Hava 35 derece

Birkaç haftadır meteoroloji sıcak hava dalgasının geleciğini söylüyordu. Hava New York’ta 35 derecelere yaklaşınca nem ile birlikte çekilmez bir hal alıyor. Tabi bunun haber yanı yok! Benim bahsetmek istediğim birkaç gündür belediyenin yaptığı duyurular! Hava sıcak olacak, soğuma odaları kurduk, gelip serinleyebilirsiniz.

Soğuma odaları…

Kışın hava eksi derecelere düştüğünde sokaktan evsizleri toplayarak sıcak yerlere alan belediye, yaz sıcaklarından insanları korumak için soğuma odaları kurmuş! Bununla birlikte eğer gelir seviyeniz bir klima almaya, ya da onun elektrik masrafını karşılamaya yetmiyorsa belediyeye başvurarak yaz bitimine kadar klima alabiliyorsunuz!

Yıllardır Adana Belediyesine yazarım, şehir genelinde narenciye suyu satan büfeleri kurması, bu narenciyeyi de yerel üreticilerden alması, hatta özellikle şeker kamışı suyunu desteklemeleri gerektiğini anlatmaya çalışıyorum. Ne yazık ki sadece Adana değil tüm Türkiye genelinde olduğu gibi “Ne gereği var bunun” ya da “İcat çıkarma” gibi hepten retçi bireylerle ile karşılaştım.

Oysa yıllardır gastronomi gezisi diye Adana’ya giden herkes, börek, muzlu süt ve kebap yiyerek dönüyor. Bizim su böreğinin adı, instagram cahilleri yüzünden “Adana Böreği” oldu. Bir gastronom da çıkıp yahu Adana’da muz mu yetişiyor demiyor! Binlerce üretici, yüzlerce platform, bir fikrin elinden tutmuyorlar. İzmir’de Gastronomi kongresi yapıldığında, Adana ortak şehirdi. Dinletilerin çoğunu dinledim. Çukurova Üniversitesinden “uzman” sıfatı ile Adana’yı dinleyicilere tanıtmak için gelen Doçent ünvanlı konuşmacı hazırladığı dört günlük programın 3 günü mersinde geçiyor olmasına rağmen konuşmasını “elimizden geleni yapıyoruz!” diye bitiriyordu.

İnsanların yeni fikirlere alerjisi olması ve “Biz onu yapamayız” diyerek dinlemeden reddetmeleri, zihinlerine ulaşılmasın diye etraflarına ördükleri görünmez duvarlar gibi. Üreticiler yıllardır ürünlerinin yeterli fiyata satamadıkları gerekçesi ile ürünlerini kanallara döküyorlar, bahçelerine döküp sürüp geçiyorlar. 

Alın buradan size bir fikir paylaşayım, İzmir’e uyarlayalım. Seferihisar’daki mandalina üreticileri birliği ile ortak bir mandalina fabrikası kurulsun. Seferihisar’a ait bir marka bir değer yaratılsın. İster meyve suyu olarak okul çocuklarına öğle yemeğinde verilsin. İster kantinlerde ederi fiyatına satılsın. 

Peki, bir soğuma odasından buralara nasıl geldik?

Yaşadığımız ülkede zaman zaman arabada bıraktığımız çakmaklar sıcaktan patlar, plastik şeyler erir ama soğuma odaları kurulmaz! Zira insan değildir yaşamın merkezi, metadır. En basitinden kaldırım taşlarına bakın. İnsanların yürümesi için değil, insanlar arabaları ile çıkmasın diye Türkiye’de yüksek yapılır. 

Eğer denk düşürebilirsem bu soğutma odalarına gidip inceleyeceğim. Malum havalar sıcak denize gidelim desek geçen hafta hep gittiğimiz Rockway Beach’te köpek balığı alarmı verilmiş! Değil denize girmek, denize bakmak bile yasak. Hal böyle olunca bize bu aralar bir Türkiye tatili görünecek gibi.

E, Amerika’da gündemden bahsetmedik?

Sezgin Baran Korkmaz ve davası, Biden ve Ortadoğu turu hep kaldı. Haftaya bu başlıklar dallanıp budaklanacak merak etmeyin.

Görüşmek üzere.