Elektrik üretimi durabilir

Avrupa’da enerjiyle ilgili yaşanan gelişmelerin, yerli kaynakların enerji üretimindeki önemini bir kez daha gösterdiğini söyleyen YK Enerji Gelen Müdürü M. Serhat Dinç, “Yerli linyit ve taşkömürü kaynaklarımız arz güvenliğinde kolay kolay vazgeçilecek unsurlar değil. Kaldı ki Avrupa’da enerji krizinin ayak sesleri duyulduğunda birçok politika yapıcının ilk aklına gelen mevcut kömür rezervleri ve kömür santralleri oldu. Bizim de buradan çıkarmamız gereken derslerin olduğunu söylemek gerekiyor” dedi.

Dünyanın ve Türkiye’nin gündemi hızla değişirken, bazı konular var ki gündemdeki sıcaklığını koruyor. Bunlardan biri de enerji. Özellikle son birkaç aydır tekrar gelişmiş ülkelerin ajandalarında ilk sırayı enerji zorluyor. Ukrayna- Rusya savaşının başlamasıyla birlikte Avrupa’da özellikle Almanya enerji arz ve güvenliği daha çok önem kazandı. Birçok Avrupa ülkesi olası enerji kısıtlamalarına yönelik çalışmalara hız verdi. Enerji “sıcak” gündem maddesi olmaya başlarken, biz de Muğla Milas’da Yeniköy ve Kemerköy Santrallerini işleten YK Enerji Genel Müdürü M. Serhat Dinç’le hem küresel ölçekte yaşanan gelişmeleri konuştuk, hem de yerli enerjide geldiğimiz son durumu.

 

Önce biraz gündemden konuşalım isterseniz. Dünya gündeminde enerji konusu her zaman sıcak yer tutuyor. Ama son zamanlarda özellikle Avrupa’da biraz “enerji krizi” gündemi geliyor. Fransa’da kesintiler, Almanya’nın Rusya’nın olası doğalgaz vanası kapamasına yönelik aldığı önlemler gündemde. Ve bu durumda aslında kömürün enerjide esas aktör olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Siz bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bütün ülkeler için en önemli konulardan biri enerji arz güvenliğini sağlamak. Küresel gelişmeler, zaman zaman ülkelerin ya da bölgelerin arz güvenliğini tehdit edebiliyor. İçinden geçtiğimiz süreç de böyle bir dönem. Kuzeyimizde yaşanan Rusya -Ukrayna Savaşı nedeniyle Avrupa ülkelerinin Rusya’ya uyguladığı yaptırımlara Moskova yönetimi enerji kozuyla cevap veriyor ve Avrupa’yı doğal gazsız bırakmakla tehdit ediyor. Hatta bunu hayata da geçirmeye başladı. Bu kış, Avrupa ülkeleri için kolay geçmeyecek. Elektrik enerjisi, ısınma gibi sorunlar yaşanacak gibi görünüyor. Türkiye de fosil enerji kaynaklarında özellikle petrol ve doğal gazda yüzde 90’nın üzerinde dışa bağımlı. Rusya doğal gazda en büyük tedarikçimiz konumunda. Petrolde de Rusya önemli bir tedarikçimiz. Türkiye elektrik üretim portföyünde kaynak çeşitliliği geniş olmakla birlikte, doğal gaz önemli bir paya sahip. Yenilenebilir enerji yatırımlarının hızla arttığı geçtiğimiz senelerde, elektrik talebinin yenilenebilir kaynaklardan karşılanma oranı da arttı. Ancak yenilenebilir kaynaklı santrallerin çalışması, rüzgar, güneşlenme ve hidroloji gibi faktörlerin azlığı ya da çokluğuna bağlı olarak ilerliyor. Bu değişkenlik nedeniyle yenilenebilir enerji üreten santrallerin üretimlerinin, termik santrallerin üretimleri ile desteklenerek ülke talebinin karşılanması söz konusu.

 

Yenilenebilir enerjinin sağlıklı çalışması için de elbette uygun iklim koşulları gerekli.

