NATO’da uzlaşma için Amerika’nın adım atması şart!

Amerika’da basının aklı çok karışmış olacak ki, Türkiye’nin Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya girmesi önünde neden engel oluşturduğunu halen anlamamış. Economist’e göre Erdoğan’ın oluşturduğu engele neden ya “yurtdışındaki düşmanlarına kısıtlamalar”, ya “Amerikan silahları”, ya da “siyasi ilgi mi yoksa hala arkadaşı olarak adlandırdığı Rusya lideri Vladimir Putin’in lütfu.”

Batı’nın Türkiye’yi anlamama sebebi, yıllardır Türkiye’nin PKK’ya karşı verdiği savaşın “anlaşılmaması” ile benzer, hatta aynı.

Anlamadıkları sebep aslında basit: bu ülkelerin PKK ve diğer terör örgütlerine desteği, Türkiye’ye yönelik silah ambargosu ve İsveç’in PKK’yı terör örgütü olarak listelememesi.

Yabancı basın konuyu başka açılardan ele alarak Tayyip Erdoğan’ın gündemde kalması olarak eleştirdi. Economist’in analizine göre, ne İsveç ne de Finlandiya Türkiye’nin talep ettiği suçluları “2016’dan beri aralarında öğrenciler ve siyasetçilerin bulunduğu 300,000 kişiyi hapse atan bir ülkeye” teslim eder.

Stockholm Üniversitesi Türkiye Araştırmaları Enstitüsü başkanı Paul Levin, “Diplomatik bir uzlaşma mümkün ama kesin olmaktan çok uzak” diyor. Levin, PKK’ya karşı mücadelenin Türkiye için temel ulusal kimlik sorularını içerdiğini söylüyor, ancak birçok İsveçli, özgür konuşma desteğini ve mazlumlarla dayanışmayı da kimliklerinin temel bir parçası olarak görüyor. “Bu, her iki tarafın da uzlaşmasını zorlaştıracaktır.”

Economist’e göre, Türkiye’nin itirazlarının İsveç ve Finlandiya’dan ziyade daha çok Amerika ile ilgisi olabilir. Erdoğan’ın kendisini kucaklayan Donald Trump’ın aksine, mesafesini koruyan Başkan Joe Biden tarafından küçümsendiğini hissediyor olması muhtemel. Erdoğan, geçen yıl Biden’ın “demokrasi zirvesi” videosuna katılmaya davet edilen 100 dünya lideri arasında değildi. Türkiye ayrıca, Türkiye’nin Rus yapımı S-400 hava savunma füze sistemini satın alıp konuşlandırma kararına cevaben Amerika’nın yaptırımlar uygulamasına ve onu F-35 hayalet uçağı inşa etme programından kovmasına da öfkeli.

Basının eleştirdiği bir diğer nokta ise Biden’ın konuya uzak durması. Biden, bir anlaşmaya aracılık etmek için Türkiye’ye gitmeyeceğini söyledi. Üst düzey yetkilileri, Erdoğan’ın teğmenleriyle görüştü, ancak yönetim kenarda kalmaya çalışıyor. Biden’ın ulusal güvenlik danışmanı Jake Sullivan, anlaşmazlığın “temelde” Türkiye ve iki İskandinav ülkesini ilgilendirdiğini söyledi. “Bu bir ABD meselesi değil, […]bu iki üyeyi ittifaka dahil edecek şekilde çözülmesini istiyoruz. Ve bunun olacağına inancımız tam.”

Tablo buyken, İsveç ve Finlandiya’nın NATO ile müzakereleri hızlı bir şekilde sonuçlandırma ve ittifakın 29-30 Haziran’da Madrid’deki zirvesinden önce katılım protokolünü imzalamayı hedefleme çabaları suya düşecek gibi. Eski Pentagon yetkilisi, hem Türkiye hem Finlandiya büyükelçiliği yapmış Eric Edelman, “Bu Erdoğan için bir İsviçre çakısı gibi – İsveçlilerden tavizler almak, milliyetçi duyguları kamçılamak veya Joe Biden ile yüz yüze görüşmek için çok işlevli bir araç” diyor. Erdoğan’ın bunu en azından Madrid zirvesine kadar uzatacağına eminim.”

İlerleme kaydedilmesi için Amerika’nın araya girmesi şart gözüküyor.

Fakat Amerika, rehineleri alı koyan saldırganlara yaptıkları gibi, Erdoğan’ın fiyatını düşürme umuduyla kayıtsız numarası yapıyora benziyor. Edelman, Biden’ın Külliye’nin kapısını çalması gerekeceğini düşünüyor: “Başkan ittifakın lideri ve daima ‘Amerika geri döndü’ diyor. Adım atması ve lider rolü oynaması gerekecek.”