“Devletin doçenti”, üniversitedeki 15 Temmuz etkinliğinde konuşuyor: “Küfür ve sapıklık, fen ve felsefeden besleniyor”

Amasya Valisi, “Bilimin dinsizliği arttırdığını” iddia eden Doçent’e konuşması sonunda “bir demet çiçek” verdi…

Amasya Üniversitesi’nde 15 Temmuz’un yıldönümünde düzenlenen etkinlikte konuşan ilahiyatçı Ümit Toru, küfür ve sapıklığın fen ve felsefeyle beslendiğini iddia etti.

Amasya Üniversitesi’nde 15 Temmuz darbe girişiminin 6. yıldönümü nedeniyle “FETÖ ve Benzeri Yapıları Besleyen Sosyopolitik Zemin ve Yanlış Dini Anlayışlar” konulu konferans düzenlendi. Amasya Üniversitesi Milli Hâkimiyet Yerleşkesi Kongre ve Kültür Merkezi’ndeki etkinlikte konuşan ilahiyat fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Ümit Toru “bilimin dinsizliği artırdığını” öne sürdü.

Ümit Toru, “Maalesef bazı dönemler itibarıyla bu ümmet arasında dinsizlik yaygınlaşmış ve pek çok insan ateist olmuştur. Yine bazı karanlık dönemlerde camiler terk edilmiş, Kuran unutturulmuştur” dedi.

Toru, konuşmasının devamında ise şunları söyledi: “Günümüzde bir çeşit cahiliyenin yaşandığından söz edebiliriz. Ancak geçmişte insanlar cahiliye bilgisizlikten beslenirken şimdilerde küfür ve sapıklık fen ve felsefeyle besleniyor. Zannediyorum bu cahiliye, efendimizin neşrettiği nurlarla bertaraf edilen cahiliyeden daha tehlikeli.”

Kimler dinledi?

Toru’nun konferansını Amasya Valisi Mustafa Masatlı, AKP Amasya Milletvekili M. Levent Karahocagil, Amasya Belediyesi Başkan Vekili Ahmet Çoban, Amasya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Elmacı ile kamu kurum ve kuruluş müdürleri, sivil toplum örgütü temsilcileri, üniversite personeli dinledi. Konferansın sonunda Vali Masatlı Ümit Toru’ya bir buket çiçek verdi.

*******

 

KURAN VE HAZRETİ MUHAMMED “BİLİM İÇİN” NE DİYOR?

Devletin bir Doçenti, Üniversitesi’nin 15 Temmuz’da tertiplediği bir konferansta “Bilimin dinsizliği arttırdığını” söylerken, Kuran’ın “bilimle ilgili” ayetlerini Hazreti Muhammed’in “bilim hakkındaki” hadislerini unutmuş görünüyor.

İşte “ayet” ve “hadislerden” bazıları…

Ayetler:

“…Ey Rabbim! İlmimi artır de.” (Tâhâ, 20/114)

“…Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer, 39/9)

“…Allah sizden inananları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltir…” (Mücadele, 58/11)

Hadisler:

“İlim Çin’de de olsa ona tâlip olun. Çünkü ilim her Müslümana farzdır.” (Beyhakî, Şuabu’l-İman-Beyrut, 1410, 2/253 – Ebu Muhammed el-Asbahanî – Ebu Said b. Ziyad – Cafer b. Âmir el-Askerî – Hasan b. Atıye – Ebu Âtıke – Enes b. Malik).

“Alim kimse devamlı ibadet eden kimseden daha faziletlidir. Çünkü ilim öğrenmek farz olup, farz ibadetlerden sonra yapılan nafile ibadetler ise sünnettir.”

