Siyaset, mafya işbirliği…

Geçmiş yıllarda, ülkemizde illegal işlerle ilgili olarak iş yapanların ya da bu yolla para kazananların malına veya paralarına çökülürdü. Ama günümüzde bu konuda büyük bir aşama kaydettik. Artık mafya grupları, bir kısım kamu görevlilerini de işin içine dahil ederek, çok organize bir şekilde çalışıyorlar. Bir kısım siyasilerden ve kamu görevlilerinden aldıkları güç ile (Yalçın Ayaslı örneğinden görüleceği gibi) dürüst iş adamlarının mallarına, tüm kamuoyunun gözü önünde çöküyorlar. 

– Yalçın Ayaslı, ODTÜ Elektrik Mühendisliği Bölümünü bitirdikten sonra, ABD’nin en iyi teknik üniversitesi olarak kabul edilen MİT’te doktora yapıyor. Türkiye’ye döndüğünde ODTÜ Elektrik Mühendisliği bölümünde 6 yıl öğretim üyesi ve bölüm başkan yardımcısı olarak görev yapıyor ve 1980 yılında tekrar Amerika’ya dönüyor.

– Patriot füzelerini üreten Raytheon Company araştırma laboratuvarlarında araştırmacı olarak çalışıyor. Mikro dalga konusunda uzman bir bilim adamı ve füzelerin güdüm sistemi ile ilgili önemli çalışmaları var. Füzelerin dost ve düşman sistemlerini ayıran teknolojinin mucidi ve 15 patentin sahibi. Raytheon Company’den ayrılıp 1985 yılında Amerika’da entegre devre üreten Hittite Microwave, şirketini kuruyor, 2014 yılında ise 2.5 milyar dolara ABD’li yarı iletken üreticisi Analog Devices Inc’e (ADI) satıyor.

– Zamanla yaptığı hisse satışlarının ardından elde ettiği parayı Türkiye’deki yatırımlarına yönelten Ayaslı,  bölgesel havacılık yapan Borajet’i kuruyor, Nar markasıyla zeytinyağı ve gurme ürünler üretmeye başlayan Ayaslı, Armağan markasıyla da Anadolu el sanatlarına destek olan mağazalar açıyor.

– Eşinin ve kendisinin mezunu ve eski öğretim üyesi olduğu ODTÜ Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümüne içinde 19 adet araştırma laboratuvarı, 2 adet temiz alan, yankısız oda ve anten kulesi gibi bilimsel araştırma mekânlarının yanı sıra seminer ve toplantı salonları ile okuma alanları bulunan yaklaşık 3.400 metrekare büyüklüğünde bir araştırma merkezini kurup elektrik mühendisliği bölümüne bağışlıyor.

– Boston, Washington ve İstanbul’da ofisleri bulunan kâr amacı gütmeyen Türk Kültür Vakfı ve Amerika-Türk Koalisyonunun kurucusu ve başkanı olan Yalçın Ayaslı, bu kuruluşlar vasıtası ile Türk kültürünün, Türk müziğinin ve Türk yemek kültürünün dünya çapında milyonlarca kişiye ulaşması için çalışan gerçek bir yurtsever, Atatürkçü bir bilim adamı ve başarılı bir iş insanıdır.

– Bölgesel havacılık yapmak için kurduğu Borajet firmasında bir şekilde yolu Sezgin Baran Korkmaz ile kesişiyor. Sezgin Baran Korkmaz ayakkabı boyacısı olarak iş yaşamına başlıyor Bulaşıkçılık yaptığı dönercide müşterilerden kalan dönerlerden sandviç yapıp pazarda satan, sahip olduğu tesislerde çıkan yangınları sigortadan para almak için kendisinin çıkardığı iddia edilen,  servetini mali açıdan zora giren şirketleri bir şekilde satın almasına borçlu olan/ siyasetçiler ve bir kısım kamu görevlisi ile sıcak ilişkileri olan son dönemin muteber iş insanlarından biri. Sonrasında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, uluslararası kara para aklama suçlamasıyla aranıyor. Hakkındaki soruşturma hakkında önceden bilgi vererek yurtdışına kaçmasına olanak sağlanıyor ancak Amerika Birleşik Devletleri’nin Utah

Eyaletinde vergide sahtecilik yapmaktan ceza almış bir şirketle ilişkisi nedeniyle 19 Haziran 2021 tarihinde ABD’nin isteği üzerine Avusturya’da tutuklanıyor dava sonucunda ABD iadesine karar veriyor. Ve iade ediliyor.

– Sezgin Baran Korkmaz Borajet içindeki işbirlikçilerinin yardımı ile tek kuruş ödemeden Borajet’in tamamına sahip oluyor, yetmiyor, Yalçın Ayaslı’nın Türkiye’deki 490 milyon dolarlık malına çökmek için aldığı bilirkişi raporları ile Yalçın Ayaslı’nın kendisine borçlu olduğu iddiası ile bir dizi dava açıyor. Yalçın Ayaslı açılan davalardan birinin sonucunda 150 Milyon Dolar ödemeye mahkûm oluyor ve Sezgin Baran Korkmaz’a karşı bir hukuk savaşı başlatıyor.

– Yalçın Ayaslı Türkiye’de hukuk mücadelesini sürdürürken Sezgin Baran Korkmaz’ın Yandaş medyadaki ilişkileri vasıtasıyla Yalçın Ayaslı’nın FETÖ’cü olduğu ile ilgili bir dizi kampanya başlatılıyor ve hakkında dava açılıp tutuklanmasına karar veriliyor. Türkiye’deki hukuk mücadelesi engellenmek isteniyor. Yalçın Ayaslı hukuk mücadelesini ABD’ye taşıyıp Türkiye’deki muhataplarına karşı davalar açıyor, sorunun vahametinin farkına varan devletimiz Washington’daki Büyükelçimiz olan Murat Mercan’ı Yalçın Ayaslı’nın ayağına gönderip bir şekilde özür diliyor.

Gurur kaynağımız olması ve el üstünde tutmamız gereken bilim insanı Yalçın Ayaslı’nın mallarına çökmek için iktidarın bilgisi dahilinde itibar suikastı yapılırken Sezgin Baran Korkmaz gibi yurt içinde ve yurt dışında yolsuzluktan, kara para aklamaya kadar bir dizi suçtan aranan birine ise iktidarın bürokratları tarafından kol kanat geriliyor.

SONUÇ: Ülkemizdeki vahim tablo açıktır. Türkiye, mafyaların, kara para aklayıcıların, kaçakçıların, uyuşturucu baronlarının, pervasızca ve açıkça cirit attığı bir ülke haline dönüşmüştür. Aslında kimin ne olduğu, ne haltlar ettiği, başta devlet olmak üzere, herkesin malumudur. Son günlerdeki operasyonlara mutlu oluyorum. Tümünün kökünü kazınmasını diliyorum. Ama niçin bu kadar geç kalınmıştır? Ve de yargı, polisimizin yaptıklarını boşa çıkaracak kararlar vermemek basiretini gösterecek midir? Kravata “iyi hal indirimi” yapma huyundan vazgeçecek midir?