DYO Sanat ödüllerine 704 sanatçı katıldı

Yaşar Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından bu yıl 38’incisi gerçekleştirilen DYO Sanat Ödülleri “Denge ve Değişim” temasıyla düzenlendi.

Vakfın internet sitesi üzerinden 944 sanatçının 1585 eserle başvurduğu yarışmanın sonucunda, 3 eser ödüle, 27 eser ise sergilenmeye layık görüldü.

Değerlendirme, Hayri Esmer, Fevzi Karakoç, Nazan Ölçer, Denizhan Özer, Burcu Pelvanoğlu, Mümtaz Sağlam ve İhsan Yılmaz’ın yer aldığı seçici kurul tarafından yapıldı.

“Pentür” dalında Engin Konuklu’nun “Avşa” eseri, İrfan Dönmez’in “Bu ‘ben’im” eseri ile “Özgün Baskı” dalında Hava Küçüköner’in “Sarı Bir Gün” adlı eseri ödül kazandı.

“Pentür” dalında ödül alan eserlerin sanatçılarına 25’er bin, “Özgün Baskı” resim dalında ödül alan eserin sanatçısına ise 10 bin lira “Başarı Ödülü” verildi.

İlk olarak İzmir’de başlayan ve 1973’ten beri Türkiye çapında düzenlenen DYO Sanat Ödülleri 1999’da uluslararası bir nitelik kazandı. Yarışmaya 53 yıllık süreçte 15 bin 384 sanatçı, 25 bin 799 eserle katılım gösterdi, 208 eser ödül alırken 2 bin 927 eser sergilenmeye değer bulundu.

Devlet sergilerinin yanı sıra, özellikle genç sanatçı kuşağının büyük oranda katıldığı sanat etkinliği olma özelliğini de taşıyan DYO Sanat Ödülleri, Adnan Çoker, Mustafa Pilevneli, Adem Genç, Zahit Büyükişleyen, Mustafa Ayaz, Kadir Ata, Bünyamin Özgültekin, Alaattin Aksoy, Cavit Atmaca, Cuma Ocaklı, Devrim Erbil, Ekrem Kahraman, Yalçın Gökçebağ ve Mehmet Güler gibi Türk resim sanatında isim yapmış pek çok usta ressamın eserlerine ev sahipliği yaptı.

 

Ressam Ferruh Başağa Anı Evi açıldı

İZMİR’in Foça ilçesinde 2010 yılında hayatını kaybeden ressam Ferruh Başağa’nın atölye olarak da kullandığı ev, düzenlenen törenle ‘Ferruh Başağa Anı Evi’ olarak açıldı.

Ressam Ferruh Başağa’nın atölye olarak da kullandığı ve vefatı sonrası adı verilen Ferruh Başağa Sokak’taki evi, kızı Oya ile damadı Aykut Erol’un çabalarıyla restore edildi. Çok sayıda ödülün sahibi olan ve 2005 yılında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü de alan Başağa için restore edilen anı evinin açılışına Foça Kaymakamı Ali Çetin, Belediye Başkanı Fatih Gürbüz, ressam Bedri Baykam, ressam Mustafa Altıntaş, ressam-heykeltıraş Ender Güzey, ressam Prof. Dr. Erol Eti, Doç. Dr. Seda Yavuz, Datça Uluslararası Knidos Kültür Sanat Akademisi’nin (UKKSA) kurucusu ve yöneticisi Nevzat Metin, eessam Avni Arbaş’ın kızı sinema sanatçısı Zerrin Arbaş ile Foçalı sanatçı ve sanatseverler katıldı. Torunu Aslı Yürükoğlu’nun sunumuyla başlayan açılışta sanatçının kızları Oya Erol ve İnci Başağa Yürükoğlu, damadı Aykut Erol, Foça Kaymakamı Ali Çetin, Foça Belediye Başkanı Fatih Gürbüz, Ressam Bedri Baykam ve sanatçı Zerrin Arbaş birer konuşma yaptı.

