İktidar, tıpkı Titanik gibi

Son haftalarda Gözlem’deki yazılarımızda, ağırlıklı olarak muhalefet ve muhalefetin tutumu / yol haritası ile ilgili değerlendirmelerimiz yer aldı. Bu haftaki yazımızı ise, iktidara ve özellikle de iktidarın gidişatına ayırmak istiyoruz.

İktidarın görünümü, adeta Titanik’i çağrıştırıyor!

Ünlü Titanik gemisini ve öyküsünü bilir misiniz? Hani o döneminin debdebeli, şaşa içinde seyrederken buzullara çarparak batan ünlü gemisi! En azından Titanik filmini izlemişsinizdir. Nedense, bugünlerde iktidarın ekonomi politik görünümü, bize hep bu ünlü gemiyi ve onunla ilgili filmi hatırlatıyor!

Doğrusu, iktidarın ekonomik ve siyasal gidişatı, ister istemez akıllara Titanik’i getiriyor! İçinde bulunulan ekonomik ve siyasal durumun ciddiyetinin tam olarak ayırdına varamayan iktidarın ekonomi ve siyaset kurmayları, önlerindeki buz dağını göremedikleri gibi çıkış yolunu da bir türlü bulamıyorlar.

Üsttekilerle alttakiler arasındaki uçurum büyüdü

Ülkedeki gelir dağılımı adaletsizliğinin oluşturduğu büyük uçurum, tıpkı Titanik gemisinin üst katlarında yaşayanlarla ve yaşananlarla, zemin katlarındaki yaşayanların içinde bulundukları çelişkili durumu anımsatıyor. Üstte tam bir şaşa durumu yaşanırken, altta kalanların ise adeta canı çıkıyor!

Bu benzetme ve ayrışma, yalnızca ekonomik ve sosyal göstergelerle de sınırlı değil. Aynı zamanda, ana muhalefet lideri / CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun deyişiyle, ‘her tarafı saran lağım kokuları’ ile de ilgili. Tıpkı batmakta olan Titanik’in katlarına giren suların ortaya çıkardığı görünüm gibi!.. Doğrusu bu ülkenin yurttaşları olarak, bütün bu olup bitenleri büyük bir acıyla ve üzüntüyle izliyoruz!

İktidar partisindeki sorgulamalar ve tartışmalar

Gelinen durum ve yaşanan olumsuzluklar, artık iktidar partisi katlarında da görülmeye başladı. Durumun yakıcılığının ayırdına varan kimi iktidar mensupları, seslerini yükseltmeye başladılar. Başta Bülent Arınç olmak üzere bazı isimlerin son günlerdeki çıkışlarının altında, bu gerçekler yatıyor.

Hele bu isimlerden Metin Külünk’ün çıkışı üzerinde özellikle durmak gerekiyor. Külünk, sanki muhalefet mensubu bir siyasetçiymiş gibi, alttakiler ile üsttekiler arasında gelinen durumu şu çarpıcı biçimde ortaya koyuyor: “Türkiye’de en az kazanan ile en çok kazanan arasındaki fark 23 kattır. En tepedeki yüzde 10’luk nüfus toplam gelirin yaklaşık yüzde 55’ine sahipken, en alt yüzde 50’lik nüfusun toplam gelirden aldığı pay yüzde 12’lerdedir. Mevcut politika ve tercihler, alt ve orta gelir grubundan daha çok yüzde 10’u mutlu ediyor”. Kısacası, ortaya çıkan durum, bazı iktidar mensuplarını bile feveran ettiriyor!

Artık dikiş tutmaz; çünkü enerji de hikâye de tükendi

Siyasal alanda moral ve psikolojik üstünlük, artık muhalefete geçmiştir. Son olarak CHP’nin ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun Balıkesir’de gerçekleştirdiği ‘Milletin Sesi’ mitingi, bunun tüm işaretlerini vermiştir. Dolayısıyla, iktidarın içine düştüğü enerjisizlik ve tükenmişlik haliyle, artık dikiş tutmayacağını düşünüyoruz.

Geçenlerde Sözcü gazetesi yazarı Murat Muratoğlu’nun ekonominin durumu için yazdığı ‘ne yersen ye’ başlığını, doğrusu çok tuttuk. Muratoğlu, ölümcül hastaya çare bulamayan doktorun önerdiği gibi, ekonomi için bu iktidarın artık çare olamayacağına dikkat çekip, ‘ne yersen ye’ diyor. Bizce, artık ‘ne yersen ye’ reçetesi ve önermesi, yalnızca iktidarın ekonomi politikası için değil, aynı zamanda siyasal durumu için de geçerlidir!..

Zaman iktidarın aleyhine çalışıyor

İşte bu nedenle, iktidarın bir an önce seçime gitmesinin, daha doğru ve yerinde bir karar olacağını düşünüyoruz. Çünkü zaman ve gidişat, iktidarın aleyhine çalışmaktadır. Giderek ülke yönetilemez ve sorunlara çözüm bulunamaz hale gelmektedir. Aynı zamanda, ülkemiz ve halkımız için ödenecek fatura daha da kabarmaktadır!..

Çağdaş demokrasilerde muhalefette olmak da siyasal partiler için saygın ve önemli bir görevdir. Yorulmuş / tükenmiş iktidar partisi ve kadroları, artık kendilerini muhalefete hazırlamalıdır. Karar ve uygulamalarında, önümüzdeki dönemde muhalefette olabilecekleri gerçeğini de göz ardı etmemelidirler.