“Sosyal medya katilleri” kardeşimi öldürdüler

Bunlar insan mı; hayır… “İnsan olan” bunu yapmaz…

“Bir telefonla öğrenecekleri gerçeği”, o telefonu etmeden, “rezil bir tıklama yarışında öne çekmek için” hem de “bir aileyi ve de sevenlerini perişan edeceğini düşünmeden” yalan bir haberi tweetleyen “sosyal medya katilleri” kardeşimi iz’ansızca, vicdansızca, insafsızca öldürdüler; yaşıyor ve yaşamaya da devam edecek!..

Bizim kökenimiz, Kafkasya; orada yaş ortalaması “100’ün üzerinde”; sosyal medya katillerinin haberi olsun!..

“İnsan olmama yarışı” o vicdansız haberle de kalmadı; “bu yalan haber ile ‘kardeşimin öldüğünü’ zanneden” birçok “Cibilliyetsiz Ödlekler” de “iğrenç cümlelerle kıskançlıklarını, kinlerini kusarak, İnsanlığının i’sinden nasiplerini almadıklarını” gösterdiler!..

Halbuki “bu insanlık dışı sosyal mey cinayetinin işlendiği” gün ve saatlerde, kardeşim Hıncal Uluç, yattığı hastanede “iyileşme yolunda bizleri, sevenlerini, okuyucularını mutlu edecek adımlar” atmaya devam ediyordu!..

Evet, bir gazeteci, bir yazar, bir “düşünme / fikir / yazma hürriyetine sonuna kadar inanan ve savunan” bir insan olarak, “sosyal medyaya konulmak istenen yasaklara karşıydım ve de hâlâ karşıyım” ama, “hayat katillerine, onur cellatlarına konulacak her yasağın” da yanında olacağım!..

“Hıncal Uluç öldü” yalan haberinin tweetlendiği geceyi hiçbir aile yaşamasın, “Öldü” denilenin dost ve arkadaşları da…

Bu yalan haberle gelmeye başlayan ve 14 saat süren “Doğru mu? / Başınız sağ olsun / Sabır diliyoruz” maillerinin, telefonlarının, mesajlarının cevaplanması sırasında yaşanan azabı da Allah kimseye yaşatmasın!..

Hatta, “sosyal medya cinayetini işleyenlerin” ve de “Cibilliyetsiz Ödleklerin” ailelerine ve dostlarına da!..

Hıncalımız, yakında yazılarına başlayacak; hayat boyu o neleri yendi, bu defa da yenecek; o da inanıyor, bizler de…

Bu arada, “bizlerle beraber olan, acımızı yaşayan, mutlu günlerimizi paylaşan” bütün akraba, dost, arkadaş ve de okuyucularımıza “Uluç Ailesi” adına şükranlarımızı sunarım… Sağ olsunlar…

+++++

Başkan’a bir mesajım var!..

Çeşmealtı’nda dertliler var!..

Sayın Başkanım… Salı günü öğleden sonra, “Şöyle bir hava alayım ve etrafa bakayım” diyerek, Urla İskele’deki evimden çıktım, Çeşmealtı’na kadar uzandım.

Dönüşümü, bilinen gidiş dönüş sahile yakın caddelerden yapmadım. Arka taraflardan “ikincil yollardan birine saptım” ve Urla tarafına doğru gitmeye başladım.

Biraz sonra, “Aman Allah” yollar öylesine kötüleşti ki, “değil ‘otomobiller’, hatta ‘kağnı arabaları’ bile birkaç defa gidip gelseler” alt yapıları bazında arızalanırlar!..

Hoplaya zıplaya, çukurlara gire çıka, karşıdan gelen arabalara, yana çekilip beklediğim hâlde sürte sürte yola devam ettim, pazar yerine gelen caddeye çıkınca “Oh, Dünya varmış” diyerek evime geri dönebildim!..

Ben “bizim Gazeteciler Sitesi’nin etrafındaki sokaklardan şikayet ederdim”, Çeşmealtı’nın bu yollarını görünce, “Şükür ki, buralarda oturmuyorum” dedim.

Bu yollarla, asfaltlarla uğraşan kuruluşunuzun bir sorumlusu gelse de, Kalabak – Urla – Çeşmealtı taraflarında beraberce “bir saat dolaşsak”; bilmem ki “Sizden bunu isterken” haksızlık mı etmiş olurum, bu tablonun sorumlularına?

++++++++++

Sözün Özü

Bir zamanlar Temel, “arkadaşları ‘üst üste gelen’ benzin zamlarından şikayet ederlerken”, dermiş ki; “Bana ne? Ben her defasında 50 liralık benzin alıyorum!..”

Ben de “her defasında 500 liralık” benzin almaya başladım!..

++++++++

Erdem…  Ve politika…

Edebali; “Kutsal olan devlet değil, insandır. İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın”… İbn-i Haldun; “Her insan devlettir”… Sokrates; “Her şey insan içindir”… Hacı Beştaş Veli; “Her insan okunacak bir kitaptır” demiştir… Unutulmamalıdır ki, “Çağ, İNSANLIK çağıdır”… Tanrılar Çağı da, Kahramanlar Çağı da geride kalmıştır.

Ali Naili ERDEM

+++++++

ŞAİR EŞREF ŞAYET YAŞASAYDI… NE YAZARDI?

Nihat DEMİRKOL

 

+++++++

İnternet’ten “esen” rüzgarlar!..

Doktoruma sordum; “Nasıl daha sağlıklı olabilirim?”

Cevabı; “Bisiklet kullan, karbonhidratları kes” oldu.