Ümit “temmuzda yapılacak” maaş zammında… “Cumhurbaşkanı’na yapılan zam oranında” olacak mı?

Akaryakıt ve ekmek zamları dur durak bilmiyor… Yılın ilk 5 ayında, meslekten ve sicilden terkinini yaparak iflas eden esnaf sayısı 47 bin 128’e yükseldi. Asgari ücretli, memur, emekli, dul ve yetim gibi “sabit ve dar gelirli” kesim Temmuzun “zamlı maaşını” bekliyor…

Ocak ayında asgari ücrete beklenenin üzerinde zam yapılarak 2 bin 850 TL’den 4 bin 250 TL’ye çıkarıldı. SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin maaşlarına yüzde 25,48, memur ve memur emeklilerine yüzde 30,5 oranında zam yapıldı. Çalışan ve emeklilere verilen bu zam, daha yılın ilk ayında enflasyon etkisi senediyle eridi. Zam furyası nedeniyle alım gücü her ay düşen emekli ve memur ve asgari ücretli kesim, açlık sınırının altında yaşamak zorunda kaldı.

Akaryakıt fiyatları nedeniyle maliyetleri artan kamyon, minibüs ve taksi şoförleri kontak kapatmaya başladı. Adana ve Elazığ’da taksi şoförleri,  Karaman’da şehiriçi minibüs şoförleri kontak kapattı. Yılın ilk 5 ayında, meslekten ve sicilden terkinini yaparak iflas eden esnaf sayısı 47 bin 128’e yükseldi. Sadece Mayıs ayında iflas eden esnaf sayısı ise 8322 olarak kayıtlara geçti. 2021 yılının mayıs ayında iflas eden esnaf sayısı 3893 olarak açıklanmıştı. Açlık sınırında yaşayan asgari ücretli, memur, emekli, dul ve yetim gibi ücretli kesim ise dört gözle temmuz zammını bekliyor.

Yasa gereği, memur, memur emeklisi, SSK ve Bağ Kur emeklilerinin maaşları, haziran enflasyonuyla birlikte yılın ilk altı aylık enflasyon oranında artırılması gerekiyor. Bu artış, eğer hükümet ek zam vermezse, verileri güven vermeyen Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı enflasyon oranında olacak.

Hükümet şimdi geçinemeyen halkın derdine ara zam formülü ile çare bulmaya çalışıyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, “Yani Temmuz ayında bütün çalışanların yüzünü güldürecek, hiç olmazsa enflasyona karşı ‘Benim devletim benim yanımdadır’ dedirtecek bir düzenlemeyi de Türkiye gerçekleştirecek durumdadır” diyerek müjde vermişti. Fakat oran konusunda kimsenin ağzını bıçak açmıyor.

Erdoğan’a yüzde 40,4 zam

Asgari ücretli, SSK, Bağ Kur, memur ve memur emeklisine verilecek zam oranı belli olmadan Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendi maaşına istediği zam oranı belli oldu. Ocak ayında maaşını 100 bin liraya yükseltilen Erdoğan’ın, TBMM Başkanlığı’na sunduğu ek bütçeyle kendine yüzde 40,4 oranında zam istediğini CHP’li Özgür Özel, açıkladı. Özel, “Tayyip Erdoğan kendi imzasıyla Meclis Başkanlığı’na sunduğu ek bütçeyle en son Ocak’ta artan maaşını yüzde 40,4 oranında artırarak 141.453 TL’ye yükseltiyor. Cumhurbaşkanı’nı etkileyen ekonomik kriz asgari ücretliyi etkilemiyor mu? Asgari ücretli 4.253 TL’ye mahkum mu kalacak?” ifadelerini kullandı.

Enflasyonun etkisi silinmeli

Sene başında yaklaşık yüzde 50 zam yapılarak 4 bin 253 liraya çıkarılan asgari ücret, her ay yükselen enflasyon karşısında eridi. TÜİK’in açıkladığı verilere göre Ocak ayında yüzde 48,69 olan yıllık enflasyon şubatta yüzde 55,44, martta yüzde 61,14, nisanda yüzde 69,97 ve Mayıs ayında yüzde 73,50 çıktı.

