Milletvekilleri ile polisler karşı karşıya getirilmek mi isteniyor?

İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü “olaylara tek taraflı bakıyor”, bir tarafta “fezlekeler havada uçuşurken”, öteki tarafta “ihtar” ile soruşturmalar kapatılıyor…

Türkiye’de hemen her partiden milletvekili, sokakta polisle karşı karşıya gelebiliyor. Kimi trafikte kimlik soran polisle tartışıyor, kimisi de gösterilerde müdahalenin dozunu kaçıranlarla tartışabiliyor.  Ancak geçtiğimiz haftalarda yaşanan iki olay, “Polisle, milletvekilleri karşı karşıya getirilmek mi isteniyor” endişelerine yol açtı. Çünkü çok açık örnekler var. İktidar milletvekillerinden biri polisle tartıştığında o polis açığa alınıyor. Ancak, muhalefet partili milletvekiline “ahlaksız” diyen polise her hangi bir işlem yapılmıyor. Seçimler yaklaştıkça siyasette gerilim de artıyor.

Polis ile milletvekili arasında en son tartışma geçen hafta Ankara’da DEVA Partisi Milletvekili Mustafa Yeneroğlu arasında yaşandı. Polis memuru, Yeneroğlu’na “Senin gibi tiplerin ne olduğu belli, ahlaksız sensin lan” diye bağırdı. Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) polis amiri için “uyarıldı” açıklamasını yaparken, Yeneroğlu hakkında da “görevi başındaki memura yönelik hakaret ve tehdit gerekçesiyle” suç duyurusunda bulunulacağını açıkladı.

Geçmişe bakıldığında polisle milletvekilleri arasında bazen yumruklaşmaya varan hadiseler yaşanıyor. Geçtiğimiz yıl, CHP İstanbul Milletvekili Turan Aydoğan trafikte kimlik soran polislerle tartıştı. Denetim yapan polis memurunun ‘Milletvekili olduğunuzu nereden bileyim, 650 tane milletvekilini tanıyamam ki’ sözleri üzerine daha da sinirlendi. “TBMM’nin albümde var, al oradan bak” diyen vekil oradan uzaklaştı.

AKP Mersin Milletvekili Zeynep Gül Yılmaz’ın, aracını durduran polis memuruna hakaretler yağdırdığı görüntüler ortaya çıktı. Yılmaz’ın görevini yapan polis memuruna, “Ekibine tükürürüm” dediği, ismini istediği polis memuruna “Şerefsiz, pislik” gibi hakaretler savurduğu görüntülerde ortaya çıkmıştı. Polis memurları açığa alınmıştı.

11 Ekim 2013’te Ankara Kocatepe Camii’nde Nevzat Kösoğlu’nun cenaze töreninde, dönemin Ülkü Ocakları Genel Başkanı Olcay Kılavuz, Başbakanlık Koruma Polisi Vehbi Kızıl’ı yumruklamıştı. Mahkemede beraat eden Olcay Kılavuz, daha sonra MHP’den Mersin Milletvekili seçilmişti.

Mustafa Yeneroğlu olayından birkaç gün önce Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Milletvekili Salihe Aydeniz arasında yaşandı. Aydeniz, Kadıköy’deki Kadıköy’de PKK lideri Abdullah Öcalan’a destek yürüyüşünde polise yumruk atmıştı.

Olayın ardından, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan,  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Şentop, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, art arda Salihe Aydeniz’in dokunulmazlığının kaldırılması gerektiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan “Bu ihanetin bedelinin hukuk önünde sorulmasının takipçisi olacağız. Süratle dokunulmazlığının kaldırıp bunların bu kutlu çatı altında yer almalarının mümkün olmadığını bizler ortaya koyuyoruz” demişti. Salihe Aydeniz için jet hızıyla fezleke hazırlandı, Mustafa Şentop, fezlekeyi hiç bekletmeden Anayasa Adalet Karma Komisyonu’na havale etti.