Evet, sizin yorumunuzu bir örnekle açıklarsak, geçtiğimiz yıl kuraklık nedeniyle hidroelektrik santrallerin üretimlerinin 2020’de yüzde 26 olan talep karşılama oranının 2021’de yüzde 17 olarak gerçekleşmesiyle,  doğal gazın elektrik üretimindeki payını 2021’de yüzde 30’un üzerine çıkardı.  2020 için bu rakam yüzde 21 idi. Tabii bu tablo bizde de endişe yarattı ancak bu yıl yağışların normale dönmesiyle HES’lerin toplam üretime katkısı geçmiş yılların seviyesini yakaladı. Ancak Rusya ile Türkiye arasındaki politik ilişkiler, şimdilik gazın kesintiye uğraması gibi bir riskin olduğunu göstermiyor. Ama bu gelişme bize yerli kaynakların bir kez daha enerji üretimi içinde ne kadar büyük bir öneme sahip olduğunu gösteriyor. Yerli linyit ve taşkömürü kaynaklarımız arz güvenliğinde kolay kolay vazgeçilecek unsurlar değil. Kaldı ki Avrupa’da enerji krizinin ayak sesleri duyulduğunda birçok politika yapıcının ilk aklına gelen mevcut kömür rezervleri ve kömür santralleri oldu. Bizim de buradan çıkarmamız gereken derslerin olduğunu söylemek gerekiyor.

 

Yakın tarihte büyük kentlerde de elektrik kesintisi olasılıkları konuşulmaya başlandı. Sizce Türkiye böyle bir kesintiye ne ölçüde hazır?

Elbette uluslararası gelişmeler ülkemizdeki elektrik arz güvenliğini de tehdit ediyor. Her ne kadar Avrupa Rusya arasındaki gelişmelerin içinde doğrudan Türkiye olmasa da biz de bu sorunun yansımalarını yaşayabiliriz. Elektrikte bir arz sorunu yaşamamak adına mevcut santrallerimizi en efektif şekilde kullanmamız gerekiyor. Özellikle elektrik talebinin arttığı dönemlerde baz yük santralleri olarak adlandırdığımız doğal gaz ve kömür santrallerinin her an üretime hazır olması gerekiyor. Ancak doğal gaz ve ithal kömür fiyatlarındaki artış, elektrik üretim maliyetlerini artırıyor. Bu noktada yerli kömürle üretim yapan termik santrallerin önemi ortaya çıkıyor.

 

Mevcut santralleriyle bu kesintilerin ne kadar üstesinden gelebilir? Acil nasıl önlemler almalı?

YK Enerji olarak Türkiye toplam elektrik üretiminin yüzde 2,5’ini karşılıyoruz. Hâlihazırda Ege Bölgesi’nin en büyük elektrik sağlayıcısı konumundayız. Elektrik arzında bu kadar önemli bir noktadayken bazı yasal sorunlar nedeniyle 2,5 yıldır yeni kömür sahası yaratamıyoruz. Hem orman alanı ile ilgili hukuki süreç devam ediyor, hem de zeytin yasasıyla ilgili değişiklik yapılması gerekiyor. 1938 yılında çıkan zeytinciliği koruma yasasına 1995 yılında zeytin sahalarının 3 km yakınına herhangi bir sanayi tesisi yapılamaz diye bir madde eklenmiş. Zeytinhaneler ya da zeytincilik dışında herhangi bir sanayi tesisi yapılamıyor. Buna karşın ülkemizin enerji ihtiyacını karşılamak adına devletimiz bu santralleri kurmuş ve işletmiş. Ancak bu yasa şu anda bizim elimizi kolumuzu bağlıyor. En azından yerli kömürle elektrik üreten santraller için değişikliğe gidilmesi ihtiyacı hissediyoruz. Aynı sorunu yaşayan başka santraller de var. Eğer bu sorunlar çözülmezse bu santraller üretimini durdurmak zorunda kalacak. Bugün karar çıksa yeni kömüre ulaşmak için en az 14-15 aylık bir süre gerekli. Bu şekilde giderse muhtemelen aşama aşama üniteler devre dışı olacak ve daha sonra santraller tamamen üretimi durduracak. Böyle kritik bir dönemde enerji arz güvenliğini sağlamakta gerçekten ciddi sıkıntılar yaşayabiliriz.

 

Kömür neden enerji üretiminde ihmal ediliyor? İklim değişikliği ve çevre konusunda olumsuz eleştirileri geri döndürmek adına yapılacak iyileştirme çalışmaları neler olabilir? Çevreye duyarlı hale getirilemez mi santraller?

