Türkiye’nin cumhuriyet nitelikli yapısına tümüyle aykırı

Türkiye’de toplumsal karışıklık, özellikle yönetimin tutumlarından kaynaklanmakta ve onların gereksiz yanlışlıkları ve atılımları da yönetimin hoşgörüsüne bağlanmaktadır. Bunları Türkiye’nin cumhuriyet nitelikli yapısına tümüyle aykırı buluyorum. Ne söylediğini bilmeyen insanların devlette görev almalarının ve kamuya açık konuşmalar yapmalarının sakıncaları çok büyüktür. Bunları düşünmeyen, bunların yaratacağı aykırılıkları ve çirkinliklerle getireceği zararları gözetmeyen insanların yönetimde yer alması da üzücü ve düşündürücüdür. Bu bakımdan çirkinlik saydığım konuşmaların yöneticiler tarafından hoşgörüyle karşılanması çok olumsuz bir yaklaşım olduğu gibi geleceğimizi de ilgilendiren çok kötü bir açılımdır. Bunları önlemek için yönetimin çok duyarlı davranması gerektiği gibi toplumsal karşılıkların da anında belirtilmesi gerekir. Orada izleyenlerin ve dinleyenlerin suskunluğu bir nevi onama anlamına gelir. Fakat bu çelişkileri bu tür kötülükleri önlemek için toplumun da uygar tepkisinin her zaman gösterilmesi gerekmektedir.

Günümüz cumhuriyet yönetiminin yapısının nereden kaynaklandığı, neye dayandığı, neleri savunduğu bilinmektedir. Bunların dindarlık açılımları kendilerinin siyasal yapılarına ek getirmek, oy kazanmak içindir. Bu bakımdan bu bile inanca aykırı bir tutumdur. Günümüzde bu tür aykırılıkları, çelişkileri, kötülükleri birbirine bağlı bir dizi biçiminde izlemekte ve üzülmekteyiz. Bunların yurttaşların duyarlılığıyla ana muhalefet ve öbür muhalefet partilerinin iktidarı uyarmalarıyla giderileceği kanısındayım. Ama tümüyle önleneceğini hiç sanmıyorum.

Türkiye’deki yönetimin yapısı, eğilimleri belli, dayanakları belli, verdikleri ödünlerin kimlere olduğu bellidir. Bunlar artık ayan beyan ortada. Bu inanç sömürüsünden başka bir şey değildir. İktidarda kalmak için inancı bile bir araç olarak kullanmaktadırlar. Bu kötülüklerin önlenmesi için gerçek demokrasi anlayışının yurttaşların bilincinde bir dağ gibi yükselmesi gerekmektedir.