Milyonlarca asgari ücretlinin gözü kulağı şimdi olası ara zamda. Bu konuda son aylarda hükümet kanadından farklı açıklamalar gelse de Temmuz ayında asgari ücrete ara zam yapılması yönünde güçlü beklentiler var. İşçi temsilcileri asgari ücrete yapılması muhtemel ara zam ile enflasyonun etkisinin silinmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Asgari ücretin üstünde maaş veren özel sektördeki ortalama ara zam beklentisi ise yüzde 30.

DW Türkçe’ye değerlendirmelerde bulunan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Başkanı Dr. Arzu Çerkezoğlu, şimdiye kadar konuşulan yüzde 5, yüzde 10 gibi oranların ve son derece ufak prim desteklerinin asgari ücretteki kaybı asla karşılayamayacağını söylüyor.

Böyle sembolik oranların çalışanların ihtiyacı olan iyileştirmeyi sağlayamayacağını vurgulayan Çerkezoğlu, son aylarda yükselen enflasyon karşısında maaşların eridiğinin altını çiziyor.

Hesap yoksulluk sınırına göre olmalı

DİSK tarafından yapılan araştırmaya göre asgari ücretlinin alım gücündeki kaybın son 5 ayda 5 bin lirayı bulduğunu anlatan Çerkezoğlu, yapılması gereken zamma ilişkin şu açıklamayı yapıyor: “Bizim bu noktada çizdiğimiz çerçeve belli. Gelinen noktada ücretlere yeni bir zam ihtiyacı daha doğmuştur. Zaten asgari ücrete yapılan zam oranı yüzde 50 olsa bile bunun yüksek enflasyon karşısında hızla eriyeceğini söylemiştik. Şimdi hayat pahalılığı ortada. Gıda enflasyonu ortada. Biz en azından iki kişinin asgari ücretle çalıştığı bir ailede toplam gelirin yoksulluk sınırını yakalaması gerektiğini ifade ediyoruz.”

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun mayıs ayı raporuna göre Türkiye’de dört kişilik bir ailenin açlık sınırı asgari ücreti geçerek 6 bin 17 TL’ye, yoksulluk sınırı ise 19 bin 602 TL’ye çıktı.

Halkın alım gücünün son zamanlarda hızlı şekilde düştüğüne değinen Çerkezoğlu, asgari ücretin dışında çeşitli alanlarda da vatandaşın nefes almasını sağlayacak düzenlemeler yapılması gerektiğini söylüyor. Bu noktada az kazanandan az çok kazanandan çok vergi alınan adil bir vergi sistemi çağrısında bulunan Çerkezoğlu, “Elektrik ve doğal gaz zamları geri çekilmeli ve temel ihtiyaç ürünlerindeki vergiler düşürülmeli” ifadelerini kullanıyor.

Şirketlerin yarısı temmuzda zam yapacak

Organizasyon, performans yönetimi ve ücret alanlarında danışmanlık hizmeti veren Willis Towers Watson Türkiye ve Azerbaycan Organizasyon ve Ödüllendirme Ülke Lideri Doğan Çolak, bu konuda şirketlerin önemli bir bölümünün çalışanlarına ara zam yaptığını veya yapmayı planladığını söylüyor.

608 şirket ile yaptıkları yeni anketin sonuçlarını paylaşan Doğan Çolak, “Şirketlerin yüzde 79’u 2022 yılında ara dönem artışı yaptığını veya yapmayı planladığını beyan etti. Bu şirketlerin yüzde 48’i bu aksiyonu temmuz ayında yapacaklarını söylüyorlar” diyor.

Çolak, bu konuda ortalama ara zam oranlarının yüzde 30 olduğunu belirtiyor. Şirketler 2022 yılı içindeki toplam ücret artışlarını ise yüzde 82 ile yüzde 99 arasında yapacaklarını beyan ediyor.

