6’lı Masa, “iktidar olursa” RTÜK ve TÜİK’in bugünkü yöneticileri hesap verecek mi?

RTÜK sorumluları “Demokrasi, Basın Özgürlüğü, Hukuk Devleti” ilkelerine aykırı kararlar aldılar… TÜİK sorumluları “Enflasyonu düşük gösterme gayreti ile ‘memur / emekli / dul / yetim maaşlarının çok düşük kalmasına’ sebep oldular ve ‘sosyal devlet’ ilkesine aykırı” davrandılar…Muhalefet yönetici ve milletvekilleri, basın meslek kuruluşları, “zamlar altında ezilen” vatandaş, hesap sorulmasını istiyor!
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Siyasi iktidarlardan adil, etkin ve dürüst bir yönetim sağlamaları, toplumsal sorunları çözerek vatandaşlarının hayatını kolaylaştırması beklenirken, günümüzde Türkiye, temel kurumların sarsıldığı, güvenliğin kaybolduğu ve sorunlarının ağırlaştığı bir dönem yaşanıyor. Siyasi baskı, ekonomik durgunluk, eğitim sisteminin verimsizleşmesi, yolsuzluk, terör batağı, Kürt sorunu, kutuplaşma, çatışma, toplumsal çöküntü, can güvenliğine yönelik tehditler bu sorunların başında geliyor. Sorunlar her geçen gün birbiriyle iç içe geçmekte daha da ağır hale geliyor.

Karşı karşıya bulunulan pek çok krizin temelinde “devlet krizi” yatıyor. “Devlet” kimileri için vesayetçi ve baskıcı, kimileri için laik ve dinsiz, kimileri için ırkçı ve partizan… Türkiye, kadrolarıyla, kurumlarıyla, işleyişiyle hızlı bir “Parti devleti”ne doğru gittiği eleştirileri yoğun olarak yapılmaya başlandı. Görev tanımı Anayasa ile belirlenen kamu kurumları, son dönemde icraatlarıyla da “Parti devleti” imajına katkıda bulunuyor.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası madde 2: “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.” der. Kanunla kurulan kamu kurumları da bu sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerekir.

 

Sorumlular hesap verecek mi?

Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), sorumluları son dönemde icraatlarıyla “Demokrasi, Basın Özgürlüğü, Hukuk Devleti” ilkelerine aykırı kararlar aldı. Hükümete yakın televizyon kanallarının, “Atatürk’e hakaretler eden”  Tarikatçı TV’lerin yayınlarını görmezlikten, duymazlıktan gelen RTÜK, “iktidarı eleştiren programlar” nedeniyle muhalif kanallara ceza yağdırıyor. Son olarak CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun TÜRGEV ve Ensar Vakfı üzerinden ABD’ye para aktarıldığını iddia eden videosunu eş zamanlı yayınlayan Halk TV, Tele 1, KRT TV ve Flash TV’ye aylık reklam gelirlerinin yüzde 3’ü oranında ceza verdi.

RTÜK, son 1,5 yılda FOX TV’ye 19, KRT TV’ye 12, Halk TV’ye 28, Tele 1’e 28, Flash TV’ye ise 4’er kez olmak üzere toplam 91 defa para cezası verdi. Üst kurul, aynı sürede Beyaz TV, Kanal D, Show TV, TV 8, Star TV, TGR Haber’e sadece 1’er defa para cezası uygularken; A Haber, Ülke TV, TV Net’e ise ceza vermedi.

Son dönemde güven vermeyen bir başka kamu kurumu ise Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) oldu. TÜİK sorumluları “Enflasyonu düşük gösterme gayreti ile ‘memur / emekli / dul / yetim maaşlarının çok düşük kalmasına’ sebep oldular ve ‘sosyal devlet’ ilkesine aykırı” davranmayı alışkanlık haline getirdiler. Muhalefet yönetici ve milletvekilleri, basın meslek kuruluşları, “zamlar altında ezilen” vatandaş, hesap sorulmasını istiyor!…

******

“HESAP VERMEZSEK, SORMAZSAK DEMOKRASİ SÖZDE İLETİŞİM OLMAKTAN İLERİ GİDEMEZ”

Yekta Güngör Özden (Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı) – Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu koşullar büyük Atatürk’ün bize bağışladığı yüce değeri gölgeleyen durumlardır. Hepimizin sorumluluğu Atatürk’e yaraşır olma ve onun emanetini koruma özeni tartışılır duruma gelmiştir. Özellikle siyasal iktidarın Atatürk’e ve ilkelerine karşı tutumu hepimizi düşündürmelidir. O bakımdan açıkça söylüyorum bugün içinde bulunduğumuz siyasal, hukuksal ve ekonomik koşullar her gün artarak ağırlığını sürdürmektedir. Bizim Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları olarak siyasal iktidarların kendi doğru bildikleri yollarında onlara taş olmamak, onların ezeceği toplumlar durumuna düşmemek ve onlara karşı haklarımızı ve özgürlüklerimizi içtenlikle ve yürekli bir biçimde korumayı gerektirmektedir. Bugün içinde bulunduğumuz ortam hem siyasal yönden, hem hukuksal yönden hem de ekonomik yönden bana göre endişe vericidir. Siyasal iktidarın kendi varlığını sürdürmek, bildiğini okumak ama hukuka aykırılıkta ne olursa olsun onlara aldırış etmemek gibi kötü bir alışkanlığı var. 

