Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Türkiye ile batı arasında yeni bir kriz mi?

Rusya Devlet Başkanı Finlandiya ve İsveç NATO’ya başvuru yapma kararı almaları üzerine açıklamalarda bulunarak,  NATO’nun bu iki İskandinav ülkesini alarak genişlemesinin sonuçları konusunda uyarmıştı.

Hafta içinde önce Finlandiya, ardından İsveç hızlı davrandılar ve NATO ‘ya resmi başvurularını yaptılar. Her iki ülkenin de dünyanın en büyük güvenlik ittifakı olan NATO ile ortaklık ilişkisi içinde olması sürecin hızlandırılması için büyük avantaj sağlıyor. Ayrıca iki ülkede de demokrasi işliyor, iyi finanse edilmiş silahlı güçleri var ve ittifakın askeri operasyonlarına ve hava devriyesine destek veriyorlar. Bu nedenle iki ülkenin üyelikten karşılarına çıkabilecek sorunlar ancak ya teknik ya da siyasi olabilir. Bu başvuru genellikle NATO’ya üye 30 ülkenin büyükelçilerinin katıldığı Kuzey Atlantik Konseyi toplantısında görüşülüyor.

Konsey üyelik yolunda devam edilip edilmeyeceğine ve sonuçlandırılması için hangi adımların atılacağına karar veriyor. Bu durum aday ülkelerin NATO’nun siyasi, askeri ve hukuki standartlarıyla ne kadar uyumlu olduğuna ve Kuzey Atlantik bölgesindeki güvenliğe katkı verebilip veremeyeceğine, göre değişiyor

Burada aday ülkeye,  özellikle NATO’nun 5’inci maddesine inanarak katkı verip veremeyeceği soruluyor. 5’inci madde NATO’nun toplu savunma maddesi olarak biliniyor ve üyelerden birinin saldırıya uğraması halinde bütün ittifakın toplu şekilde saldırıya uğrayan ülkenin yanında yer alma ve topluca yanıt vermesini garantiliyor. Bu madde ayrıca NATO’nun yıllık 2,5 milyar doları bulan iç bütçesine katkı verme zorunluluğunu da getiriyor. Aday NATO savunma planı içindeki rolü, personel gözetimi, gizli bilgilerin saklanması gibi hukuki ve güvenlik zorunlulukları hakkında da bilgilendiriliyor.

“Evet” cevabı çıkması halinde küçük bir tören düzenleniyor. Protokol daha sonra üye ülkelerin ulusal parlamentolarına onay için gönderiliyor. Bunun da tamamlanmasının ardından imzalanan protokol Washington’da saklanıyor. Resmi üye olan ülkenin bayrağı NATO’nun Brüksel’deki merkez binası önünde yerini alıyor.

NATO yetkililerine göre iki ülkenin üyelik süreci birkaç hafta içinde tamamlanabilir. Bu süreçte en fazla zaman alacak konu katılım protokollerinin ittifakın 30 üyesinin parlamentolarında onaylanması sırasında yaşanabilir.

NATO bütün kararlarını oy birliği ile almak zorunda. Üye ülkelerin kararlara ilişkin veto hakları var. Bu nedenle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçen hafta PKK/PYD sorununu ileri sürerek iki ülkenin üyeliğine olumsuz baktığını ifade etmesi NATO yetkilileri üzerinde endişe yarattı. Finlandiya ve İsveç Türkiye arası yapılan ikili görüşmelerde de ilerleme sağlanamayınca, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iki ülkenin de resmi olarak NATO’ya katılma kararlarının hemen ardından yaptığı açıklamada üyeliğe “evet” demeyeceklerini belirtmesi, bu konuda belirsizliğin sürdüğüne işaret ediyor.

Dış basında konuyla ilgili birçok görüş dile getirildi. Stockholm Üniversitesi Türkiye Araştırmalar Enstitüsü Direktörü Paul Levin, “Türkiye’nin son çıkışının esas hedefi Washington. Rusya’dan S-400 savunma sistemleri aldıktan sonra, Türkiye F-35 programından çıkarıldı. NATO ülkelerinin de resmi olmayan silah ambargoları var. Türkiye’nin F-16 uçaklarını almak ve resmi olmayan silah ambargosunun kaldırılması için bu süreci fırsat olarak kullanmak istiyor olabilir.” dedi.

Türkiye’deki yorumlar da hemen hemen aynı paralelde olsa da, benim görüşüme gör; haklı dahi olsanız bunlar yüksek sesle, halkın önünde değil, kapalı kapılar ardında konuşulur. Diplomasinin inceliği ve güzelliği de buradadır. Hele devleti temsil eden bir Cumhurbaşkanı ilk konuşan değil son konuşan olmalıdır.

Şimdi gözler Amerika Başkanı Biden’ın 19 Mayıs’ta Finlandiya ve İsveç’le yapacağı görüşmede olacak.