*******

Elektriğe yine zam

Hükümetinin yılbaşında başlattığı zam bombardımanı yılın ilk 6 ayında aralıksız devam etti. Bu dönemde en çok zamlanan ürünlerin ve hizmetlerin başında enerji ve akaryakıt geliyor. Benzin ve mazota neredeyse gün aşırı zam yapılır oldu. Geçen sene bu zamanlar 6 TL civarı olan benzin ve motorinin litre fiyatı 30 TL’yi aştı.

Elektriğe son olarak 1 Haziran’da mesken aboneleri için yüzde 15, sanayi ve ticarethane aboneleri için yüzde 25 yapılmıştı. Bu zamla birlikte yılbaşından bu yapılan zamların oranı birinci kademe için yüzde 58’i, ikinci kademe için yüzde 137’yi buldu. Elektriğe şimdi 1 Temmuz’dan geçerli olmak üzere yeni bir zam daha geliyor.

Ankara’da yapılan Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği (ELDER) 14. Sektör Değerlendirme Toplantısı öncesinde elektrik dağıtım şirketlerinin patron ve yöneticileri, Enerji Tabii Kaynaklar Fatih Dönmez ile kahvaltıda bir araya geldi.

Toplantıda şirketlerin yetkilileri, yüzde 50 oranında bir zam talebinde bulundu. Edinilen bilgiye göre yapılan değerlendirmeler sonrasında 1 Temmuz’dan geçerli olmak üzere en az yüzde 30 zam yapılması konusunda görüş birliğine varıldı.

Şu anda birinci kademede üst sınır olan 230 kWh’lık kullanımda fatura bedeli 332 TL’yi buluyor. Yüzde 30 zam gelmesi halinde bu fatura 430 TL’yi aşacak. İkinci kademede ise alt sınır olan 475 TL’lik fatura bedeli 760 TL’ye çıkacak.

*******

“KISA VADEDE YÜKSEK ZAM SEÇİM EKONOMİSİ DEMEKTİR”

İbrahim Atilla Acar(Prof. Dr.) – Enflasyon özellikle sabit gelirlilerin alım gücünü azaltıyor. Fiyatların sürekli arttığı bir ortamda gelirin sabit olması, insanların satın alma gücünü düşürüyor. Bu anlamda sabit gelirlilerin satın alma gücünün korunması büyük önem taşıyor. Bunun için enflasyon oranında kişilerin gelirlerinin desteklenmesi gerekiyor. Memur ve emeklilere yılda iki defa zam yapılıyor. Enflasyon oranında bir artış söz konusu olacaktır. Yılda bir kez zamlanan asgari ücret, yüksek enflasyon ortamında yılbaşında yapılan zam erimiş oldu. Bu nedenle asgari ücrete artış, ara zam yapma söylemi daha da güçlendi. Bu karşılık bulur mu? Bence bulması gerekiyor.

Sadece konut, ulaşım, gıda giderlerini hesapladığımızda maaşların yüzde 60 ila 70’i gidiyor. Enflasyon konusunda tüketicilere de iş düşüyor. Satın almalarında yabancı mal tercihlerini düşürmeleri gerekiyor. Ancak böyle bir şeyi hiçbirimiz yapmıyoruz. Satın almak istediğimiz bir ürünün yerlisi varken yabancısını almayalım gibi bir kampanya henüz başlatmadık ama yapmamız gerekiyor. Çünkü enflasyonu azdıran unsurlardan birisi de bu. Ev sahiplerine yüzde 25’ten fazla zam yapın demek, çözüm değil. Enflasyona karşı mücadeleye bütün kesimleri katmak gerekiyor.

Enflasyonla ilgili önceki yıllarda yüzde 10’ları konuşurken bugün yüzde 70’leri konuşmaya başladık. Düşük gelirleriyle ve zor şartlarda hayatlarını sürdürmeye çalışan asgari ücretlilerin desteklenmesi kaçınılmaz bir hal almıştır. Türkiye’de yaklaşık 10 milyon asgari ücretli var. Bunların içinde geliri yüksek olup asgari ücret gösterenler de olabilir ama ne olursa olsun yüksek bir oran. Asgari ücrete  yüzde 25 ile yüzde 30 arasında bir ara zam yapılacağını düşünüyorum.  Memur ve diğer zamlar da otomatiğe bağlanmış durumda yüzde 35 ile yüzde 40’a yakın olacak gibi görünüyor.

