Tartışmanın yerini atışma ve hakaret aldı

Bir ülkede, bir toplumda yükselme de, düşme de aynı zamanda olur. Hatta belli kurum ve kuruluşlar yükselirken, diğerlerinde düşme olmaz. Bunlar da eş zamanlıdır. Yükseliyorsa, genel olarak bütün kurum ve kuruluşlar yükselir.

Sporda, edebiyatta, şiirde, sanatta, ekonomide, heykelde kısaca bütün sahalarda artış kendini gösterir. Son yıllarda ne yazık ki ülkemiz hemen bütün alanlarda çöküşü yaşıyor. Onun içindir ki insanlarımız “nerde o eski günler” diye yakınıyor.

Mesela bir Zeki Müren var mı?

Yok.

Bir Lefter, Metin Oktay, Can Bartu ve diğerleri var mı?

Yok.

Sanatçılarımız?

Adile Naşit benzeri biri var mı?

Yok.

Bu örnekleri çoğaltmak mümkün.

Gelelim siyasete…

İnsanlarımız şimdilerde, merhum Demirel’i, merhum Türkeş’i, merhum Ecevit’i ve diğerlerini aramıyor mu? Arıyor. Hatta zamanında bu isimlere şiddetle muhalif olanlar bile arıyor. Niçin? Çünkü halk kalite arıyor ve bulamıyor.

Değil İl ilçe bazında siyaset yapanlar, en üst düzeyde yapanlar bile birbirlerine etmediklerini ve söylemediklerini bırakmayınca işte yurttaş eski günleri arar olmuştur. Ben kendi payıma yıllarca İl Başkanlığı dahil yönetim kurullarında görev yaptım.

Hem yurttaşla ve hem de diğer partilerin yöneticileri ile fevkalade düzeyli bir görüşme ve fikir alışverişinde bulunurduk. Bu konuda arşivi olanlar hak vereceklerdir. Yine son yıllarda en çok söylenen cümlelerin başında “artık TV’lerde haberleri izlemiyorum” cümlesidir.

Niçin?

Çünkü tartışmanın yerini “atışma ve hakaret” almıştır da ondan. Yurttaş bu durumdan kesinlikle memnun değildir. Her şeyde “kalite” en önemli unsundur ve bilhassa topluma öncülük yapan siyaset kurumunda ise “kalite” olmazsa olmaz şarttır.

“Kalite” yukardan aşağıya doğru kendini gösteren bir husustur. Siyasetin başı nasılsa, orta ve sonlardaki kesimler de aynı duygu ve düşüncelerle hareket eder. Yani çok güzel bir atasözümüz var: ”Balık baştan kokar.”