BODRUMART FOÇA SANAT FESTİVALİ DE BAŞLADI

Ferruh Başağa Anı Evi’nin açılışı ile birlikte ilçe merkezinde heykelleri olan ressam Ferruh Başağa ile ressam Avni Arbaş anısına düzenlenen ve 18 Haziran’a kadar sürecek olan BodrumArt Foça Sanat Festivali de başladı. Festivalde BodrumArt Derneği ile Foça’da yaşayan sanatçılar, bir çalıştay düzenleyecek. Üretilen eserler, Foça’daki galerilerde sergilenecek. Ender Güzey, Erol Eti, Devrim Erbil, Mustafa Altıntaş, Seda Yavuz, Nevzat Metin, Bedri Baykam, Ayşe Kulin, Zerrin Arbaş gibi sanatçılar ayrıca söyleşiler yapacak. Festival, 18 Haziran’da ‘Ayşe Gencer Quintet’in saat 20.30’da Demokrasi Meydanı’nda vereceği caz konseri ile sona erecek.

‘BABAMIN PEÇETELERDEN TUVAL YAPTIĞIMI BİLİRİM’

Ressam Ferruh Başağa’nın kızı Oya Erol, “İsminin ve sanatının yaşaması için elimizden gelen her şeyi yaptık. Kitaplarını, gazetelerde çıkan yazıları, hepsini inceleyip, mümkün olduğu kadar babamın hayatını yeniden öğrenerek bir şeyler yapmaya çalıştık” dedi. Başağa’nın damadı Aykut Erol ise “Ferruh bey insan olarak inanılmaz bir kişiydi. Herkesle çok rahat konuşurdu. Sokaktan birisi geçse resimden bahsederdi. Devletin en üst makamıyla bile en rahat şekilde, sokakta gördüğü kişiyle konuştuğu kadar rahat konuşurdu. Dağınıktı ama o dağınıklık içinde her şeyi eliyle koymuş gibi bulurdu. 1935’lerden beri bütün çizimlerini, desenlerini, eskizlerini, aşağı yukarı hemen hemen hepsini ve verdiği, açtığı sergilerin davetiyelerini saklamış. Bunları onunla yaşarken değil; evi düzenlerken öğrendik” diye konuştu.

Diğer kızı İnci Başağa Yürükoğlu da eski sanatçıların kolay bir hayatı olmadığını belirterek “Tuvalleri yoktu. Babamın peçetelerden tuval yaptığını bilirim. Babamın boyaları karıştırarak boya yaptığını bilirim. Vitray yaparken kurşunları çektiğimizi bilirim. Mozaik yaparken okuldan çıkar babama yardım ederdik” dedi.

‘DARISI DİĞER SANATÇILARIN BAŞINA’

Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği Başkanı Ressam Bedri Baykam, “Aileyi gerçekten tebrik ediyorum. UPSD ve buradaki sanatçılar adına çok teşekkür ediyorum. Bu girişimle örnek bir hareket yapmış oluyorlar. Darısı gerçekten bütün önemli sanatçılarımızın başına” diye konuştu.

Pandemi, deprem gibi nedenlerle anı evinin açılışının 2 yıl geciktiğini belirten Foça Belediye Başkanı Fatih Gürbüz ise sanata ve sanatçıya önem verdiklerini dile getirdi.

‘SANATÇININ İSMİ HEPİMİZDEN UZUN YAŞAR’

Kaymakam Ali Çetin de sanatın ve sanatçının olduğu yerde güvenli ve huzurlu bir ortam olduğunu, bunun da idarecilerin en çok istedikleri durum olduğunu söyledi. Çetin, “Sanatçının ismi, hepimizden uzun yaşar. Ne olursak olalım, bizim isimlerimiz kısa zamanda kaybolur gider. Fakat sanatçıların isimleri eserleri ile çok uzun süre yaşar” dedi.

Konuşmaların ardından sanatçının tablolarından giysilerine, kullandığı fırça ve boya tüplerinden aldığı ödüllere kadar çok çeşitli objenin yer aldığı anı evi, açılış kurdelesi kesilerek ziyarete açıldı.

 

FÜSUN ECZACIBAŞI İSPANYA KRALİÇESİ ELİNDEN ÖDÜL ALDI

Madrid merkezli Callia Vakfı, sanata ve sanatçıya yaptığı katkılardan dolayı SAHA Yönetim Kurulu Başkanı Füsun Eczacıbaşı’nı “Uluslararası Sanata Destek” ödülü ile onurlandırdı. İspanya Kralı 6. Felipe’nin annesi Kraliçe Sofia’nın kuruluşundan itibaren destek verdiği ve bu yıl 7’ncisi düzenlenen ödül töreni, Madrid’deki San Fernando Güzel Sanatlar Kraliyet Akademisi’nde yapıldı. Törene uluslararası konuklarla birlikte SAHA Yönetim Kurulu ve kurumsal destekçileri ile Türkiye’nin İspanya Büyükelçisi ve eşi de katıldı.

