Demek ki unutulmuyormuş…

Yaşadığım olayların sonucu olarak, 80 yaşına gelmiş ağabeyleri olarak, gerek mahalli yönetimlerde, gerek merkezi yönetimlerde gerekse özel sektörde, insanlara hizmet veren kardeşlerime naçizane tavsiyelerde bulunmayı görev saydım.

  • Politika nankördür. Görev sırasında sık sık kendinizi çok yorgun ve mutsuz hissedersiniz. Özellikle medya tarafından çok haksız ve mesnetsiz tenkitlere, suçlamalara hatta iftiralara maruz kalırsınız. Hizmet verdiğiniz kesimlerden oy alamaz, üzülür ve kırılırsınız. Birçok ihanet ve nankörlükle karşılaşır, bunalırsınız.
  • Zaman geçince, hayatın akışı içinde her şeyi daha sağlıklı olarak tahlil etme imkanınız oluyor. Kendi adıma gerçeklerin çok daha farklı olduğunu idrak ettim.
  1. Önemli olan vatandaşın oy vermesi değildir. Zira orada günün esen rüzgarları etkili olmaktadır. Değerlendirmede görevden ayrıldıktan sonra ne kadar “gönül dostuna” sahip olduğunuzdur. Vatandaşın size karşı gösterdiği ilgi, sevgi ve sempatidir. Yaptığı hayır duadır.
  2. Başkanlıktan ayrılalı 23 yıl oldu. Kendi işime, köşeme çekildim. Ne iktidar yanlısı, ne de muhalefet yanlısı medya bizim gibilere yer vermez. Hepsinin her konuda bilgisi olmayan fakat fikri olan demirbaş tipleri vardır. Devamlı olarak onları konuştururlar, akıl satarlar. Ama yaşadıklarım halkımızın yapılanları unutmadığını, sağlıklı değerlendirdiğini, vefakar olduğunu, kendisine iyi niyetle hizmet edenlere sevgisini ve hayır duasını eksik etmediğini gösterdi.
  3. Yüce Rabbim(cc)şımartmasın. Nereye gitsem hep sevgi, saygı ve ilgi gördüm. Görmeye de devam ediyorum. Mesela geçen hafta, Sayın Kılıçdaroğlu’nun da iştirak ettiği Konya’lılar Vakfı’nın yemeği vardı. Yemeğe ben de katılım gösterdim. Orada gördüğüm ilgi ve sevgi karşısında, yaptıklarımızın unutulmadığını ve halkımın nankör olmadığı konusundaki düşüncelerimin de ne kadar doğru olduğunu bir kez daha anladım ve gördüm. Yemek masasından Havagazı fabrikasının çıkış kapısına gidene kadar yüzlerce kardeşimizle sarıldık, fotoğraf çektirdik, muhabbet ettik eskisi gibi birlikte vakit geçirme imkanı bulduk.
  4. Benim görev süremde henüz doğmamış olan çok sayıda genç evladımız geldi, sarıldı. Anne ve babalarının beni sürekli anlattıklarını ve çok sevdiklerini dile getirdiler. Büyük mutluluk duydum. Benim için bundan daha büyük bir zenginlik olabilir mi? Kiminin ev sahibi, kiminin iş sahibi olmasında etkili olmuşuz. Kimisi burs almış, kimisi aş evinden, sağlık hizmetlerinden vb. istifade etmiş. Alt yapıya önem verişimiz unutulmamış ve bunun gibi saymayı unuttuğum birçok güzel çalışmalarımızdan bahsettiler. Eğer bir hakkım var ise herkese helal olsun.
  • Elbette yapılanların tümünde esas olan birlikte çalıştığım ekiplerin başarısıdır. Biz dürüstlüğü ve liyakati esas alarak görevimizi icra ettik. Onlar da her zaman o şekilde hareket ettiler. Partizanlığa, torpile, ayrımcılığa geçit vermedik ve ekibimiz de yüzümüzü ak etti, tüm icraatlara imzasını attı.

Hepsine minnettarım. En küçük bir yüz kızartıcı olaya mahal vermediler. Eşim ve çocuklarım da en büyük desteği sağladılar.

 

a)Tüm görevlerimde liyakata, dürüstlüğe, tasarrufa, planlamaya,  açık ve şeffaf olmaya, kimsenin ekmeği ve haysiyeti ile oynamamaya, herkese sevgi ve güler yüz göstermeye, harama, rüşvete, kul hakkına,  tecavüze geçit vermemeye, mütevazi olmaya, gurur ve kibre kapılmamaya önem verdim. Dünyevi hiçbir hırsım olmadı. Mal, mülk, mevki, makam umurumda olmadı. Bir tek kitap konusunda gözüm doymadı. Her zaman kendimden yukarıyı değil aşağıyı gördüm. Doğru bildiğimi söylemekte ve yazmakta hiçbir zaman tereddüt etmedim. Cenab-ı hakkın dışında kimseden talebim de olmadı,  korkum da. Kimseden teşekkür beklemedim. Sadece rabbimin rızasını umdum. Yaptığım iyiliği hemen unuttum. Zaten akıllı insanın hep kendisinden daha akıllı ve bilgili insanların aklından yararlanan kişi olduğuna inandım. Hata yapmaktan korkmadım. Özür dilemekte ise hiçbir mahsur görmedim. Niyet hayır ise gerçekten sonuç da hayırlı olmaktadır. Bunu bizzat yaşadım, herkese de tavsiye ederim. Herkese de böyle bir hayat dilerim.