Yap/Yaptım tahterevallisi, seçimlerde AKP’yi ve Erdoğan’ı kurtarabilecek mi?

Normal zamanında yapılacak seçimlere 10 aylık bir süre kaldı. Siyasi partiler ve ülkedeki genel atmosfer 2023 yılı Haziran ayındaki seçimler için “erken bir seçim sathı” havasını andırıyor.

Siyaset bilimcilere göre şu andaki seçim atmosferinde Cumhur İttifakı partileri, halka “yeni bir hikaye” sunmakta zorlanıyor ve halk desteğini her geçen gün kaybediyor. Millet İttifakı partileri ise etkinliklerini arttıran bir tablo çiziyor. Ülke gündemini belirleme üstünlüğünün muhalefete geçmesi icraatlarda da görülüyor. AKP’nin “Onlar konuşur, AK Parti yapar” sloganının yerini, halk nezdinde “Kılıçdaroğlu söylüyor, Erdoğan yapıyor” almışa benziyor.

Yılbaşındaki fahiş elektrik zammını geri çektiren CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, AKP hükümeti üzerindeki baskılarını arttırdı. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talep ve vaatlerde Kılıçdaroğlu’na “yetişme ve öne geçme” telaşı gözleniyor. Kılıçdaroğlu 10 Temmuz’da sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada öğrencilere uygulanan faizin kaldırılmasını istedi. Bir öğrencinin aldığı 41 bin liralık öğrenim kredisine 152 bin lira çıkan geri ödemeyi paylaşan Kılıçdaroğlu, “Faizli KYK borçlarını ödemeyin! Bir sene içinde iktidara geliyoruz; sözünü verdiğim gibi, sizden sadece anapara talep edilecek, o da iş bulduğunuzda” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu’nun çağrısı sosyal medyada çağrı bulurken hükümet de duyarsız kalamadı. Erdoğan, 18 Temmuz’daki Kabine toplantısı sonrası sonrasında KYK vaadini açıkladı. Erdoğan açıklamasında “Toplamda 26 milyar TL’lik bir yükü gençlerimizin üzerinden alıyoruz. 3 milyon 157 bin gencimizin öğrenim kredisi sorununu kökten çözüyoruz. KYK geri ödemelerinde faiz ve enflasyon farkı olmayacak. Alınan kredi anapara üzerinden ödenecek. Bu uygulamadan hala kredi geri ödemesi yapan bütün gençlerimiz faydalanacak” dedi.

Teşekkürler Kılıçdaroğlu’na gitti

Erdoğan’ın, mezun öğrencilerin KYK kredi borcuna ilişkin sadece anaparanın ödeneceği duyurmasının ardından “Teşekkürler Kılıçdaroğlu” etiketi sosyal medyada gündemin ilk sırasına yükseldi.

Kararı alan Erdoğan ama onu seçim vaadiyle zorlayan Kılıçdaroğlu; sonuç halka yarıyor. Benzer durum daha önce başka konularda da oldu. Bu aslında Erdoğan’ın 20 yıllık iktidarında çok sık karşılaşılan bir durum değil. Genellikle muhalefetin vaatlerine kulak tıkayan Erdoğan, muhalefetin ilk vaadini 2018 yılı seçimlerinden önce yerine getirdi.

Kılıçdaroğlu’nun dini bayramlarda emeklilere bir maaş ikramiye sözünün ardından; iktidar, 1000 lira ikramiye verilmesi kararını aldı. Elektrik faturalarında TRT payının kaldırılması konusu yine Kılıçdaroğlu’nun vaadiydi. Birkaç gün sonra Kabine kararıyla kaldırıldı. 3600 ek gösterge konusu da Millet İttifakı’nın dile getirdiği vaatlerden biriydi. Taşeron işçilere kadro, asgari ücretin enflasyonun üzerinde artırılması konularında da muhalefetin vaatleri arasındaydı.

EYT sırada…

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın 18 Temmuz’da KYK ile ilgili açıklamasının ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Emeklilikte Yaşa Takılanların (EYT) uzun süredir dile getirdiği sorunla ilgili “EYT loading” diyerek bir tweet attı.

Konuyla ilgili talepleri daha önce birkaç kez çok net reddeden Erdoğan, “Erken emekli olacak, çalışmaya devam edecek. Yani çift dikiş” diyerek karşı çıkmıştı.