2015 yılından beri etik ve ahlaki değerler çerçevesinde sanata destek ve filantropi alanındaki çalışmalarından ötürü İspanya ve Güney Amerika’nın önde gelen sanat destekçilerine verilen ödül, bu yıl ilk kez uluslararası bir isme, Füsun Eczacıbaşı’na verildi. Metropolitan Sanat Müzesi Direktörü Max Hollein, Madrid Güzel Sanatlar Kraliyet Akademisi Direktörü Tomas Marco ve Meksika Ulusal Sanat Müzesi Direktörü Carmen Gaitan gibi sanat dünyasının önemli isimlerinden oluşan jüri, ödüle gerekçe olarak, Füsun Eczacıbaşı başkanlığındaki SAHA Çağdaş Sanatı Destekleme Girişimi’nin sanat adına dünya çapında bir dayanışma ve filantropi modeli yaratmasını gösterdi.

Ödülünü İspanya Kraliçesi Sofia’nın elinden alan Füsun Eczacıbaşı duygularını şu sözlerle dile getirdi: “Uluslararası çapta ilk kez verilen bu ödülü Majestelerinin elinden, böylesine saygın konukların huzurunda, kıymetli filantroplar Felipe Jove ve Darlene & Jorge Perez ile birlikte almak büyük bir onur. Bu ödülü, 100’ün üzerinde bireysel ve kurumsal üyenin desteğiyle varlığını sürdüren SAHA Derneği ve ekip arkadaşlarım adına alıyorum. Eduardo Galeano’nun ‘Hayırseverliğe değil dayanışmaya inanıyorum.’ sözü bizim SAHA’da yaratmak istediğimiz modeli en iyi şekilde anlatıyor. Tepeden inen hiyerarşik bir yapıdan kaçınan, bunun yerine saygı ve dayanışmayla eşitlikçi bir işbirliğine odaklanan bir model… Bizler, bu işbirliği ruhu içinde, Türkiye sanatını uluslararası sanatsal diyaloga entegre etmeyi, sanat için bağımsız bir ‘alan’ (Saha) yaratmayı hedefledik.”

 

Jules Verne ile İstanbul’da yolculuk…

Güven Turan, Bir Albümde Dört Mevsim (Yapı Kredi, 2022) adlı kitabındaki “İlkyaz Resimleri” şiirinde “Nazlı ilkyaz/gelse mi gelmese mi” diye nazlanıyor diyor ya. Aslında ilkyaz da, yaz da geldi. Ama eskiler gibi değil!

Haziran yazdır. Bir yandan da hem dinlence, hem de kitap fuarları ve kültür festivallerinin başlangıç ayıdır. Okullar tatile girer. Anne babalar, çocuklar, öğretmenler rahat bir nefes alır.

Bugünlerde yurdumuzun dört bir yanında olduğu gibi, İstanbul’un her ilçesinde de etkinlikler yapılıyor. En başta da 50. yılını kutlayan İstanbul Uluslararası Müzik Festivali (6-24 Haziran) müzikseverleri bir araya getiriyor.

Gazetemiz her gün festival haberleriyle dolup taşıyor. Ne güzel!

Çünkü herkes, onca pahalılığa karşın yılın ve yaşamın getirdiği bunalımdan, yorgunluktan kurtulmak istiyor, salgın sonrası da bu ilk yazda yüz yüze buluşma coşkusu yaşıyor, bunun için de festivallerin önemi artıyor.

Öte yandan dinlence hem fiziksel, hem de ruhsal olmalıdır. Dinlence de gezip görmekle, kültürel ortam içinde geçerse, daha yararlı olmaz mı?

Bunun için de dinlence takvimimizdeki renklilik, hem bize yaşam enerjisi, siyasal enerji katacak, hem de beynimize doğru kararlar aldıracaktır.

Okumanınsa, yaşı yoktur.

Dinlence çantamızda bir gezi planımız, rotamız ve kitap(lar) olmalıdır. Çünkü gezmek herkesi dinlendirir.

Öte yandan bebekler bile henüz dünyaya gelmeden anne karnındayken kendilerine kitap okunduğunu bilirlermiş. Okunanı anlamazlarmış, ama “okuma ritminin getirdiği ahengi algılayabilirlermiş”, mutlu olurlarmış. Öyle diyor bilim insanları. Bu nedenle günümüzde kitap, çağdaş insanın yaşam biçimi olmuştur.

