdeki atıkların yüzde 100’ü geri dönüşüme ve yeniden kullanıma kazandırılacak. İş eko-sistemi alanında programın etkisini büyütmek ve tüm değer zincirimizi kapsamak için ana müşteri ve tedarikçilerimizi programa katkı sağlamaları için dahil ediyoruz ve onlarla belirlediğimiz ortak hedeflere gidiyoruz. En önemlisi tüketicilerimizin daha bilinçli ve sürdürülebilir tüketim seçimleri yapabilmeleri için ürünün sosyal ve çevresel faydasını görebilecekleri şeffaf etiketleme sistemini hayata geçireceğiz. Toplumun dezavantajlı kısmından gelen 100 bin kişiye istihdam sağlayacağız. 3 milyon kişi markalarımızın sosyal programlarından (suya erişim, eğitime ve mesleki eğitime erişim gibi) yaralanıyor olacak. Dünyanın acil sorunlarının çözümüne katkı sağlamak için kadınların güçlendirilmesine ve doğanın yenilenmesine 150 milyon Euro fon ayırmış durumdayız. Türkiye’de tüm bunlara ek olarak, ülkemizde de giderek artan kuraklık tehdidine karşı İstanbul Üretim Tesisimizi “suyu geri dönüştürerek kullanan su dostu fabrika”ya dönüştürerek her yıl 10 milyon litre, “53 bin İstanbullunun 1 günlük su tüketimine eşdeğer” su tasarrufu sağlamayı hedefliyoruz.”