İYİ Parti İzmir Milletvekili Müsavat Dervişoğlu, Salihe Aydeniz’in katıldığı yürüyüşe dikkat çekerek, “Kadınların İstanbul Sözleşmesine karşı yürüyüşüne izin vermeyenler, bu yürüyüşe neden izin verdi” diyerek, olaya dikkat çekti.

 

Polis, milletvekilini tehdit etti

 Ankara Kızılay’da yaşanan olayda, daha önce polis baskınlarıyla defalarca tabelası ve adı değişen Saab Cafe’nin yeni tabelasının açılış törenine polis müdahale etti. Somalililerin sahibi olduğu işletmelerle ilgili baskıları TBMM gündemine taşıyan DEVA Partisi Milletvekili Mustafa Yeneroğlu da açılıştaydı. Polis tabelanın kaldırılmasını isteyince Yeneroğlu, “hukuksuz” olduğunu savunarak karşı çıktı.

Yeneroğlu’nun itirazı üzere emniyet amiri olduğunu söyleyen bir polisle sözlü tartışma yaşandı. Emniyet amiri, Yenereoğlu’nun sosyal medya hesabında paylaştığı videoda “Senin gibi tiplerin ne olduğu belli, ahlâksız sensin lan, adam gibi konuş, milletvekiliymiş…” derken görüldü.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) konuyla ilgili yaptığı açıklamada, polisin uyarıldığını, Yeneroğlu’na da dava açılacağını duyuruldu

 Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Söz konusu milletvekilinin hukuki çerçevede yapılan bu işlemi, iş yeri sahibinin uyruğuna bağlayarak, siyasi bir zemine çekmeye çalışarak ırkçılık yapıldığını iddia etmesi de ayrı bir garabettir. Teşkilatımıza yönelik düşmanlığı herkesçe bilinen milletvekili, denetim esnasında polisimize hem fiziksel hem sözlü hakaretlerde bulunmuştur.

Ancak milletvekilinin hakaretlerini ısrarla devam ettirmesi ve parmak sallayarak personelimizi tehdit etmesi üzerine bir polis amirimiz istemediğimiz bir şekilde karşılık vererek nahoş bir kelime kullanmıştır. Sadece kullandığı bu kelime bizi üzmüş olup konuyla ilgili tahkikat başlatılmış ve ilgili personele gerekli uyarılarda bulunulmuştur. Bununla birlikte söz konusu milletvekili hakkında görevi başındaki memura yönelik tahrik, hakaret ve tehdit gerekçesiyle suç duyurusunda bulunulacaktır.

Ülkemizde ten renginden ve uyruğundan dolayı hiç kimseye farklı bir tutum takınılması söz konusu olmamasına rağmen kanun dışılığı örtmek amacıyla iş yeri sahibince dile getirilen ‘Tenimden dolayı böyle davranıyorlar.’ iftirası da bu oyunun diğer bir parçasıdır. Ayrıca bu konuda da suç duyurusunda bulunulacaktır.”

Kimsenin can güvenliği yok

Emniyet’in açıklamasını sosyal medya hesabından paylaşan Yeneroğlu, “Hepimizin güvenliğinden sorumlu Emniyet Genel Müdürlüğü bir milletvekili ile ilgili düşmanca sözler kullanıp açıkça hedef gösterebiliyorsa bu ülkede kimsenin can güvenliği kalmamıştır. İçişleri Bakanı ve Emniyet Genel Müdürü derhal istifa etmelidir!” dedi.

