Türkiye Atatürk dönemine yeniden dönmeli

Türkiye’de Atatürk karşıtlığı yeni değildir. Bu hep vardı. Atatürk karşıtlığı, yaşanan bu ayrışma Kurtuluş Savaşında başladı ve cumhuriyet kurulurken de o kuruluş savaşımında da aynı çelişki sürdü. İşin bu tarafını görmek, temeline inmek gerekir. Bizim toplumumuzda bu hastalık var ve bu hastalığın nedenini öğrenmek gerekir.

Yaşanan bu olayları sıklıkla görüyoruz.  Bunlar çocuk, bugün bunu yaparlar, yarın kendilerine bunu yaptıranların, bu işe kışkırtanların, özendirenlerin çapsızlıkları soytarıları, bilim dışılıkları, çağ dışılıklarını gördükçe kimileri o yolda devam eder fakat kimileri de şimdi yaptıklarından utanır. Asıl olan hastalığa bakmak gerektiğidir. Bunlar, hastalığın görülen sivilceleridir fakat hastalık daha derindedir.

Kurtuluş Savaşını Türkçüler yaptı ve Osmanlı aydınları, İslamcılar ve Türkçüler olarak ikiye bölündüler. İslamcılar padişahın, hilafetin savunucusu safındaki şeyhülislamlardır. Şimdilerde Atatürk büstüne saldıranları yönlendirenlerin yönettiği İskilipli Atıf Hoca… Heykelini diktikleri bu kişi, Kurtuluş Savaşı sırasında askerlere dağıttığı bildiride şöyle yazıyordu: “Mustafa Kemal’i ve arkasında yer alan diğer komutanları öldürün, Bu Allah’ın emridir.” Kurtuluş savaşında bu İslamcıların, kimisi müftüydü, kimisi de şeyh… Yunan askerinin yenmesi için dua ettiren şeyhler, Yunan Kralı Konstantin için camilerde hutbe okutan müftüler unutuldu. Buna karşılık da Türkçü aydınlar, (Bunun anlaşılması için Doğan Kitap’tan çıkan Ateşten Adamlar isimli kitabımın okunmasını öneririm) devletin dinin ayrılması ve dinin kesinlikle hiçbir şekilde devlet işlerine karıştırılmaması gerektiğini söylediler. Aralarında dine inanan da inanmayan da vardı. Burada Atatürk’ün safında yer alan Türkçülerdir. Atatürk de en büyük Türkçüdür. Atatürk’ün bu mücadelesinde İslamcılar tam cepheden karşı çıktılar, Yunanları desteklediler. Din adamları içinde de Türkçüler vardır. Onlar Atatürk’ün safında yer aldılar. Ankara müftüsü Rıfat Börekçi, Denizli müftüsü, Türkiye’deki Bektaşilerin lideri Cemalettin Çelebi, Türk Ortodokslarının lideri… 3 Türkçü, biri Sünni kökenli, ikincisi, Bektaşi Alevilerinin lideri, öbürü Türk Ortodokslarının lideri.

İslamcılar, Cumhuriyetten sonra da Türkiye’nin birçok noktasında isyanlar çıkardılar. Bunları çıkaranlar Müslüman halk değil, İslamcı gruplardır. Cumhuriyet bunları bastırdı ama bunlar zaman zaman ortaya çıktılar. Demokrat parti kurulduğu zaman;  DP dincilere, İslamcılara ödün verdi. Bunu Menderes yaptı, Celal Bayar da sesini çıkarmadı. Menderes dine ödün verdi, Arapça ezanı yeniden getirdi, kuran kurslarını açtırdı, imam hatipleri coşturdu. Tarikatlar birden bire şımardılar. O zamanki tarikatlardan biri olan Ticaniler, Atatürk heykellerine saldırmaya başladılar. DP bunun üzerine Atatürk’ü koruma kanunu çıkardı. Heykelleri koruma kanunu aslında. Sonunda tarikatlar çoğaldı, çoğaldı… Hepimizin içinde bulunduğu iktidarlar döneminde tüm siyasetçiler ben de dahil hepimiz suçluyuz. Ben de bu tarikatları, din cemaatlerini şımartan partilerin içerisinde, hükümetlerin içerisinde yer aldım. Sonunda Türkiye’de bu İslamcılar şimdi şımardılar, en tepelerde esen rüzgârlar da onlara cesaret veriyor. Örneğin 5 tepeden esen rüzgârlar şımartıyor onları. Devir bizim devrimiz diyerek ellerinden gelse Atatürk’ü tümüyle silecek bir kadro bugün Türkiye’de çok güçlü bir şekilde iktidarla el ele. Çocuklar onları dinleyip inanıyor. Çocuklar ne bilsin? Çocukların hiçbir şey bildiği yok. Doğrudan içlerindekini dışarı vuruyorlar. Sadece o çocuklar değil ki birçokları böyle.