 

TOPHANE’DEN ÜSKÜDAR’A

Hepimiz Jules Verne’in değişik yaşlarda okuru olmuşuzdur. Jules Verne’in ölümünden sonra bulunup yayımlanan İnatçı Keraban adlı macera romanının kahramanı Keraban Ağa, Osmanlı İstanbulu’nda II. Mahmut döneminde yaşayan bir iş insanıdır.

 

Keraban Ağa, bir gün, Hollanda’dan İstanbul’a gelen dostu, iş arkadaşı Van Mitter, uşağı Bruno ile Tophane’de karşılaşır. Onları akşam yemeğine konağına davet eder. Konağı Üsküdar’dadır. Gitmeye hazırlanırken davullar vurulur, zaptiye amiri resmi mühürlü bir emir okur. İstanbul’dan Üsküdar’a, Üsküdar’dan İstanbul’a Boğaz’ı geçenler, yeni bir vergi ödeyecektir!

 

Osmanlı döneminde sultana kafa tutan ve vergiyi ödememek için Tophane’den Üsküdar’a yarım saat içinde gitmek varken, 2.800 kilometrelik yolu 45 günde katederek, tüm Karadeniz kıyılarını; Trakya, Balkanlar, Gürcistan, Rusya, Ukrayna, Kafkasya’yı geçerek Üsküdar’a ulaşan Keraban Ağa, inatçılıkta bir numaradır. İnanılmaz yollar dener. Sonunda tek kuruş vergi ödemeden, konuklarıyla birlikte konağına ulaşır.

 

İşte bu yollar aslında Jules Verne’in iki yüz yıl önce romanını yazdığı düşlerinin yolculuğudur.

 

Bu yolculuk Jules Verne ile Tophane-Üsküdar Edebiyat Yolculuğu adıyla düzenlense, acaba ülkemize önemli bir turizm kaynağı olabilir (mi?).

 

 EDEBİYAT TURİZMİNE KATKI

İstanbul, dünyanın en güzel kentlerinden biri. Onca ihanete karşın güzelliğini koruyor. Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilişiyle de eski güzelliğine yavaş yavaş kavuşuyor.

Kanal İstanbul denilen İstanbul’a ihanet projesi diye tanımlanan talan projesi durdurabilirse ve İstanbul’un ulaşım, yerleşim sorunları çözülürse, İstanbul daha da güzelleşecektir.

Jules Verne, UNESCO’ya göre eserleri en çok çevrilen ikinci yazardır. Vikipedi, 148 dile çevrildiğini, birçok buluşu önceden tahmin ettiği için de “bilim falcısı” olarak anıldığını yazıyor.

Onun yarattığı bir roman kahramanı, vergi vermemek için İstanbul Tophane’den bir motorla yola çıkıp Karadeniz kıyılarını ve birçok ülkeyi dolaşarak Üsküdar’daki konağına ulaşması, belki de bir büyük protestonun yeryüzündeki ilkidir. Bunu değerlendirmek gerekir.

Okumak özgürlüktür. Bilgi güçtür.

Dinlenceniz gezerek, okuyarak, düşünerek, düşler kurarak geçsin. (Hikmet Altınkaynak)

 

PTT’den “Gazi Mustafa Kemal Paşa” konulu posta pulları ve ilk gün zarfı

PTT AŞ tarafından hazırlanan “Gazi Mustafa Kemal Paşa” konulu sürekli posta pulları, söz konusu pullara ait ilk gün zarfı PTT işyerlerinde.

PTT AŞ tarafından hazırlanan “Gazi Mustafa Kemal Paşa” konulu 1 TL, 5 TL (26 x 36 mm boyutunda) bedelli sürekli posta pulları, söz konusu pullara ait 10 TL bedelli ilkgün zarfı PTT işyerlerinde, PTT’ye ait www.filateli.gov.tr web adresinde ve filateli cep uygulamasında 7 Nisan 2022 tarihinde satışa sunuldu.

Söz konusu filatelik ürünlerin satışı ile aynı tarihte PTT Pul Müzesi Hacı Bayram Mahallesi Atatürk Bulvarı No: 13 Ulus/ANKARA adresinde “Gazi Mustafa Kemal Paşa Konulu Sürekli Posta Pulları 07.04.2022 Ankara” ibareli ilkgün damgası kullandırılmaya başlandı.