 

******

“BU TARZ ÖRNEKLERE ÇOK SIK RASTLAR OLDUK”

Ertuğrul Yalçınbayır (Eski Başbakan Yardımcısı) –  Milletvekili Mustafa Yeneroğlu ve polis kısa bir süre önce karşı karşıya getirildi. Burada mesele Yeneroğlu meselesi değildir. Türkiye’nin içinde bulunduğu evrensel standartlarının dikkate alınmamasıdır. Bunlar bizim imzaladığımız uluslararası anlaşmalara, anayasaya apaçık aykırı tutum ve davranışlardır. Bu tarz örneklere çok sık rastlar olduk. Bir de bunların örneğini yasaya uydurma çalışmaları var. Hukuka aykırı ama yasaya uygun. Yasaya uygun olması onların kabul edilir olması anlamına gelmez. Hukuka aykırılık ayrı, yasaya aykırılık ayrıdır. Yasal bir düzenleme ile bu işe kılıf uyduramazsınız. Bu işe bu şekilde kılıf uydurursanız kabul ettiğiniz evrensel standartlar sizi reddeder ve siz o standartların altında kalırsınız. Yapılmakta olan düzenlemeleri görüyoruz. Önümüzdeki hafta basın özgürlüğünü ortadan kaldıracak olan bir düzenleme yapılıyor. Basın özgürlüğü konusunda Türkiye’nin raporu maalesef iyi değil. Önemli olan iyi yönetim ve iyi yönetişim, her sahada büyük bir zafiyete uğradı. Bu zafiyete uğramak Türkiye’nin standartlarını düşürüyor ve Türkiye bunu gerçekten hak etmiyor.

Sadece milletvekiline değil bütün insanlara yapılan kötü muamelelere karşı tepki gösterilmesi gerekmektedir. Yeneroğlu öncelikle “İnsan Hakları Komisyon Üyesi”ydi bu olayı değerlendirirken göz önünde bulundurmamız gereken bir nokta. Meclis Başkanının bu konudaki tutum ve davranışları çok önemlidir. Meclisin hukuka aykırı olan tutum ve davranış karşısında idareyi, hükümeti denetleme görevi vardır. Kim olursa olsun ister Cumhurbaşkanı, isterse polis memuru .İnsan onuruna aykırı davranamaz. Sadece bu olayda ve bu tutumda değil kadınlara, çocuklara karşı eylem ve işlemlerde de var. Bu nedenle bizim iyi yönetilme hakkımızı ortadan kaldıran tutum ve davranışlara karşı mücadele etmemiz gerekiyor. Bu mücadele demokratik cesaretle olur cesaretten yoksun olan bir mücadele, mücadele değildir. Yeneroğlu’nun tutum ve davranışı hukuka uygun, cesur bir davranış. Bu davranışı fevkalade olumlu, şikayeti ile de doğru bir davranış sergilediğini düşünüyorum. Seçenler ve seçilenler bir bütünüz. Bu bütünlük insan hakları, adalet ve dürüstlük ile ölçülür. Bu tür davranışlara tepki verilmedikçe yaygınlaşacaktır. Önemli olan bunların azaltılması değil ortadan kaldırılmasıdır.

Önümüzde seçim var. Haksız oy teminine yönelik her türlü işlemi kınamak lazım. Oya tesir etmek, seçmene tesir etmek bir nevi haksız oy kullanmaktır. Haksız oy kullanmak kabul edilebilir bir şey değildir. Ülkemizde haksız oy kullanımına dair çok önemli, çeşitli deliller var ve bunları görüyoruz. Eğer siz basına siz bunlar duyulmasını diye engelleme getirirseniz tam aksi gerçekleşecektir ve daha fazla duyulacaktır. Gelin özgürlüğü tam olarak yerleştirelim. Hiçbir Şüpheye yer bırakmayalım ve kamuda çalışanların da hukuka uygun davranmalarını isteyelim. Ehliyet ve liyakate hakim kılalım. Kişiler korkmasın, çekinmesin. “Bir hakim kararından sonra ben bu karar ile muhalefet seyrini yazdım. O nedenle atanıyorum” demesin. Eğer bu cümleyi kurabiliyorsa bu işte büyük bir hukuksuzluk var demektir. Bu aynı zamanda Yeneroğlu hadisesinin de bir benzeridir. Söyleyen söylesin, insanlar dinlesin, hangisi güzelse onu arasın! Bugün ki yönetimin tutum ve davranışları güzel değil. Lütfen Ehliyeti ve liyakati siyasette hakim kılalım.