Rusya Ukrayna savaşı masaya yatırıldı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in emri ile başlayan savaş son dönemde ülkenin doğu bölgelerinde yoğunlaşırken, tüm dünya dengeleri de bu savaş nedeniyle oynak bir zemin üzerinde ilerliyor.

Üyelerinin büyük çoğunluğunun ihracat ve yurtdışı bağlantısı bulunan EGİAD Ege Genç İş İnsanları Derneği, Uluslararası İlişkilerin Değişen Dinamikleri Çerçevesinde Ukrayna Savaşı konulu toplantı düzenleyerek, Rusya-Ukrayna Savaşının tüm etkilerini ve çıktılarını masaya yatırdı. Ege Üniversitesi İİBF Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinem Ünaldılar Kocamaz’ın konuşmasıyla yer aldığı etkinlik EGİAD Dernek Merkezi’nde gerçekleşti.

Toplantının açılışında bir konuşma yapan EGİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Cem Demirci, Rusya Ukrayna savaşının ulusal ve uluslararası boyuttaki etkilerini değerlendirerek, “Ülkemizin stratejik konumu gereği yakınımızda sürekli yaşanan çatışma, savaş ve krizler tüm dünyayı etkilemesinin ötesinde bizleri daha derinden ve uzun süreli olarak etkiliyor. Bu etkilerin insani, politik, coğrafi ve ticari birçok etkisi var. İnsani açıdan tabi ki savaşın her türlüsüne karşıyız; bu doğrultuda temel ilkemiz Ata’mızın “yurtta sulh cihanda sulh” sözünde karşılığını buluyor” dedi.

 

Enerji Sektörü Savaşın Gölgesinde

Avrupa’da birçok ülkenin enerjide Rusya’ya bağımlı olduğunun vurgulandığı etkinlikte konuşan Demirci, “Dünyanın en büyük fosil yakıt üreticisi ve ihracatçılarından biri olan Rusya’nın başlattığı savaş nedeniyle doğalgaz ve petrol fiyatlarında ciddi yükseliş kaydedildi. Buna bir de ülkemizde yaşanan enflasyon ve kur krizi de eklenince gerçekten oldukça zor bir döneme girdik” şeklinde konuştu.

 

Gıda Krizini Fırsata Dönüştürebiliriz

Bilim insanlarının değerlendirmesiyle sağlıklı zeminde, farklı görüşler eşliğinde sürecin bir analizinin yapılmasını önemsediğini dile getiren Demirci, yaşanan savaşın gıda sektörüne yönelik etkilerini de değerlendirerek, “Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, yaptığı açıklamada Rusya – Ukrayna savaşının etkilerinin bölgeyle sınırlı kalmayacağını ve “küresel gıda sistemini erittiğini” söyledi. Bu tahmini gerçekçi bulmak zorundayız çünkü dünyanın ekmek sepeti olarak anılan Rusya ve Ukrayna, küresel çapta buğdayın yaklaşık %30’unu, mısır tedarikininse %80’ini karşılıyor. Özellikle Mısır, Lübnan, Pakistan, İran ve Etiyopya gibi ihtiyaçlarını karşılayacak kadar buğday, arpa, mısır veya diğer tahılları üretemeyen ülkeler risk altında. Türkiye ise Rusya’dan en fazla buğday ithal eden ülke konumunda bulunuyor. Ülkemiz aslında tarımsal üretim anlamında güçlü bir ülke. Yetiştirdiğimiz ürünlerle küresel gıda krizini fırsata dönüştürme potansiyeline sahip olabiliriz. Örneğin gıda üretimimizi bize yetebilir bir seviyenin üzerine çıkarabilirsek ve Orta Doğu’ya gıdayı verdikten sonra buna karşılık petrol alımını gerçekleştirebilirsek üretim maliyetlerimizi de düşürebiliriz” dedi.

 

Firmalar Kaçıyor

Savaşın başından bu yana birçok ünlü Batılı firmanın, ekonomik yaptırımların yanı sıra siyasi baskılar ve kamuoyu beklentileri üzerine Rusya’dan çekildiğini hatırlatan Demirci, “Bu firmalar arasında Coca-Cola, McDonald’s, Starbucks, Levi’s, Airbnb, Apple, Visa, Mastercard, Ford ve Boeing gibi farklı sektörlerden devler yer alıyor. Bu çekilmelere karşılık olarak da Rusya ise ülkeden çekilmeye karar veren şirketlerin malvarlıklarının kamulaştırılabileceğini açıkladı. Savaş insani ve ekonomik boyutta tüm Dünyayı derinden yaraladı. Savaşın bir an önce sona ermesini beklemekteyiz” dedi.

 

Ege Üniversitesi İİBF Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinem Ünaldılar Kocamaz ise, savaşın bölgedeki son gelişmelerini değerlendirirken; siyasi, ekonomik ve toplumsal açıdan tüm yönlerini de masaya yatırdı. Batı ülkelerinin Rusya’ya karşı ambargo konusunda birlik oluşturduğunun altını çizen Kocamaz, savaş sonrası Ukrayna’nın yeniden ayağa kaldırılması konusunda da bir güç birliği oluşturulabileceğine dikkat çekti. Türkiye’nin konumu ve Nato üyeliği itibariyle hem Batı ülkeleri ile hem de Ukrayna ve Rusya ile dengeyi korumaya özen gösterdiğini dile getiren Kocamaz, “Geleneksel politikamıza geri döndük. Rusya’yı tam olarak karşımıza alamayız ancak Ukrayna ile de dostluk ilişkimiz sürüyor. O yüzden Denge Politikası sürdürüyoruz; aslında bu bizim geleneksel politikamızdı. Üyelik sebebiyle NATO ile de hareket etme zorunluluğumuz var. Bu savaş bunun yanısıra bir başka noktanın da ne kadar önemli olduğunu ortaya koydu o da Montrö Sözleşmesi. Sözleşmenin ülkemizi ve bölge ülkelerini korumak üzere ne denli önemli olduğu bir kez daha anlaşıldı” dedi. Ortadoğu ülkelerinin birbiriyle barışmaya başladığı ve daha önce uluslararası alanda kötü ülke olarak anılan ABD yerine Rusya’nın tepki gördüğü bir döneme girildiğini hatırlatan Kocamaz, “Fiyatların patlaması sebebiyle enerjinin Türkiye üzerinde batıya taşınması ihtimali ülkemiz için bir fırsat yaratabilecektir” dedi.