Kılıçdaroğlu, EYT için “Loading” demişti, yani yükleniyor.  Oradan da bir karar çıkacağa benziyor. Çünkü Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, “Bu konuda bir çalışma grubu kuruldu. EYT meselesi gündemimizde” dedi.

İstanbul Sözleşmesi ve KHK’lar

Türkiye, geçtiğimiz yıl, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile İstanbul Sözleşmesi’nden çekildi. Danıştay 10. Dairesi, kararın iptali istemine ilişkin yapılan başvuruları reddetti.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Sözleşmesi ile ilgili “Bu millete sözüm var. İktidar olduğumuzda, Allah’ın izniyle, halkın takdiriyle olacağız, ilk bir hafta içinde, hatta 24 saat içinde İstanbul Sözleşmesi’ni tekrar yürürlüğe koyacağız.” ifadelerini kullandı.

15 Temmuz darbe girişiminin ardından KHK ile memuriyetten atılanlara ilişkin, CHP lideri Kılıçdaroğlu sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda önce “Çağrınızı işittim sevgili KHK’lılar. Hiç merak etmeyin. Sırada KHK sorunu var. Onu da biz çözeceğiz” ifadeleriyle “Loading” yazan bir tweet attı.

ÖTV kaldırılır mı?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımla halka araçların pahalı olduğunu belirtip “Birkaç ay araç almayı ertelerseniz, Bay Kemal olarak sözümdür: İkinci el araba parasına, sıfır araba aldıracağım sizlere” dedi. Kılıçdaroğlu’nun bu açıklamasından saatler sonra, Erdoğan’a motorlu araç ÖTV oranları ve matrahlarının alt ve üst sınırlarını 3 katına kadar artırma ve sıfıra indirme yetkisi tanındı. Şimdi gözler, Erdoğan’a çevrildi.

 

**********

“YAPILANLARIN SAMİMİ OLUP OLMADIĞININ TESTİNİ HALK YAPACAK”

Ertuğrul Yalçınbayır (Eski Başbakan Yardımcısı)- Seçim öncesi yapılan işler fevkalade geçici ve aynı zamanda haksız oy teminine yönelik işler. Burada sistemi sorgulamak lazım. “Ben ne yapayım da seçimi kazanayım?” anlayışı fevkalade yanlış. Hem insanlar hem de gruplar kendilerini kınadıklarını, kınayabildiklerini bir görsünler. Evrensel kurallar buna dair ilkeler ve uygulamalar karşısında neler yaptıklarını neler ettiklerini görsünler. Milletin önüne bunlarla çıkmak yerine milletin önüne doğruları söyleyerek, durum etki analizlerini yaparak çıkmak en sağlıklı iş. İktidarıyla, muhalefetiyle… Emanet olan bir işi yapıyorlar kınandıklarını bilsinler. Hesap vereceklerini görsünler. O hesap sandıktır. Sandık bu tür çalışmalarla kazanılmaz. İleriye yönelik işler değil bunlar, bunlar günlük ve seçim kazanmaya yönelik işler. Türkiye’nin en önemli konusu şu anda haksız oy teminiyle seçim kazanmaya yönelik çalışmalardır.

İnsanlar bilgilendirilmiyor, insanlar bu yolla kandırılıp oy vermeye gönderiliyor. İnsanların hakkı bu değil. İnsanlar da oy verirken seçimi kazanmaya yönelik mi, değil mi bunlara baksınlar. Bunların birçoğu bizim demokrasimizin zafiyeti.

Muhalefetin yaptıkları uyarıdır. Uyarı beraberinde önerisini de getiriyorsa anlam taşır. O öneriler samimi midir? Değil midir? Bu samimiyet testini de halk yapacak. Halk şu anda muhalefetin dile getirdiklerini, muhalefetin söylediklerinin peşinden iktidarın yaptıklarını somut olarak görmek ve samimiyeti test etmek istiyor.

İktidar ve muhalefet samimi olmadıkça halka kendilerini ikna edemez. Bunun için aldatmaya aldanmaya kalkıyorlar. Aldatma ve aldanma siyasetin en önemli unsuru haline geldi. Yoksa anlama, anlatma, dinleme gündemde değil. İnsanlar vicdanlarına sorsunlar. Neyle gelindi, ne yapıldı, ne söz verildi? Ne emanet edildi? Emanete ne ölçüde riayet edildi?