“Âlimin âbide (ibadet edene) üstünlüğü, benim sizin en aşağı derecede olanınıza üstünlüğüm gibidir. (Tirmizî, İlim 19)

“Yalnız şu iki kimseye gıpta edilir: Allah’ın kendisine ihsân ettiği malı hak yolunda harcayıp tüketen kimse; Allah’ın kendisine verdiği ilimle yerli yerince hükmeden ve onu başkalarına da öğreten kimse.” (Buhârî, İlim 15, Zekât 5, Ahkâm 3, İ’tisâm 13, Tevhîd 45; Müslim, Müsâfirîn 268)

“Kim ilim tahsil etmek için bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır.” (Müslim, Zikr 39. Ayrıca bk. Buhârî, İlim 10; Ebû Dâvûd, İlim 1)

“Dünya ve onun içinde olan şeyler değersizdir. Sadece Allah’ı zikretmek ve O’na yaklaştıran şeylerle, ilim öğreten âlim ve öğrenmek isteyen öğrenci bundan müstesnadır.” (Tirmizî, Zühd 14)

“İlim tahsil etmek için yolculuğa çıkan kimse, evine dönünceye kadar Allah yolundadır.” (Tirmizî, İlim 2)

“Bir kimse, ilim elde etmek arzusuyla bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır. Muhakkak melekler yaptığından hoşnut oldukları için ilim öğrenmek isteyen kimsenin üzerine kanatlarını gererler. Göklerde ve yerde bulunanlar, hatta suyun içindeki balıklar bile âlim kişiye Allah’tan mağfiret dilerler. Âlimin âbide karşı üstünlüğü, ayın diğer yıldızlara olan üstünlüğü gibidir. Şüphesiz ki âlimler, peygamberlerin vârisleridir. Peygamberler altın ve gümüşü miras bırakmazlar; sadece ilmi miras bırakırlar. O mirası alan kimse, bol nasip ve kısmet almış olur.” (Ebû Dâvûd, İlim 1; Tirmizî, İlim 19)

“Bir kimseye bildiği bir konu sorulduğunda cevap vermezse, kıyamet gününde ağzına ateşten bir gem vurulur.” (Tirmizî, İlim 3)

++++++

“TÜRKİYE’NİN CUMHURİYET NİTELİKLİ YAPISINA TÜMÜYLE AYKIRIDIR”

Yekta Güngör Özden (Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı)- Türkiye’de toplumsal karışıklık, özellikle yönetimin tutumlarından kaynaklanmakta ve onların gereksiz yanlışlıkları ve atılımları da yönetimin hoşgörüsüne bağlanmaktadır. Bunları Türkiye’nin cumhuriyet nitelikli yapısına tümüyle aykırı buluyorum. Ne söylediğini bilmeyen insanların devlette görev almalarının ve kamuya açık konuşmalar yapmalarının sakıncaları çok büyüktür. Bunları düşünmeyen, bunların yaratacağı aykırılıkları ve çirkinliklerle getireceği zararları gözetmeyen insanların yönetimde yer alması da üzücü ve düşündürücüdür. Bu bakımdan çirkinlik saydığım konuşmaların yöneticiler tarafından hoşgörüyle karşılanması çok olumsuz bir yaklaşım olduğu gibi geleceğimizi de ilgilendiren çok kötü bir açılımdır. Bunları önlemek için yönetimin çok duyarlı davranması gerektiği gibi toplumsal karşılıkların da anında belirtilmesi gerekir. Orada izleyenlerin ve dinleyenlerin suskunluğu bir nevi onama anlamına gelir. Fakat bu çelişkileri bu tür kötülükleri önlemek için toplumun da uygar tepkisinin her zaman gösterilmesi gerekmektedir.

Günümüz cumhuriyet yönetiminin yapısının nereden kaynaklandığı, neye dayandığı, neleri savunduğu bilinmektedir. Bunların dindarlık açılımları kendilerinin siyasal yapılarına ek getirmek, oy kazanmak içindir. Bu bakımdan bu bile inanca aykırı bir tutumdur. Günümüzde bu tür aykırılıkları, çelişkileri, kötülükleri birbirine bağlı bir dizi biçiminde izlemekte ve üzülmekteyiz. Bunların yurttaşların duyarlılığıyla ana muhalefet ve öbür muhalefet partilerinin iktidarı uyarmalarıyla giderileceği kanısındayım. Ama tümüyle önleneceğini hiç sanmıyorum.

