Birlik ve beraberlik nasıl sağlanacak?

Bayramlar, millisiyle, dinisiyle “birlik ve beraberlik içinde olunacak” günlerdir!

Bu günlerde, ülkeyi yöneten ve yönetmeye talip olanların en üst düzeyden başlayarak “BAYRAM KONUŞMALARINDA” bu önemli ve vazgeçilmesi mümkün olmayan konuda hassas olmaları ve de “birlik beraberliğin altını çizmeleri” gerekmez mi?

Ne var ki ve ne yazık ki, “Cumhur İttifakı’nın liderleri” KURBAN BAYRAMI konuşmalarında, “tam tersini” yaptılar…

Onlarca ve onlarca milyon TC vatandaşının sempati duyduğu ve Kamuoyu araştırmalarında “yüzde 50’nin çok üzerinde oy alacağı” ortaya konan Millet İttifakı için “Zillet İttifakı” nitelemesi de dahil, hem de “küskünlerin bile barışmasını” öngören bir DİNİ BAYRAM’da söylenenler, üzücü olduğu kadar, “ülkenin içinde bulunduğu bugünkü hassas durumu, çok daha hassas, riskli ve gerilimli hâle getirecek” cinstendi.

Millet İttifakı’na “Zillet İttifakı” diyenlerin, “Milliyetçi Hareket Partisi” adındaki “millet” kökünden gelen “milliyetçi” kelimesi için “hangi ifadeyi kurguladıklarını” düşünmeleri gerekmez mi?

Türk Dil Kurumu sözlüğünde “zillet” kelimesinin karşısında şu sözler yazılıdır: “Ad / hor görülme, horlanma, aşağılanma, alçalma.”

Soruyoruz; “böyle bir nitelemeyi” ağızlarında pelesenk hâline getirenlerin, kürsülere, TV’lere çıkıp da “birlik ve beraberlikten söz etmeleri” ne kadar inandırıcı olabilir?

Elbette muhalefet iktidarı eleştirecektir, iktidar da muhalefeti…

Ama, yüzde 90’ı Müslüman olan bir ülkede, “İslam’ın en büyük günahlardan saydığı ‘küfrü, hakareti, çirkin sözü’ siyaset sahnesindeki tiratlara ‘kesintisiz malzeme’ hâline getirmenin” anlamı nedir?

İşte bunu anlamak mümkün değil, vatandaşın büyük çoğunluğu da anlamıyor ve “bu çizgide bir siyaseti” reddediyor!

Bakınız, Hazreti Peygamber de diyor:

“Fahiş ve çirkin sözlerden şiddetle kaçının” / Nesai.

“Mümin, ayıplamaz, lanet etmez, fahiş söz söylemez” / Tirmizi.

“Cennet, fahiş ve çirkin söz konuşana haramdır” / İbni Ebiddünya.

“Allahü teâlâ, fahiş ve çirkin söz söyleyeni sevmez” /  İbni Ebiddünya.

Ezelden beri, düşünenlerin, yazanların da söyledikleri bir söz vardır; “Kendilerini anlatmaktan aciz olanlar küfür eder!”

İnsan şaşıyor; uzun yıllar “kendilerini ve düşüncelerini milyonlara anlatarak iktidara gelenler”, bugün mü “Kendilerini anlatamıyor da, onun için küfre, çirkin söze, hakarete başvuruyorlar?”

Buna inanmak mümkün değil!

Öyleyse?