Bu konularla ilgili şikayetler her zamankinden çok fazla, bu şikayetlerin yoğunluğunu alınması, yolsuzluk, yoksulluk, yasaklara ilişkin halkın bunları dikkate alması, geçmişte yaşananların göz önünde bulundurulması gerekiyor. Halkın şikâyetleri çok fazla arttı. Halkın şikayetlerine çözüm bulacak olanlar, derman olacak olanlar, devayız diyenler lütfen ilkelerini uygulasınlar. Türkiye bir değişim içinde, eşiğinde bu değişimin bu fırsatın adresi, zamanı sandıktır. Zaman geçiyor. İlerleyen her zaman Türkiye’nin aleyhinedir. Halkın şikayetlerini hep birlikte görüyoruz. Mutfağın, öğrencilerin, fertlerin şikayetlerini görüyoruz Hüsrana gitmemek için son derece dikkatli olmak lazım. Halkı bu konuda iyi bilgilendirmek, güvenilir olmak siyasetin en önemli sermayesidir.

**********

“BU BİR TÜKENMİŞLİK SENDROMUDUR”

Hüsnü Erkan (Prof. Dr.) – Ülkemiz Cumhuriyet tarihimizin en köklü krizini yaşamaktadır. Üstelik bu kriz sadece ekonomik de değildir. Ülkemiz siyasetten, ahlak, değerler ve inanç sistemlerine kadar yozlaşmış bir uygulamanın içine sürüklenmiş bulunuyor. “Fiyatları tayin eden Allah’tır”, ya da “Bize bunu Allah yaptırıyor” diyecek kadar, kutsal din ticaret ve siyasete alet ediliyor. Toplum siyaset uğruna kutuplaştırılıyor. Nepotizm, yolsuzluk ve mafya ilişkileri medyanın gündemini oluşturuyor. Ülkeyi uçurmak iddiası ile tek adam yönetimi getirenler, ülkeyi bir uçuruma uçuruyorlar. Enflasyon önlenemez oldu. Eğitimli insanlarımız ve gençlerimiz gelecek umutlarını kaybedip yurt dışına gidebilme planları yapıyorlar. İşte böylesi bir ortamda tek adam yönetimi, yaptığı bilim ve çağ dışı uygulamalar nedeniyle artık ülke sorunlarını çözme ve kontrol etme gücünü kaybetmiş bulunuyor. Toplum yaşadığı sorun, kriz ve yoksullaşma nedeniyle İktidarı oluşturan Cumhur İttifakı’na olan desteğini çekiyor. Taban desteğinin eridiğini gören ittifak, toplumda yankı ve destek bulan muhalefetin çözüm önerilerine sarılmak zorunda kalıyor. Asgari ücret uygulamasından öğrenci kredi borçlarına uygulanan faizlerin silinmesine, emekli ikramiyelerinden ÖTV uygulamalarına veya 3600 gösterge ve yaşa takılanlara ilişkin konularda muhalefet çözüm olarak ne önerirse, buna sarılmak zorunda kalıyor.  Bu durum iktidar açısından bir tükenmişlik sendromu olup; artık çözüm üretme kapasitesinin kalmadığının bir göstergesidir.

Cumhur İttifakı’nın tükenmişlik sendromuna düşmesinin iki temel nedeni bulunuyor. Birinci neden tüm uygulamalarında aklın ve bilimin yol göstericili yerine, akıl dışı keyfi uygulamaların artık her alanda önüne geçilemez boyuta ulaşmasının geçerlilik kazanmasından kaynaklanıyor. Bu durumun yarattığı ortam ve algı, iktidarın yarattığı baskı ve korku nedeniyle, toplumun belli kesimlerinde “haşlanmış kurbağa” olma durumu yaratıyor. Akıl ve bilim dışı uygulamalarla el ele giden ikinci neden ise, tek adam yönetiminin getirdiği merkezden yönetim sistemidir. Tek adam yönetimi küçük grup yönetimlerinde bir yere kadar, yarattığı tek ses nedeniyle kısmi başarı sağlar. Ancak büyük birim ve toplumlarda, üstelik değişim ve yenilik isteyen toplumsal yapılanmalarda asla başarı sağlayamaz. Günümüzün karmaşık ve çok boyutlu toplumsal sistemlerinde, bu yüzden ademi merkeziyetçi ve yasalar bağlamında özgür karar verme sorumluluğu ile donatılmış kurumlar eliyle yönetim ve kararlar alınır. Ülkemizde, Meclis ve bakanlıklar ile özerk veya bağımsız olması gereken kurumlar yanında Yargı Kurumu bile kendi özgür karar verme yetkisi yerine talimatla yönetilir, uygulama birimine dönüştürülmüş bulunuyor. Bu yüzden hiçbir karmaşık ve çok boyutlu olay yeterince akıl, bilim, deneyim ve çoğul aklın süzgecinden geçme ve yasanın verdiği sorumluluğu sağlıklı ve tutarlı biçimde uygulama şansı bulamıyor. Tek adam yönetiminin talimatları veya beklentileri dışına çıkamıyor. Böylesi bir durum çözüm üretmek yerine sorun ve çözümsüzlük üretmeye devam edecektir. Aklın ve bilimin yol göstericiliğinde, toplumun yetiştirdiği nitelikli insanlarla, toplumsal sorumluluk, demokrasi özgürlük, eşitlik, adalet, uzlaşı ve ortak akıl değerlerine dayalı çağdaş uygarlığın sistem ve yapılarına etkinlik kazandırmak gerekiyor. Bu da ancak, bugünkü durumdan ders çıkarmış partilerin kazandığı yeni bir seçim ve iktidardan geçiyor.