Ama enseyi karartmaya hiç gerek yok. Birkaç bin genç böyle olabilir. Cemaat yurtlarında yetiştirilen beyinleri kirletilen çocuklar, sonrasında yaptıklarına pişman olurlar. Yüzde 10’u beyinleri kirletilmiş çocuklar. Bu ülkede 7 milyon Z kuşağı var. Türkiye’nin geleceğinde Z kuşağının ağırlığı olacak ama Z kuşağından sonra gelecek alfa kuşağı z kuşağından daha bilinçli olacak. Bunlar bilimci, bunlar İslam’a inanmıyor. Dinlere inanmıyorlar. 7 milyonun 5 milyonu dinsiz.

Türkiye Atatürk dönemine yeniden dönmelidir. Gelecek olan iktidardan da bu söylediğim konularda umutlu değilim. Bunlar ara dönem olacak, bundan sonra bir dönem gelecek veben o dönemden umutluyum. Diyecek ki; bu ülkede din özgürdür. İsteyen istediği gibi inanabilir ve tapınabilir. Devlet karışamaz. Devlet yurttaşlarına devlet olanaklarını kullanarak bir din dayatmıyor dolayısıyla okullarda din dersi yasaklanacak. Devletin din okulu açması yasak olacak. Devlet hiçbir şekilde din okulu açamayacak. İmam Hatip okullarının hepsi meslek liselerine çevrilecek. Çocuklar da meslek, bilim öğrenecekler. Okullara bilim tarihi dersi konulacak.

Bu toplum bilime yönelmelidir. Bilime yöneldikçe bu tür şeylerden kurtulur. Dolayısıyla ben ah vah etmiyorum…  Ama en tehlikeli iş bu kafadaki çocukların ellerine silah verilip güvenlik güçlerine alınmasıdır. Bu çocuklar, tarikat mensubu lideri ne derse onu yaparlar. Yeni iktidar, tarikat üyesi olduğu öğrenilen yeni girmiş olanların hepsini çıkarmalıdır.

Basın ve muhalefetin yapması gereken bu olayların temelini gündeme getirmektir. Yani bataklığı kurutmak için benim anlattıklarımın konuşulması lazım. Basının yapacağı benim anlattıklarımı yaymaktır. Konuya benim yaklaştığım gibi yaklaşılması gerekir. Yoksa bunlar, söylenir geçer gider. Millet ittifakını destekliyorum çünkü bunlardan kurtulmak için desteklemem gerekiyor. Ama ben millet ittifakında Türkiye’nin konularını köklü olarak çözecek bir bilinç görmüyorum. Belkibiliyorlar ama ortaya koyabilecek cesaret görmüyorum.

Bizim çok sevdiğimiz bir arkadaşımız son şeyhin cenazesinde namaza kalkıyor, niye? Aday olursa oy alacakmış… Hala bu kafa devam ediyor. İşin kökünü görmeliyiz. O bilinci o bilgiyi bile görmüyorum. Neticede siyasetçiler hep tanıdığımız kişiler. Meral hanım sokaklara Ömer’in adaletini getireceğiz diye afişler astı, ben de eleştirdim. Niye teslim oluyorsunuz? Niye Ömer’in adaleti? çağdaş adaleti getir. Halk dalkavukluğuyla bu işler çözülmez.