Üçüncü ayını geride bırakan Ukrayna Rusya savaşı Moldova’ya sıçrar mı?

Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı savaş üçüncü ayını geride bıraktı. Bu sürede Rusya; başlangıçtaki hedeflerine ulaşamadı, savaşı ülkenin doğusunda Donbas bölgesine ve güneyinde Mariupol’e kaydırdı. Geçtiğimiz hafta Azovstal çelik fabrikasında yaklaşık 80 gün direnen 2 binden fazla Ukrayna askeri ve direnişçi teslim olmuş, böylece Mariupol kenti Rusya tarafından işgal edilmişti. Donbas bölgesinde ise Rus saldırılarının devam ettiği, Severodonetsk ve Lysychansk şehirlerinin yoğun bombardıman altında olduğu haberleri geliyor.

Savaşın bu aşamasında Rusya’nın; ABD ve Avrupa ülkelerinin askeri destek sağlayan unsurlarına, Ukrayna’nın altyapısına, Donbas bölgesine ulaşımı sağlayan kara ve demiryollarına uzun menzilli silahlarla saldırılarını yoğunlaştırdığı görülüyor. Buna karşılık Ukrayna ordusu Harkiv’de karşı saldırılarına devam etmekte olduğunu, bu bölgede bazı yerleşim birimlerinin kontrolünü yeniden sağladığını duyurdu. Dış basındaki bazı haberlere göre Ukrayna ordusu, Rusya topraklarındaki sınıra yakın hedeflere saldırılarını da arttırdı.

Ukrayna Dışişleri Bakanı Donbas’ta durumun son derece kötü olduğunu vurgulayarak ABD’den çok namlulu roketatar sistemi talep etmiş, aksi halde karşı saldırıya geçmelerinin mümkün olmadığını ifade etti. Bu talebin mağduriyet algısı yaratarak ABD’nin desteğini meşru göstermek için mi, yoksa gerçekten ihtiyaç duyduklarından mı olduğunu anlamak zor.

Rusya’nın ulaşım altyapısına saldırıları Ukrayna ordusunun lojistik desteğini engellemek amaçlıdır ve bunda başarılı olduğu görülüyor. Ancak ulaşım altyapısında oluşan hasarlar Rus ordusunun ileri harekâtı için de engel teşkil edecektir. Bu durumdan; Rusya’nın savaşı Ukrayna içlerine doğru geliştirmek niyetinden vaz geçtiği anlamını çıkarmak yanlış olmayacaktır kanaatindeyim. ABD ve Avrupa’nın mali ve askeri desteğinin ve Ukrayna’nın karşı saldırılarının bunda etkisi büyüktür.

Ukrayna cephesinde bunlar olurken savaşın Ukrayna’ya komşu Moldova’ya sıçraması olasılığı da gündeme getirilmektedir. Geçtiğimiz günlerde Moldova’nın doğusunda bulunan ve Rus nüfusun yaşadığı Transdinyester adlı ayrılıkçı bölgede yerel istihbarat binasına, radyo kulelerine ve askeri hava alanına roket saldırıları düzenlendi. Şimdilik bu saldırıların sorumlusu belli değildir. Rusya Ukrayna’yı, Ukrayna da Rusya’yı suçlamaktadır. Bence bu saldırıların sorumlusunun; durumdan yararlanarak ayrılıkçıları etkisizleştirmek isteyebilecek Moldova yönetimi ile birlikte Rusya’nın savaşı yayma konusundaki tehditlerini istismar edebilecek üçüncü bir taraf olması kuvvetle muhtemeldir. Ukrayna’da ABD’nin paralı askerlerinin ve özel kuvvetlerinin varlığı düşünüldüğünde böyle bir saldırı gerçekleştirmeleri ihtimal dışı değildir.

Yerli ve yabancı basında yer alan haberlere göre bu savaşın faturası oldukça ağır olmuştur. Dünya çapında ticari ve ekonomik kayıpların yanında; BM verilerine göre 232’si çocuk olmak üzere 3.381 sivil hayatını kaybetmiş, 3.680 sivil yaralanmıştır. 7 milyondan fazla insan yerlerinden edilmiş, bunların 6 milyondan fazlası komşu ülkelere sığınmıştır. 23 binden fazla Ukrayna, 29 binden fazla Rus askeri ölmüştür. Pek çok ülke gıda ve enerji kriziyle karşı karşıya kalmıştır. Bütün savaşlarda olduğu gibi bu savaşta da en ağır bedeli masum insanlar ödemektedir.

Gelinen aşamada dış desteği etkileyecek ilk uygulama İsrail’den geldi. ABD haber kaynaklarına göre İsrail; Almanya’nın İsrail lisansıyla ürettiği Spike tanksavar füzelerinin Ukrayna’ya satışına onay vermeyi reddetti. Bunun yanında Rusya’da da yaptırımların etkisi hissedilmeye başlamış. Rusya kaynakları; bazı Rus yetkililerin, istihbarat birimlerinin ve elitlerin“yaptırımların Putin’in beceriksizliğinden kaynaklandığı” görüşüne sahip olduklarını haber yapmış, birçok Rus diplomatın savaşı desteklemediğini iddia etmiştir. Putin’e karşı bir darbe hazırlığı olduğundan da söz edilmektedir. Bu iddialar gündemdeyken Putin; yaptırımların kaldırılması halinde küresel gıda krizinin aşılması için gerekeni yapacağı açıklamasında bulunmuştur.

Görünen o ki; bu savaşın kazananı olmayacaktır. Her iki taraf da oldukça zorlanmakta, gelişmeler bütün dünyayı etkilemektedir. Putin; egemen bir ülkenin iradesini kontrol altına almak için inat etmekte, ABD öncülüğündeki batı; bu durumu yayılmacı amaçları için kullanmaktadır. Böyle devam etmesi halinde Ukrayna halkı çok daha büyük yıkımla karşı karşıya kalacak, kendine yeterli olmayan bütün ülkeler çok uzun yıllar bu savaşın olumsuz etkilerine katlanmak zorunda kalacaklardır.