Aşırı sıcaklarda iklimlendirme sistemlerinin doğru kullanımına dikkat

Hava sıcaklıklarının yılın zirvelerine tırmandığı bugünlerde konutlar, fabrikalar ve araçlarda iklimlendirme sistemlerinin doğru kullanımı hayati önem taşıyor. Hatalı sistem ve cihaz seçimi, Covid virüsünün etkilerinin yeniden artmasıyla birleşince ciddi sağlık ve çevre sorunlarına yol açabiliyor.
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

EMA Enerji A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Makine Yüksek Mühendisi Hüseyin Vatansever, yurdun batı bölgelerinde 40 derece ve üzerine çıkan sıcaklık seviyesi ile klima kullanımı ile birlikte enerji tüketiminin büyük artış gösterdiğini hatırlattı. Soğutma yaparken yanlış sıcaklık değerlerinde çalışan, iç ve dış ünitelerde bakım ve temizlik işlemleri düzenli yapılmayan cihazların, kapalı ortamlarda uygun olmayan hava akımları oluşturarak sağlık açısından ciddi riskler yaratabildiğine dikkat çeken Vatansever, taze hava transferi olmayan sistemlerde hava kalitesinde ciddi sağlık riskleri oluşabildiğini söyledi.

Korana viris pandemisinin bir kapalı ortam hastalığı olduğunu hatırlatan Hüseyin Vatansever, soğutma sağlayan tüm iklimlendirme sistemlerinde yüzde yüz taze havayı ortama veren cihaz kullanımının önemine dikkat çekti.

Vatansever, şu değerlendirmeyi yaptı:

“KAPALI ORTAMLAR YÜZDE 100 TAZE HAVA İLE BESLENMELİ”

“İklimlendirme sistemleri bir konfor aracıdır. Doğru kullanıldığında sağlıklı bir yaşam ortamı oluşmasını sağlar. Özellikle iş ve alışveriş merkezi yönetimleri, işletme masrafını düşürmek amacıyla taze hava oranlarını yetkili mühendisler tarafından hesaplanan standardın altına düşürmemelidir. Bu durumda, sürekli aynı kirli hava dolaştırılmış olacağından, sağlığı tehdit eden sonuçlar ortaya çıkarabilmektedir.

Mevcut sistemlerde, eğer proje gereği bir zorunluluk yok ise genel olarak %15 ilâ 30 arası mertebelerde taze hava ortama veriliyor. Oysa yüzde 100 taze ve temiz hava sağlayan iklimlendirme ve havalandırma sistemleri sayesinde iç mekânda havada asılı duran virüs partikülleri emilerek dışarı atılıyor. Yerine, dışardan alınan özel filtrelerden geçirilmiş, yüzde yüz taze ve temiz hava ile havada asılı olan damlacıkların seyreltilmesi, hatta ultraviyole sistemler eklenerek sıfır oranına yakın değerler sağlanıyor. Böylece hava kaynaklı oluşabilecek bulaş riskleri en aza indirilmiş, hatta bertaraf edilmiş oluyor. Yılın en sıcak günlerini yaşadığımız bugünlerde yanlış iklimlendirme sistemi kullanımı; sağlık açısından, parasal ve toplam enerji kullanımı ile çevresel maliyetler açısından büyük zararlar ortaya çıkarabiliyor.”