Bu oranların dışında, temmuzda eğer yüksek bir zam söz konusu olursa, seçim ekonomisi erken başlamış demektir. Türkiye’de enflasyonu etkileyen faktörlerden biri de üretmiyoruz, dışarıya bağımlı haldeyiz. Ege Bölgesinde ekilebilir arazilerin üçte ikisi ekilmiyor. Üretimin önündeki engelleri kaldırmamız gerekiyor.

*********

“MAAŞLAR, MUTFAK VE ÇARŞI/PAZAR ENFLASYONU ORANINDA ARTMALI”

Mehmet Şakir Örs (Gazeteci/ Yazar) – Ülkemizde son dönemlerin en sıkıntılı ekonomik koşulları yaşanıyor. Enflasyon rakamları rekor üstüne rekor kırıyor. Böylesi bir ortamda dar ve sabit gelirli insanlar geçinmekte zorlanıyorlar. İster istemez gözlerini ve kulaklarını temmuz ayında yapılacak maaş artışlarına yöneltiyorlar. Yaşam ve geçim düzeylerindeki gerilemeyi bir nebze de olsa telafi edebilmeyi, en azından ailelerinin ayakta kalabilecekleri ve yaşamlarını sürdürebilecekleri bir düzeyi yakalamayı umuyorlar.

İsterseniz böylesine kritik bir dönemde, enflasyonla ilgili son rakamsal verilere birlikte bir göz atalım. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) resmi verilerine göre; Tüketici Fiyat Endeksi’nde (TÜFE) 2022 yılı Mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 2,98, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 35,64, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 73,50 oranında artış oldu. Böylece enflasyonda son 24 yılın zirvesi gerçekleşti. Bağımsız akademisyen ve araştırmacıların oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), mayıs ayı yıllık enflasyon oranını yüzde 160,76 olarak açıkladı.

Aynı dönemdeki TÜİK üretici enflasyonu ise yüzde 132.16 artarak, rekor düzeye yükseldi. Söz konusu artış Mart 1995’ten bu yana kaydedilen en hızlı yükseliş oldu. Üretici enflasyonundaki rekor artışların önümüzdeki süreçte tüketim ürünlerine, daha doğrusu tüketiciye yansıyacağı dikkate alındığında, durumun daha da zorlaşacağı anlaşılıyor.

Enflasyonla ilgili bütün bu rakamsal veriler dikkate alındığında; içinde bulunduğumuz yılın başında yapılan asgari ücret ve maaş artışlarının çok çabuk eridiği ve böylesi bir rekor enflasyon karşısında yetersiz kaldığı görülüyor. Örneğin DİSK-AR’ın yaptığı araştırmaya göre; asgari ücret yılın ilk 5 ayında eriyor. Asgari ücretlinin gelir kaybı 5 bin lirayı aşıyor.

Bizce, rakamlar ne olursa olsun, asıl ve gerçek enflasyon oranı; vatandaşın bizzat yaşadığı, mutfağında hissettiği ve çarşıda / pazarda gözlemlediği enflasyon oranıdır. Dolayısıyla ücretlerde ve maaşlarda yapılacak artış da bu gerçek duruma uygun olmalıdır. Ücretler / maaşlar, mutfak ve çarşı / pazar enflasyonu oranında artmalıdır.

*******

“ENFLASYONU DÜŞÜK GÖSTERMEK GELİR DAĞILIMINI BOZUYOR”

