Dış cephe, Suriye’ye operasyona izin vermeyecek

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suriye’de PKK uzantısı PYD/YPG’ye karşı operasyon başlatılacağını ilan etmesinin üzerinden bir aya yakın süre geçti. Başlangıçtaki hararetli tartışmalar ve yayınlar azaldı. Artık daha çok ABD, Rusya, İran, Suriye yönetimi ve PKK uzantılarının operasyon karşıtı açıklamaları ve yeni bir açılım süreci başlatılıp başlatılmayacağı konuşuluyor. Operasyon karşıtı cephe söylemlerine devam ederken eyleme de geçmeye başladı.

PKK/YPG; geçtiğimiz hafta, Türkiye ile birlikte hareket eden Suriye Milli Ordusu’nun (SMO) kontrolündeki Türkiye sınırına yakın Al-Humaira bölgesine ABD helikopterlerinin desteğinde saldırı düzenledi. ABD’ye göre bu saldırının hedefi; bölgede barınan üst düzey bir IŞİD militanı… Dikkat edilirse ne zaman Suriye’de PKK/YPG’ye yönelik bir girişim olsa, ABD; IŞİD’i bahane ederek PKK uzantılarını eyleme geçiriyor. ABD’nin istemediği bir durum gelişmedikçe, sanki hayalet bir terör örgütüymüş gibi IŞİD’in hiç sesi çıkmıyor, eylemi duyulmuyor. Sözü edilen üst düzey IŞİD militanının SMO bölgesinde barındığı açıklaması da oldukça ilginç! SMO’nun Türkiye ile işbirliği, henüz Türkiye’nin operasyonu başlamadan YPG’ye yaptığı saldırılar ve ABD’nin; “Türkiye’nin operasyonunun IŞİD’le mücadeleye zarar vereceği” açıklamaları düşünüldüğünde şu soru akla gelmektedir: ABD; SMO’nun IŞİD’e yataklık yaptığı algısı mı yaratmak istiyor? Bu saldırının ardından, ABD Dışişleri Bakanlığı Orta Doğu İlişkilerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Barbara Leaf’in “Türkiye bütün ısrarımıza rağmen geri adım atmıyor, operasyonu engellemek için Türkiye’ye baskı yapıyoruz” dediği basına yansıdı. Bu da “ABD’nin diplomatik baskısı fiili baskıya mı dönüşüyor?” sorusunu akla getiriyor.

ABD cephesinde bunlar olurken Rusya ve İran’ın da PKK/YPG’yi koruyup kolladığı görülüyor. Arap medyası tarafından ortaya atılan ve ABD medyası tarafından yayılan haberlere göre; İran ve Suriye destekli gruplar, Halep’in kuzeyindeki Rus askeri üssünde YPG ile bir araya gelerek Türkiye’ye karşı “Kuzey Yıldırım” adıyla bir operasyon merkezi kurdu. Bunun arkasında Rusya ve İran’ın olduğu, Rus, İranlı ve Suriyeli askerlerin de bu merkezde görev yaptığı iddia ediliyor. Bu arada Suriye Devlet Başkanı Esad da her fırsatta “Türkiye askerî harekât düzenlerse karşılık vereceğiz” diyerek tehdit etmekten geri durmuyor. Bu cephenin korkusunun; “Türkiye’nin asıl amacının PKK/YPG değil, İran’ın bölgeye yerleşmesini engellemek olduğu” düşüncesi olabileceğini önceki yazılarımızda vurgulamıştık.

Bu arada YPG’nin sözde komutanlarından Mazlum Abdi de SDG adına uluslararası temaslarına devam ediyor. Mazlum Abdi’nin İsveç devlet televizyonuna verdiği demeçte “Türkiye’nin operasyonlarına karşı İsveç’ten destek istediği” söyleniyor. Bu destek talebinin gerekçesi de tıpkı ABD’nin gerekçesi gibi Türkiye’nin operasyonunun IŞİD’le mücadeleye zarar vermesi. Bilindiği gibi; Türkiye, İsveç’in NATO’ya üyelik talebine PKK’ya destek verdiği gerekçesiyle karşı çıkmaktadır. Mazlum Abdi’nin bu dönemde isveç’ten talepte bulunmasından maksat; Türkiye-İsveç ilişkilerinde karşıtlığı derinleştirmek, İsveç’i kendi safında göstermektir.İsveç hükümeti de Abdi’ye fırsat vererek ve açıklamalarına sessiz kalarak dolaylı destek vermektedir.

Operasyon karşıtı cephe safları böyle sıklaştırırken Radikal İslamcı cephe de fırsattan yararlanmaya çalışıyor. Haberlere göre İdlib’de yuvalanan Heyet Tahrir El-Şam (HTŞ); İdlib’den Afrin’e doğru genişlemek maksadıyla SMO kontrolündeki bölgeye silahlı güçlerini gönderdi. Bunun üzerine SMO içinde HTŞ’yi destekleyen İslamcı gruplarla karşıt gruplar arasında çatışma çıktı ve Türkiye’nin girişimiyle şimdilik ateşkes sağlandı. Bence bu durum yeni bir tehlikeyi işaret etmektedir. Eğer Türkiye bir operasyon başlatırsa HTŞ ve onun gibi radikal İslamcı gruplar bunu fırsata çevirmek isteyeceklerdir. Bu durumda ABD’nin “Türkiye’nin operasyonu bölgede istikrarsızlığa neden olacaktır” iddiası hayata geçmiş olacaktır. Böyle bakınca İdlib’de rejim karşıtı İslamcı grupları kimin cesaretlendiği, Türkiye ile birlikte hareket eden SMO’nun etkisizleştirilmeye çalışıldığı açığa çıkmaktadır. Bu konuda çok dikkatli olunmasında yarar vardır. Türkiye’nin operasyonuna karşı çıkan taraflar, SMO’nun vekalet savaşçısı olarak kullanılmasını da istemeyecekler, Türkiye’nin SMO’ya desteğini engellemeye çalışacaklardır.

Öyle görünüyor ki operasyon karşıtı dış cephe Suriye’nin kuzeyinde operasyona izin vermeyecektir. Önümüzdeki süreçte kapsamlı bir operasyon başlatılacağı ile ilgili bir emare de görülmemektedir. Bu operasyon kararının seçim yatırımı olduğu dış basında da dillendirilmeye başlamıştır. Eğer bu bir seçim yatırımıysa ve operasyon gerçekleştirilemezse; buradan beklenen oy başka yoldan kazanılmaya çalışılacaktır diye düşünenler vardır. Böyle düşünenler, yeni bir açılım sürecinin gündeme getirileceğinden bahsetmektedir. Bu fikrin gelişmesinde; terörist başı Apo’nun görüş yasağının kaldırılacağı haberinin ve bu konudaki yorumlarında etkisi vardır. Ülkemizde iç siyasetin ve dış politikanın düşürüldüğü duruma, siyasetçilerin ulusal çıkarlardan çok siyasi çıkarları kolladıklarına bakıldığında her şey olabilir. Bazı siyasetçiler bugün düşman ilan ettikleriyle yarın dost olabilmekte, bir gün yanlış dediklerine ertesi gün doğru diyebilmektedirler. Bu nedenle geçmişte olduğu gibi günümüzde de oy için PKK’dan ya da ülkemizdeki terör tehdidinden yararlanmakta sakınca görmeyecekleri kanaati yaygındır. Maalesef artık terörle mücadele iç siyasetin bir parçası olmuştur. Terör tehdidinin bu şekilde ortadan kaldırılması mümkün değildir.