ABD ve kürtaj

Geçtiğimiz hafta ABD yüksek mahkemesi ülkede 1973’den bu yana Kürtajı yasal hale getiren Roe Wade’e karşı kararını iptal etti. Karar Amerika genelinde milyonlarca kadının kürtaj olma hakkını etkiledi.

Kürtaj karşıtlar başta benim bulunduğum Manhattan’da belli başlı yerlerde yüksek katılımlı protestolar yaparken; yasaya destek verenler,  şehir meydanlarında sinkaflı halaylarla “koyduk mu?” diye gösteriler yaptı yazacağımı sanıyorsanız aldanıyorsunuz.

Her şey nasıl başladı?

1969 yılında Jane Roe takma adı ile bahsedilen Norma McCorvey üçüncü çocuğuna hamile kaldı. Teksas’ta kürtaj olmak yasaktı bu sebeple eyalete ve başsavcı Wade’e dava açtı. Dava sonucunda kadınlara gebeliğin ilk üç ayında mutlak kürtaj hakkı verilmişti. Muhafazakar eyaletteki yetkililer kadınların kürtaja erişimini zorlaştıran kanunlar getirdiler. 1992 yılında Planned Parenthood vs Casey davasında, Yüksek Mahkeme, eyaletlerin gebeliğin 24. Haftasından önce kürtaj olmak isteyen kadınlara gereksiz yük getirmeyeceğine hükmetti.

Her iki karara da Amerika’nın en tutucu eyaletlerinden Mississippi eyaletinde tecavüz ve ensest vakaları dahil 15. Haftadan sonra kürtajı yasaklayan karara karşı çıkıldı. Yasa 2018’de geçti ama Mississippi de bulunan tek kürtaj kliniğinin açtığı yürütmeyi durdurma davaları sayesinde devreye girmedi. Eyalet Roe vs Wade davasında kürtajın anayasal hak olmasının iptalini istemişti.

Cumhuriyetçi Parti tandanslı hakimlerin çoğunlukta olduğu Yüksek mahkemede, altıya karşı üç oy ile kürtajın anayasal hak olması kararını iptal ettiler. Bu kararın ardından eyaletler Cumhuriyetçi ve Demokrat olarak kararlar alacaklar. 13 eyalet kürtajı yasaklarken, diğerleri kürtajı onaylayacak. Muhafazakar eyaletler kürtaj olmayı zorlaştıracak, buna karşılık açık görüşlü olanlar (muhtemelen) kürtajın yasak olduğu eyaletlerdeki insanları kendi eyaletlerinde kürtaj olabilecekleri konusunda destekleyip yardım edecekler.

Eyaletler siyasi çoğunluklarına göre kararlar alırken, JP Morgan, Amazon, Meta ve Disney gibi büyük şirketler kürtaj olmak isteyen çalışanlarının seyahat dahil her türlü masraflarını karşılayacaklarını duyurdu. Tabi rakamlara bakmadan yapılan her açıklamada olduğu gibi, bu ücretlerin daha sonradan sigorta şirketleri tarafından yapılacağı bilgisi ile kamuoyu güncellendi. Şöyle ufak bir araştırma sonunda, Disneyland’de 80 bin kişinin çalıştığını öğrendim ve Türk mantığı ile yarısı kadın olsa, diye ekledim. Akabinde kliniklerin fiyat bilgileri internette mevcut bir hesap yapınca “üüf!” diyor insan…

Bana göre kürtaj kararını verecek kişi yerel mahkeme değil kadındır! Hiçbir kadın tecavüzcüsünün çocuğunu doğurmak zorunda değildir. 

***

Türkiye’nin parasını verip alamadığı uçaklardan haber var…

“Bi seviyorum bi sevmiyorum” şarkısına dönen, “destekliyoruz, desteklemiyoruz!” açıklamalarının ardından NATO zirvesinde Finlandiya ve İsveç için veto kartını masadan kaldıran Türkiye için Beyaz Saray yönetimi F-16 satışını desteklediğini açıkladı. Financial Times’a göre Türkiye Rus istilasında oynadığı rol ile batıya sempatik görünerek arkasına rüzgar alma peşinde. ABD ise istilanın ardından Karadeniz’in önemini yeniden kavrayarak stratejik çözüm ortaklığı arama yolunda. Bu iki unsur iki ülkeyi birbirine daha fazla itiyor.

Cumhuriyeti Senatör Graham F-16’lar konusunda Biden’a destek veren “NATO müttefikimiz Türkiye’ye F-16 satışı konusunda Biden yönetiminin kararını destekliyorum. Türkiye ile görüş ayrılıklarımız olsa da, onlar bir NATO müttefiki ve sıkıntılı bir coğrafyada askeri kapasitelerinin artırılması Amerika’nın ulusal güvenlik çıkarına uygundur.”  Tweetinden anlaşılıyor.

***

Cüneyt Arkın…

Jön dediğiniz zaman aklıma gelen ilk isimdir. Yıllarca süper kahraman kitabı okumuş biri olarak, hala süper kahraman filmlerini severek izliyorum, söylemeliyim ki; benim jenerasyonumun süper kahraman figürü, Kara Murat’tır, Battal Gazi’dir, Malkoçoğlu’dur…

Küçükken örümcek adam gibi duvara tırmanamazdık ama Kara Murat’ın Bizanslılara atladığı gibi kavgaya atlardık. Doğum yeri Eskişehir değil ABD dandik bir kent olsaydı bana göre bu yüzyılın unutulmaz aktörü olurdu. Kendisine rahmet, ailesine sabırlar diliyorum. Yeri dolmayacak bir insandı, her şeyde olduğu gibi ondan da istifade etmesini beceremedik! Bir gün gelecek böyle satırları Metin Akpınar için yazıyor olacağım ve ekleyeceğim, itibar etmemiz gereken yıllarda adamcağızın mahkeme koridorlarında yediği tostu bile konuşmuşlardı!

Haftaya görüşmek üzere…