Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Gelin bu yanlıştan dönün!

Birçok baro gibi İzmir Barosu Başkanlığı da bir bildiri yayınladı: Hakaretlerinize sessiz kalmıyoruz! Suç duyurusunda bulunuyoruz!

“Camide içki içtiler, camiye ayakkabılarıyla girdiler, görüntüleri önümüzdeki cuma yayınlayacağız” açıklamasının üzerinden tam 9 yıl, ya da başka bir ölçüyle tam 468 hafta geçti. Erdoğan’ın beyanlarından bu yana geçen süre zarfında söz konusu görüntüler yayınlanmadığı gibi kendisini açıkça yalanlayan ve “Ben camide içki içen görmedim, din adamıyım yalan söyleyemem” diyen müezzin, cami imamı ve müftü görevden alındı, iş yerlerinden sürüldü.

Gezi davalarında beraat eden hak savunucuları ise kurgu mahkemelerde aynı suçlamalarla defalarca yargılanarak onlarca yıl hapis cezasına mahkum edildiler. Baskı ve zulme karşı toplumsal tepkinin bir yansıması olan Gezi, iktidar medyasının ve kamu gücünün tüm olanakları kullanılarak halk nezdinde itibarsızlaştırmaya çalışıldı.

Bugün gelinen noktada Erdoğan, 468 haftadır ispatlayamadığı iddialarını tekrar ederek geriye dönük çarpıtılmış tarih yazımına yeni bir sayfa eklemiş bulunuyor. Bu vakanüvisçi gelenek, gücü elinde tutanın söylediği sözü tarih sanan arkaik bir anlayışın ifadesidir.

Açıkça ifade etmek isteriz ki, Gezi’ye katılan yurttaşlara “sürtük” diyecek kadar seviyesizleşen bir dil, en hafif tabiri ile her davranışıyla toplumumuza örnek olmaya çalışan Mustafa Kemal Atatürk’ün oturmuş olduğu Cumhurbaşkanlığı makamına yapılmış bir hakarettir.

Erdoğan’ın kadın bedeni üzerinden ifade ettiği ayrıştırıcı ve düşmanlaştırıcı dilin en başta – Gezi’ye katılmış ya da katılmamış olsun- milyonlarca kadın yurttaş tarafından asla kabul edilmeyeceğini biliyoruz.

Halkın kürsüsü olan meclis çatısı altında alenen küfür edebilecek bir seviye, Türkiye Cumhuriyeti’nin demokrasi geleneğinin tek adam yönetimi altında ne denli zedelenebileceğini tüm toplumumuza göstermiş durumdadır.

Bizler, İzmir Barosu başkanı ve yönetim kurulu üyeleri olarak bir kez daha “Hepimiz Gezideydik” diyor; şikayetçi olmak isteyen tüm meslektaşlarımızı, cumhurbaşkanının hakaret içeren sözleri nedeniyle toplu halde suç duyurusunda bulunmak üzere 07.06.2022 tarihi saat 12.00’de İzmir Adliyesi C Blok önüne çağırıyoruz..”

Aynı nedenle suç duyurusunda bulunan yüzlerce STK, Sendika, meslek kuruluşları, Siyasi partiler oldu. Bu suçlama ve hakaretin AK Parti Genel Başkanı olarak AK Parti Grup Toplantısında yapılmış olmasını özellikle vurguladılar. Hiç bir makam ve mevkinin halka hakaret etme yetkisi vermediğine dikkat çektiler. Şikayetlerini Anayasa’nın ilgili maddeleri ile gerekçelendirdiler. Sonucu bekleyip göreceğiz.

Danıştay 10. Dairesi, TBMM’nin kararıyla kabul edilmiş uluslararası bir anlaşma olan İstanbul Sözleşmesinin, Cumhurbaşkanı kararnamesi ile kaldırılmasının hukuksuzluğuna dair açılmış 200’den fazla davanın ilk duruşmasını 28 Nisanda yapmıştı. Kadın Dernekleri, Kadın Avukatlar, İstanbul Sözleşmesini savunmak için 28 Nisan ve 7 Haziranda Danıştay’daydılar. 650 kişilik Danıştay salonundaki kadınların sayısı binlere yakındı. Kadın örgütleri, Sendika, Meslek örgütü ve Siyasi partilerin kadın çalışmaları bölümleri temsilcileri Danıştaydılar. Sözleşmeyi savundular. Şimdi bir kez daha hep 14, 23 Haziranda İstanbul Sözleşmesini savunmak için Danıştay’da olacaklar. 300’den fazla STK’nın birlikte olduğu “eşik” Platformu kamuoyuna ve karar vericilere bir çağrı metni yayınladı : “Gelin bu yanlıştan vazgeçin! ” diye seslendi.

“İstanbul Sözleşmesinden çekilmeyi isteyenler haklarını, hayatlarını ve yaşanabilir bir dünyayı savunan kadınların mücadelesine  “sürtük ” gibi küfürleri yakıştıranlar ve kadınların her gün üçer beşer katledilmelerini seyredenlerdir. Bu nedenle bu hukuksuz karara dur demenin anlamı bir hukuki garabetten geri dönmekten daha fazlasıdır.

Dur demeyenlerin kadınlara laik demokratik bir ülkede şiddetten uzak, özgür ve eşit bir hayat ve hatta can borcu doğacaktır”

Toplumun büyük bir kesimi hak adalet peşinde adliye kapılarında hak arayanlara hakaretle karşılık veriliyor. Enflasyondan bunalmış halk yarı aç yarı tok, kuruş sayıyor. İcra Dosyaları ikiye üçe katlanmış.

Dayan ey halkım dayan…

Nereye kadar?

Kadınların, çocukların, halkın sesini duyan var mı?