Kömür, fosil yakıtlar arasında yeryüzünde en homojen dağılmış kaynak durumunda. Petrol ve doğal gazla karşılaştırıldığında bu kaynağın tükenme süresi yaklaşık 250 yılla en uzun olanı. Yani kömür birçok ülkenin enerji arz güvenliğinde kolay kolay vazgeçilemeyecek bir kaynak. Türkiye de uzun zamandır, termik santrallerde kömürü kullanıyor. Ancak hem Türkiye’deki kömür rezervinin yeterli olmaması hem de yerli linyitin kalorifik değerinin düşük olması nedeniyle ithalat da yapılıyor.  Elbette kömürün çevresel etkileri yadsınamaz. Sera gazı emisyon artışında yüksek bir paya sahip. Ama yeni teknolojiler, temiz yakma, arıtma sistemleri sayesinde bu etkiyi çok aza indirmek mümkün. Yeniköy Kemerköy Termik Santralleri, 23.12.2014 tarihinde, 2.7 milyar dolarlık bedelle Cumhuriyet tarihinin en büyük özelleştirme ihalelerinden biri olarak kayıtlara geçti. O tarihten bugüne çevre, verimlilik ve güvenlik yatırımlarına ara vermeden devam ediyoruz. Santralin özelleştirilmesi tamamlandıktan sonra 2019 yılında rehabilitasyon çalışmalarına başladık. Alman GE ile yapılan anlaşma çerçevesinde toplam 280 milyon Euro’luk bir yenileme çalışması başlatıldı. Şu anda Kemerköy santralindeki iki ünitenin yenilenmesi bitirildi, üçüncü ünite için de çalışmalar sürüyor.

 

Türkiye’de kömür santrallerinin kurulması yönünde engeller ya da kısıtlamalar ya da teşvikler var mı?

Halihazırda faaliyet gösteren santrallere baktığımızda bazı sorunlar yaşandığını görüyoruz. En önemli sıkıntı, kömür kaynağının çıkarılması sürecinde yaşanıyor. Bu sorunlarla sadece biz değil birçok kömür santrali de karşı karşıya. Eğer bir çözüm noktası bulunmazsa ülkece kısa kısa ve orta vadede elektrik arzıyla ilgili sıkıntılar yaşayabiliriz. Yine hazırda çalışan santraller için kapasite destek mekanizmasının bir kamu teşviği olarak yer aldığını söyleyebiliriz. Kurulması planlanan yeni santraller için bir yasal engel bulunmamakla birlikte, bugünün küresel yatırım ortamında finansman bulma zorluğunun önemli bir engel olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca var olan santrallerin yaşadığı sorunlar nedeniyle de kimse termik santral yatırımını düşünmüyor.

 

Türkiye’nin enerji ihtiyacının karşılanmasında linyit santrallerinin ne kadarlık bir gücü olabilir?

Türkiye’nin linyit rezervlerine bakıldığında, ülkemizin en zengin fosil kökenli kaynağı olduğunu görüyoruz. MTA verilerine göre toplam rezerv,15 milyar tonun üzerinde. Türkiye için bu önemli bir yerli kaynak.  Haziran 2022 verilerine göre, Türkiye’de elektrik üretimi kaynak bakımından incelendiğinde toplam üretimin yüzde 20’sinin doğalgaz ve LNG santralleri tarafından gerçekleştirildiği görülüyor. Barajlı hidroelektrik santraller, aynı ayda toplam üretimin yüzde 17,4’ünü karşılarken, akarsu tipi hidroelektrik santraller ise yüzde 8,5 oranıyla üretime katkıda bulundu. İthal kömür santralleri haziran ayında toplam üretimin yüzde 16,4’ünü karşılarken, yerli kömür santralleri ise yüzde 15,4 oranında katkı sağladı. Yenilenebilir enerji santrallerinden rüzgâr enerjisi santralleri toplam üretime yüzde 10,8 jeotermal ve güneş enerjisi santralleri ise yüzde 8,6 oranında katkıda verdi. Diğer termik santrallerin üretimdeki payı ise yüzde 2,9 olarak gerçekleşti.

 

Yenilenebilir enerji konusunda yeni yatırımlarınız olacak mı?

YK enerji olarak Milas bölgesindeki linyit rezervlerinin işletilmesi ve Türkiye enerji pazarına kazandırılması için yoğun bir mesai harcıyoruz. Ancak buradaki rezervler 2038 yılında son bulacak. Ama YK Enerji’nin Türkiye elektrik üretimindeki varlığı bitmeyecek. Yenilenebilir enerji yatırımlarıyla yolumuza devam edeceğiz. Ülkemizin enerji dönüşümüne katkıda bulunmak amacıyla maden sahalarımızın bulunduğu alanlara toplamda 40 MW’lık iki ayrı güneş santrali kurmak için lisanslarımızı aldık. Her biri 20 MW kapasiteye sahip iki santralin kurulum çalışmalarına kasım ayında başlayacağız, 2023 Haziran ayında da üretime geçmeyi planlıyoruz. Yatırım miktarı henüz kesinleşmedi ancak megavat başına 1 milyon dolardan hesaplarsak toplamının yaklaşık 40 milyon dolarla ulaşacağını söyleyebiliriz. Ayrıca şirketimizin ortağı olan gruplar da mevcut yenilebilir enerji yatırımları dışında geçtiğimiz ay 200 MW’lık bir yatırama başlama karar aldı.