Türkiye’deki yönetimin yapısı, eğilimleri belli, dayanakları belli, verdikleri ödünlerin kimlere olduğu bellidir. Bunlar artık ayan beyan ortada. Bu inanç sömürüsünden başka bir şey değildir. İktidarda kalmak için inancı bile bir araç olarak kullanmaktadırlar. Bu kötülüklerin önlenmesi için gerçek demokrasi anlayışının yurttaşların bilincinde bir dağ gibi yükselmesi gerekmektedir.

“BU İNSANLAR BU GÖREVLERE SİYASETEN GETİRİLİYOR”

Yusuf Halaçoğlu (Eski Türk Tarih Kurumu)- Bu kişi anlaşılan cahilin teki. Ne din konusunu biliyor ne de ilim konusunu. Bilimin din ile doğrudan bağlantısı vardır. Bizim inancımıza göre Kuran-ı Kerim’i okudukları takdirde ilim ile ilgili çok ayet vardır. Her şeyden önce, “Hiç bilenlerle bilmeyenler aynı olur mu?” der. İlk ayet “Oku” diye başlar. Allah’ın adı ile oku der. Dinimiz hep aklı öne sürer, düşünmeyi öne sürer. Ayrıca ilim kimdeyse gidin öğrenin diyen peygamberin temsil ettiği dini söz konusu ediyorlar. Buna benzer o kadar çok ayet vardır ki… Buna bağlı olarak da bunlara karşı çıkanlara “İçimizdeki beyinsizler yüzünden bizi helak eder misin?” diye ayet var. Beyinsiz kelimesi düşünmeyen, akıl etmeyen, ilime karşı çıkan anlamına gelir. Mantıksız insan anlamına gelir. Dolayısıyla bu konuşmacının konuşmasına ne kadar aykırı olduğunu gösteriyor. Kendilerinin bildikleri din değil, hurafedir. Kendi kafalarından uydurdukları bir dindir. İlimsiz din olmaz, kuru kuruya inanç sadece kulaktan dolma din anlamına gelir.

Bugün bunlardan o kadar çok ki… Doçent olmak artık eskisi kadar zor değil. Eğer Türkiye kendini yenilemek istiyor, daha ileri bir safhaya geçmek istiyorsa, başka ülkelerdeki bir üniversiteye gidip akademisyen nasıl yetişiyor görsünler ona göre tedbir alsınlar. YÖK maalesef böyle bir hale geldi.

Bu Vali gibi, doçent gibi insanlar bu görevlere siyaseten getiriliyor, iktidarı destekliyorsa getiriliyor. Tüm üniversitedeki rektörler artık böyle. İktidara yakınsanız rektör oluyorsunuz, ilime bakılmıyor ki. Bilim kuruluna siyasetin elinin değmemesi lazım. Üniversiteler eğer bilim alanıysa en yetkin iradeye sahip olan kesimin üniversitede olması gerekmiyor mu?

Yalakalık yapmak Türkiye’de çok yaygın hale geldi. Bilim insanı siyasetle alakalı davranmaz, doğru bildiğini söyler, doğru bildiğini yapar ama böyle bir doğru olmaz.

Bilimde ne kadar ilerlerseniz kainatın nasıl bir düzen içinde yürüdüğünü daha iyi anlarsınız. Hurafeleri daha iyi görürsünüz. Saçma sapan, din içine sokulmuş gelenekleri daha iyi görürsünüz. Biz Türkler akılcı İslam’ı benimsemişiz. Ki kurandaki çoğu ayet akıl üzerine düşünce üzerinedir.