Uğur Civelek Görüş (Ekonomist) – Memur zammının belirlenmesinde enflasyon oranı ve farkı kilit rol oynayacak. Kesin zam oranı rakamları ise haziran enflasyonuyla netleşecek. Bu oldukça tartışmalı bir konu. Hükümet, günü kurtarmaya yönelik politikalar uyguluyor. TÜİK’in açıkladığı rakamların gerçeği yansıtıp yansıtmadığını görmek isterseniz Haziran ayı enflasyonu açıklandığında göreceksiniz. Halkın yaşadığı enflasyonla TÜİK’in açıkladığı enflasyon arasındaki farkı göreceksiniz. TÜİK’ e tartışma konusudur. Bunun bir takım sonuçları olacak tabi ki. Açıklanacak rakama göre emekliye zam verilecek belki asgari ücretliye bir zam daha yapılacak. Asıl önemli olan nokta şu, nüfusun önemli bir kısmı enflasyonda yapılan hile nedeniyle yoksulluk sınırının altına yuvarlanıyor da yuvarlanıyor. Bu durum Türkiye ekonomisine yönelik tahmin yapmayı iyice zorlaştırıyor. Zorunlu ihtiyaç maddesi dışındaki üretim ve satışlar zorlaşacak. Sanayi de üretim de kolay olmayacak. Herkes zorlanacak. Büyük bir işsizlik Türkiye’yi bekliyor olacak. Tablo karamsar.

Enflasyon rakamı olduğundan düşük göstermek gelir dağılımını bozuyor. İç talebi öngörülenden daha fazla daraltacak bir durum ve tüm değişkenlere ilişkin belirsizlik yaratacak bir durum ve bu hatayı ısrarla yapıyorlar. Bu bir anlamda zorunlu kredi hacmini de patlatacak bir durum yoksullaşmayı hızlandırıyorsa aldığı borcu ödeyemeyeceği insan sayısı da patlayacak demektir. Enflasyon rakamıyla oynuyorlar. Gözü karartmışlar bunun sonuçlarını yaşamaya başladık daha da fazla yaşayacağız. Günü kurtarmak için sorunları ve krizi daha da derinleştiriyorlar. Ben artık bir seçim olur mu? Ne zaman olur? Bilmiyorum sadece sonrasında çok daha kötü olacak onu biliyorum.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin’den “ Enflasyon tahribatlarına karşı çalışanları korumak vazifemiz. Özel sektör emeklileri de dahil, Temmuz’da bütün çalışanların yüzünü güldürecek düzenlemeyi Türkiye gerçekleştirecek durumdadır.” diye bir açıklama geldi. Bu niyette olan birileri enflasyon rakamını olduğundan düşük göstermeye çalışmaz. Eğer çalışılıyorsa bu sözlerin hiçbir anlamı yoktur. Sözlerin gerçeği yansıtmadığı yani gerçek niyetin bu sözlere yansımadığını düşünüyorum. Enflasyonun sebebini ortaya koymadan herkese enflasyon kadar zam yapmaya çalışırsanız, maliyetleri giderek arttırırsınız. Enflasyona da gaz verirsiniz. Bu bir kısır döngüdür. Önce enflasyonu düşüreyim derseniz herkesten fedakarlık istemeniz gerekmektedir. Rakamda hile yapmadan kimseden fedakarlık istenmiyor. Enflasyonu düşürmek için hiçbir şey yapılmıyor ne kadar zam yaparsanız yapın onların durumu kötüye gidecektir. Bu kafayla kötüye gidişi durduramazsınız. Ne kadar zam yapılırsa yapılsın ücretler enflasyon karşısında eriyecektir. Enflasyonun sebebine odaklanmıyor sorunu çözmeye çalışmıyor sorunu ağırlaştırıyor, insanları kısa vadede aldatıyor olursunuz. Büyük bir krizin alt yapısını oluşturuyor olursunuz. Ekonomi denge işidir. Sorunu küçükken çözmeye çalışmanız ve tabi ki o dengeyi tutturmanız gerekmektedir. Gerekli kesimlerden fedakarlık istemeniz lazım. Siz rant hesapları uğruna hiç fedakarlık istemeyip, her şeyi olduğundan farklı gösterirseniz hayal dünyanıza ulaşırsınız, hayal dünyanıza göre sorunları değerlendirirseniz gerçekleri inkar edersiniz ve her şeyi batırmayı niyet etmişsiniz demektir. Enflasyon rakamlarını doğru ölçmüyorsanız ne kadar inkar ederseniz edin niyetiniz bozuktur.