 

*********

“YAPANA DEĞİL, YAPTIRANA BAK!”

Mehmet Şakir Örs (Gazeteci / Yazar) – Ülkemizde yaşanan ağır ekonomik, sosyal ve siyasal sorunlar, halkın dar ve sabit gelirli büyük çoğunluğunu adeta bir cendereye sokarken; zaman zaman halkın beklentilerini ve taleplerini dikkate alan kimi uygulamalar da hayata geçiriliyor. İşte bu olumlu kararlar ve uygulamalar, bin bir sıkıntı ve zorluk yaşayan insanımıza, bugünlerde bir nebze de olsa nefes aldırıyor.

Yalnız dikkati çeken en önemli husus, bu olumlu kararların ve politikaların öncelikle ana muhalefet lideri / CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve muhalefet sözcüleri tarafından gündeme getiriliyor olmasıdır. Siyasal alanda moral ve psikolojik üstünlüğü ele geçiren Millet İttifakı ve muhalefet bloku, adeta iktidarın ensesinde boza pişirircesine, vatandaşın taleplerini gündeme taşımakta ve takipçisi olmaktadır. Bu durum da vatandaşın / halkın dikkatinden kaçmamaktadır.

Hani halk arasında yaygın olarak bilinen ve kullanılan bir deyim vardır; insanımız ‘yapana değil, yaptırana bak’der; İşte tam da o hesap! Bugünlerde vatandaşın işine yarayacak, onu rahatlatacak kimi kararlar ve uygulamalar, muhalefetin baskısıyla / takibiyle olmaktadır. Bu durum, en azından günlük hayatın içinde vatandaş tarafından böyle görülmekte ve böyle algılanmaktadır. Dolayısıyla, vatandaşın teşekkürleri ve takdirleri de muhalefete gitmektedir!

Son dönemde öğrencilerin KYK faizlerinin silinmesinden, asgari ücretin yükseltilmesine ve emeklilere bayram ikramiyesi verilmesinden 3600 ek göstergeye kadar birçok konuda muhalefetin, özellikle de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun önerileri uygulanmak zorunda kalınıyor. Doğal olarak bütün bu uygulamaların siyasal primi de başta Kılıçdaroğlu ve CHP olmak üzere, Millet İttifakı’nın ve muhalefetin hanesine yazılıyor. Ana muhalefet lideri Kılıçdaroğlu, şimdi de EYT sorunu ile araçta ÖTV indirimi konularını öncelikle ve ivedilikle gündeme taşıyor.

Bu saatten sonra iktidar tarafından böylesi adımlar atılmasının, Cumhur İttifakı’na / iktidar blokuna sandıkta başarı getiremeyeceğini düşünüyoruz. Çünkü vatandaş, tam da seçime gidilirken bu adımların atılmak zorunda kalındığının ayırdındadır. 20 yıldır iktidarda olanların, bunları niye zamanında yapmadıklarını sorgulamaktadır. Bu nedenle, seçim öncesi ‘oy hesabı’ yapılarak atılan kimi olumlu adımlar, siyaseten; bunları gündeme taşıyan ve sıkı takipçisi olan ana muhalefet lideri Kılıçdaroğlu’na, Millet İttifakı’na ve genel anlamda muhalefete yaramaktadır. Bir anlamda iktidar, ister istemez Kılıçdaroğlu’na ve muhalefete çalışmakta, siyaseten onların yelkenlerini şişiren / şişirecek bir rüzgâra vesile olmaktadır!