Beyinlerdeki pranga

AKP 20 yıldır devamlı olarak, gerilim, kavga, kutuplaştırma, suçlama, iftira, tehdit, hakaret ve dini siyasi çıkarlara alet etme politikalarını sürdürmektedir. Amaç (Hitler döneminin Goebbels politikalarında olduğu gibi) beyin yıkamak, partilileri fanatik hale getirmek ve karşı tarafa düşman etmektir. Ve özellikle de aynı yalanlar (cami yakma, camide içki içme, camileri ahır yapma, tesettürlü bir hanıma topluca saldırma vb.) tekrar edilmektedir. Besleme medya, kamu kaynakları ile beslenen vakıflar, cemaatler, dernekler, tüm bürokrasi, (ne yazık ki) Diyanet Teşkilatı da bu kampanyaya destek vermektedir.  Çok az sayıda kalan, doğruları dile getiren kurum ve kişiler de her türlü baskıya ve zulme maruz kalmaktadır.

1- Ne üzücü ve endişe vericidir ki, partizanlık, dini ve milli değerlerin önüne geçmiş, aşırı fanatik bir grup üretilmiştir.

a) Bunlara göre, Türkiye’de her şey güllük gülistanlıktır. Geleceğimiz çok parlaktır. İktidar her sahada çok başarılıdır. Dünya bizi kıskanmaktadır. Bazı sıkıntılar varsa da, suçlusu muhalefet, (Özellikle de) Kılıçdaroğlu’dur. Zira “Asrın Lideri”, “Ülkenin Reisi” hata yapmaz. Daima haklıdır. (Bu davranışları ile en büyük günah olan, ŞİRK bataklığına düştüklerini görmemekte veya umursamamaktadırlar.) AKP’ye oy veren cennete gidecektir. (Ne büyük günah) Vermeyenlerin sonu da cehennemdir. Reisi tenkit etmek insanı günaha sokar. (Haksızlık karşısında susan, dilsiz şeytandır, Hadis-i Şerifinin gereği olarak) iftiralara karşı çıkar, Kılıçdaroğlu lehine konuşur ve yazarsanız, büyük vebale girersiniz. (Tehdit ve küfür yağmuru da ayrı bir konudur.)

b) Bu kardeşlerimiz, Kuran-ı Kerim’de, 700 yerde “Aklınızı kullanın” emrini hiçe saymakta, beyinlerine pranga vurmakta, peşin fikirli ve fanatik olmayı tercih etmektedirler. Gerçek tabloyu görmek istememektedirler. Cevaplar da hep aynı türdendir. Ya bir mazeret üretilir ya muhalefet suçlanır ya da yalanlanır. Şirk günahının, kul hakkına tecavüzlerin, rüşvet, yolsuzluk, torpil, israf, uyuşturucu, kumar, fuhuş, tecavüz, sapıklık, işsizlik, sefalet vb. hastalıkların zirve yapmasının, özellikle de gençlerin dinden uzaklaşmasının önemi yoktur. Ülkemizin mülteci istilasına uğramasının doğuracağı vahim tehlikelere göz yumulmaktadır.

c) Yargının politize olması, fikir, ifade, inanç ve teşebbüs hürriyetlerinin ve demokrasinin tamamen yok olması, her şeyin tek bir kişinin iradesine ve keyfine bağlanması, İslam’ın kesin emirlerine rağmen, liyakat ve istişare uygulamalarının, tamamen devre dışı bırakılması umursanmamaktadır.

d) Bu iktidarın, bu güne kadar gelenler içinde en başarısız, halktan kopuk, müsrif, deneyimsiz, kendini beğenmiş, plansız ve ufuksuz, fütüroloji, vizyon ve misyon kavramlarından habersiz kindar, acımasız, baskıcı, yasakçı, milli ve manevi değerlerimize en çok zarar veren, şeffaflığı reddeden, hakka ve hukuka saygısı olmayan, şaibelere bulanmış, devamlı zikzaklar çizen, geri adımlar atan, söylediklerini ve yaptıklarını inkar edebilen, devamlı tehdit, yalan, hakaret ve iftiralar savuran, bilimden uzak, tenkitlere tahammülsüz, partizan, pervasız, kul hakkına saygı duymayan, kin nefret, bölücülük aşılayan, demokrasi istemeyen, Türklük kavramından hiç hoşlanmayan, kendi halkına ve muhalefete karşı kaplan kesilen, dışarıda ise kuzu gibi olan, hatalarından ders almayan ve geri adım atmayan özellikleri nasıl görmezden gelinir? Destek verilir? Nasıl olur da mafyanın ve kara paranın hakimiyetine ses çıkarılmaz?

2- Muhalefetin işi kolay değildir. Sabit fikirleri değiştirmek için çok gayret gerekmektedir. Ne yazık ki eğitim kalitesinin (kasıtlı olarak) düşürülmesi, iktidarın lehine bir durumdur.

(Samimi, inanç sahibi olanları tenzih ederek) çıkar amacı güden cemaatlerin köleleştirdiği, beyinlerini yıkadığı kardeşlerimize, gerçek İslam’ı öğretmek kolay değildir. Tek rehberimiz Kuran-ı Kerim’in anlattıklarının sağlıklı biçimde öğretilmesi şarttır. Tek örneğimi, Sevgili Peygamberimizin öğrettikleri ve uyguladıkları, hurafe ve yalanlardan temizlenmelidir. Okuyan, araştıran, aklını kullanan, ilme ve eğitime özel önem veren bir toplumu aldatmak ve istismar etmek, mümkün değildir.

Yüce Rabbim (c.c.) hepimize feraset, basiret, fazilet ve gerçekleri görme idraki lütfetsin. Hanefi inancının yok edilmek istendiğini, Şia, Vehhabilik ve Selefiliğin ön plana çıkarıldığını, camilerin ve kuran kurslarının işgal edildiğini görmeli ve karşı çıkmalıyız. Vatanımızın ve inançlarımızın elden çıkmasına, göz yummamalıyız. Önemli olan Cenab-ı Hak’kın rızasını kazanmaktır. Cemaat ve parti patronların değil. Dünya çıkarları için ahretimizi satmamalıyız.