İktidarın ‘cambaza bak’ siyaseti ve muhalefetin tutumu

Ekonomik ve sosyal sorunların ağırlığı arttıkça, mevcut siyasal iktidar bu sorunlarla baş etmekte zorlanıyor. Bu zorlanma, sorunlar karşısında iktidara ister istemez patinaj yaptırıyor. Giderek, sorunlar çözülemez ve ülke yönetilemez hale geliyor!

İşte bu nedenle; iktidar çevreleri, ‘algı oyunları’yla ve çeşitli zorlamalarla, halkın ve ülkenin gündemini değiştirmeye çalışıyorlar. Vatandaşın, seçmenin ilgisini ve dikkatini, ekonomik ve sosyal sorunlardan uzaklaştırıp farklı konulara yöneltmek istiyorlar.

20 yıl sonra, halka sabır tavsiyesi

20 yılı aşkın süredir iktidarı elinde bulunduran siyasal anlayışın gelip dayandığı son aşama, tam anlamıyla ekonomi politik bir tükenişin ifadesidir. Öyle anlaşılıyor ki, iktidar açısından artık deniz de hikâye de tükenmiştir!

Bu sıkıntılı durumun en çarpıcı göstergesi, 20 yıl sonra bile sanki iktidara yeni gelinmiş gibi halka sabır tavsiye edilmesidir. Oysa ekonomik ve sosyal sorunların burgacında kıvranan dar ve sabit gelirli vatandaşın, artık sabredecek hali kalmamıştır.

Gündemin değiştirilmesi ve halkın oyalanması

‘Beka siyaseti’ ve ‘dış güçler’ söylemleriyle, kendi seçmen tabanını kilitlemeye çalışan siyasal iktidarın ve destekçilerinin çabaları ilginçtir. Son dönemde Suriye’nin kuzeyinde operasyon yapılması ve tüm uyarılara karşın yıllarca ses çıkarılmayan adaların silahlandırılması üzerinden Yunanistan’la gerginliğin köpürtülmesi konularının altında da bu gerçeklik yatmaktadır.

Aynı şekilde, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılmalarına önce sert biçimde karşı çıkılmış ve günlerce bu konu köpürtülmüştür. Buna karşın, Madrid’deki NATO zirvesinde atılan geri adımı; doğrusu yorumlamakta zorlanıyoruz.

İktidarın ‘sanal gündem havuzu’na atlanmalı mı?

İktidar blokunu oluşturan partilerin liderlerinin, son günlerde ‘idam cezası’nı yeniden ısıtıp ortaya atmalarını da bu bağlamda değerlendirmek gerekiyor. Görülmektedir ki adeta ‘sanal bir gündem havuzu’ oluşturulmaya çalışılmaktadır. İktidar, başta dış politika olmak üzere, bazı duyarlı konuları iç siyasete alet etmektedir. Muhalefeti de bu havuza çekmek istemektedir.

Muhalefet bu oyuna gelmemelidir. Gündemin değiştirilmesine, vatandaşın iş ve aş sorunlarının gündemden düşürülmesine izin verilmemelidir.

Otoriterliğin ve vesayetin daniskası!

Hafta içinde ilginç bir olay yaşandı. Türk Ocakları’nın kuruluşunun 110’uncu yılı nedeniyle bir toplantı düzenleyen ve ana muhalefet lideri / CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu konuk edip konuşturan İstanbul Şubesi’ne, özellikle iktidar blokunun küçük ortağı tarafından büyük tepki gösterildi. Sonuçta İstanbul Şubesi görevden alındı.

Aslında bu yaşananlar, ana muhalefet lideri Kılıçdaroğlu’nun, iktidar blokunun etki alanlarına uzanmasından, ne ölçüde rahatsızlık duyulduğunun da çarpıcı göstergesiydi. Ama aynı zamanda bu çevrelerdeki otoriter ve vesayetçi tutumun da somut yansımasıydı.

Muhalefeti ayrıştırma hesaplarına ve çabalarına dikkat!

Öyle anlaşılıyor ki iktidar çevrelerinin muhalefet üzerine hesapları da hamleleri de hiç bitmemektedir ve bitmeyecektir. Öncelikli hedefleri, muhalefetin birlikteliğinin dağıtılması, en geniş biçimde iş ve güç birliği yapmasının engellenmesidir. Bunun için de iktidar çevreleri, bütün güçleriyle 6’lı masaya yüklenmektedir. Elbette bir başka hesap da 6’lı masa dışındaki muhalefet çevreleri ile 6’lı masa arasındaki yakınlaşmayı torpillemektir.

Önce bazı belediye başkanlarının cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunu ortaya atıp köpürterek, buradan ana muhalefet partisini sıkıştırmayı ve karıştırmayı hedefleyenler; bu hesaplar tutmayıp boşa düşünce, şimdi İyi Parti üzerinden yeni oyunlar kurmaya çalışıyorlar.

Bu hesap ve oyun tutmaz

Bazı kamuoyu araştırmalarındaki yüksek oy oranları üzerinden İyi Parti içindeki bir kesimi kışkırtıp, CHP ile çekiştirmeye çalışıyorlar. Adaylık konusunda, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’i karşı karşıya getirmek istiyorlar.

Muhalefet partileri yöneticilerinin, bütün bu hesapların / oyunların ayırdında olduğunu ve bu girişimleri boşa çıkaracağını düşünüyoruz. Muhalefet, öncelikle kendi programına ve takvimine odaklanmalıdır. Mesajlarını en geniş kesimlere ulaştırmanın yol ve yöntemlerini bulmalıdır. Muhalefetin tutumu, yol haritası ve hazırlıkları üstüne yazmayı sürdüreceğiz.