Bu bakımdan hepimize büyük görevler, büyük sorumluluklar düşmektedir. Birbirimizi uyarmak yanlışlıkları eleştirerek onların giderilmesi için iş birliği yapmak ve siyasal iktidarın baskılarıyla kötü uygulamalara göğüs gererek onları engellemek hepimizin yurttaşlık görevidir. Bunların altını özellikle çiziyorum. Hepimizin yapması gereken şey dayanışma içerisinde kötü gidişi önlemek için önümüzdeki seçimlerde oylarınızı partizanlıkla değil büyük bir içtenlikle ve gerçekçilikle kullanmak gereklidir.

İktidar değişikliğinde göreve gelecek olan yeni iktidar hangi biçimde yönetime gelirse gelsin büyük sorumlulukları vardır. Her bir kötülüğün hesabının sorulması gerekmektedir. Çünkü gelecek dönemler,  nesiller için iyi bir örnek olsun. Ceza konusu olan suçları görmezlikten gelmek sakıncalıdır. Demokrasilerde her şey açık seçik olmalıdır. Herkes eyleminin hesabını verebilmelidir. Öyle olmazsa demokrasi kurgulayıcıların insafına kalmış olan sözde bir iletişim olmaktan ileri gidemez.

İktidarın yaptıklarının ağırlığını çeken, kötülüğünün ve yanlışlarının bilincinde olan yurttaşlarımız giderek artmaktadır ve bu yurttaşlarımız tepkilerini uygar biçimde kullanacakları oylarıyla vereceklerdir. Bu olasılığı göz önünde bulundurarak hukuk çerçevesinde iyilikleri giderek arttırma çabasını sürdürmek herkes için onursal ve hukuksal bir görevdir.

*********

“HESAPLAŞMA ‘ANAYASA’ ÇERÇEVESİNDE OLABİLİR”

Hikmet Sami Türk (Eski Adalet Bakanı) – TÜİK verileri doğru ve gerçeğe uygun olarak kodlamak ve yayınlamak durumundadır. Çünkü istatistik, birçok kararın verilmesinde çok önemli bir veri tabanı oluşturur ve ona göre kararlar alınır. Fakat TÜİK son zamanlarda baskı altında ve o nedenle son iki yılda bir kaç başkanı değiştirildi. Aynı durum Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nda da söz konusudur. İktidar yani tek adam konumundaki Cumhurbaşkanı’nın görüşlerine ters düşen kararlar aldıkları zaman görevlerinden alınıyorlar. Örneğin gerçek enflasyon oranı yüzde 70’ in üzerinde olduğu halde o rakamı telaffuza yakın TÜİK son zamanlarda verdiği rakamla ona yaklaştı. Aynı politika Merkez Bankası sürekli olarak faizini düşürmek suretiyle Türk Lirası’nın değer kaybetmesine neden oldu.

Bu görevlerde olan insanların yasayla belirlenmiş olan görevlerini tam olarak yapmaları ve toplumu yanıltmamaları gerekir. Aynı şekilde ülkeyi yönetenlerin de kendi amaçları doğrultusunda kullanabilecekleri verileri hazırlama durumunda olmamalıdırlar. Türkiye’de sorumluların hesap verebileceği bir düzenlemenin yapılması gerekiyor. Ben her şeye rağmen Türkiye’nin önümüzdeki bir yıl içerisinde belki öne alınmak suretiyle yapılacak olan seçimlerde bugünkü iktidarı değiştirmek yolunda karar vereceğini ve oy kullanacağını düşünüyorum. Çıkış yolu yalnız ve yalnız milletin iradesindedir. Demokratik çıkış yolu iktidarın serbest yolla değişmesini sağlamaktır. Ama seçimlerde hiçbir baskı olmadan, insanların oylarını tam bir güven içerisinde verebilmeleri olanağını sağlamak gerekir. Son zamanlarda ortaya çıkan birtakım kurumlar sandıktan kendilerine göre istenmeyen bir sonucun çıkması halinde müdahale edecekleri izlenimini vermektedirler. Bu son derece yanlış ama hiç kimse bunu başaramaz Türk milletinin iradesi çıkış yoludur.

Muhalefet “bunlarla helalleşmeyeceğiz, hesaplaşacağız” diyor. Bu hesaplaşma Anayasa’nın ön görülen maddeleri çerçevesinde, çoğunluklarla olabiliyor. Cumhurbaşkanı ve bakanların hesap vermesi yüce divanın önünde oluyor. Görevleriyle ilgili bir suç işlemeleri nedeniyle o konuyla ilgili karar vermek için ağırlaştırılmış yeterli sayılar öngörülür. 6’lı masayı oluşturan partilerin toplamının bu rakama ulaşacak bir çoğunluk sağlaması durumunda mekanizma işleyebilir.