Zafer Partisi ülke çapında tanındı, Özdağ da TV gündeminin başına oturdu

Türkiye’de siyaset her gün kıyametin habercisi gibi yeni gündemlerle sarsılıyor. Geçen hafta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Karadeniz gezisine davet ettiği gazetecilerle fotoğrafı nedeniyle oluşan gündemin tozu dinmeden Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu arasındaki gerilim sahne aldı.

Ümit Özdağ, kendisine “Hayvandan aşağı biridir. Soros çocuğudur” diyen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu İçişleri Bakanlığı önünde düelloya çağırdı. İçişleri Bakanlığı binasının önüne yürümek isteyen Özdağ polislerce engellendi. Özdağ, “engellenme” durumuna tepki göstererek Soylu’ya seslendi: “Kapının önüne gel, polisler senin özel bodyguard’ın değil. Polislerin arkasına saklanma. Sen Cumhuriyet tarihinin en büyük kriminalisin.”

 

Özdağ, katıldığı bir TV programında Soylu’ya, “Ben küfrüne cevap verdim. Ya özür dile ya küfrünün arkasında erkek gibi dur dedim. Duramadı” dedi.

 

Ümit Özdağ, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile tartışmasını bitirmiyor. Her gün yeni açıklamalarla konuyu gündemde tutuyor. Bu tartışma Zafer Partisi’ni ülkenin gündemine soktu. Partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenleyen Özdağ, “Ben bu ülke için resmi olarak çalışırken, Soylu, DYP ilçe başkanı olarak Tansu Çiller’in etrafında ‘anneciğim’ diye dolaşıyordu” dedi. Özdağ, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’na çağrıda bulundu: “Sayın Davutoğlu korkmayın, tehdit edildiğinizi kamuoyunda gördük, çıkın, Haziran – Kasım 2015 arasında ne olduğunu anlatın. Çünkü benzer bir çalışma tekrar başlamış görünüyor” dedi.

 

Ümit Özdağ, bir paylaşımında ise ilginç bir ifşaatta bulundu, “Soylu, İçişleri Bakanlığı’nda çalışan ve benim öğrencim olan bürokratları işten atmaya başlamış. Utanç verici gerçekten utanç verici! Süleyman benim yüzlerce öğrencim bakanlıkta, hepsini mi atacaksın? Korku işte böyle bir şeydir. Ben korkmuyorum. Sen korkuyorsun. Çünkü korkaksın!”

 

Tartışmayı başlatan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, sessizliğini korurken, İçişleri Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı, Özdağ için “piyon” dedi. Çataklı,”İddiasını ispatlamakla mükelleftir. Hakimler savcılar yerlerinde. Yalanları ve provokasyonları bugüne kadar olduğu gibi engelleyeceğiz ve çözeceğiz. Piyonları bugüne kadar muhatap almadık. Türkiye dirayetli politikalarıyla cevap vermiştir ve vermeye devam edecektir” ifadelerini kullandı.

 

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında Özdağ için, “İçişleri Bakanlığı’nın önüne gelenler terörle mücadelenin önünü kesmek isteyenlerdir. Sanki komut almışçasına saldırıya geçenlerin tam karşısında MHP vardır. Teröristlerin dahi cesaret edemediği protestolarla İçişleri Bakanımıza saldırmak itibarsızlaştırmaya çalışmak su katılmamış edepsizliktir, hainlere yol açan, yol gösteren densizlik ve terbiyesizliktir” dedi.

 

 Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İ. Melih Gökçek ise Özdağ’a “eğitilmiş biri” dedi. Gökçek sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: “Ümit Özdağ eğitilmiş biri. Bunu kendi· anlattığı örnekle ortaya koyuyor. Bakın algı nasıl yapılır. İnsanlar nasıl kandırılır. Gerçek olmayan bir konu gerçekmiş gibi insanlar nasıl ikna edilir tek tek anlatıyor. Tıpkı Suriyeli göçmenler konusu gibi.”

 

Özdağ’n Göçek’e de cevabı ağır oldu; “Doğru, Atatürk ve babam eğitti beni, Rahmetli babam Cengiz ağabeyi çok severdi. Onun hatırına sana bir şey söylemedim şimdiye değin. Bir daha suça meyilli zekan İle benim karşıma çakarsan seni perişan ederim Melih. Söz veriyorum. Zafer Partisine Saygı göstermeyi öğreneceksin.”

 

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ise, klasik ifadeleriyle Özdağ için “hain” sıfatını uygun gördü ve sosyal medya hesabından, “Türk milletinin evlatları arasında ırkçılık,kin,nefret ve düşmanlık tohumları ekmek ve halkın bir kesimini diğerine karşı kışkırtmak;hamakat veya akıl fukaralığı ya da gaflet değilse ihanettir” paylaşımında bulundu.

 

“SÖYLENENLERİ DİKKATE ALMAK YERİNE HASIM, HUSUMET YARATIYOR”

Ertuğrul Yalçınbayır (Eski Başbakan Yardımcısı)- Ümit Özdağ’ın öteden beri hatırlattığı konular bunlar. Mülteci sorunu. Ümit Özdağ bu konudaki çalışmalarını İyi Parti içindeyken de seslendirdi. Bunları bir de kitaplaştırdı. Özdağ’ın konu ile ilgili “Göç Mühendisliği” isimli kitabına dikkat çekmek istiyorum.

Özdağ’ın kitabı, bir endişeyi düşünceyi belirtiyor. İş sadece tahmin etmek, geleceği okumak değil; Bugünkü şartlarla değerlendirmek. Bunların değerlendirmesini hükümet dikkate almak durumunda. Ama dikkate almak yerine hasım, husumet yaratıyor, bu konularda şovenistçe davranıyor, suçlamalar yapıyor.  Aynı şeyleri Özdağ yine söyledi ama karşılığı maalesef çok ağır dillerle oluyor. Bu işin artık üslubu, şiddeti, tonu fevkalade kötü. Şiddete yönelik bir takım şeyler… Bu üslup iyi değil. Bu üslup şiddet üslubu.Bugün Almanya’da Göç Bakanlığı var çünkü Almanya’ya epey göç oldu. Bunların zapturapt altına alınması lazım. Almanya bunları yaptı. Çeşitli ülkeler yaptı. Avrupa Birliği yapıyor.

Uluslararası hukuku Almanya’nın da AB’nin de dikkate alması lazım. Bugün Suriye’de bir af ilan edildi. Ama Türkiye mültecilerle dolu. Her ülkeden mülteci var. Bir sınır ülkesi olmadığımız Afganistan’dan, Pakistan’dan, Bangladeş’ten, Afrika’dan ve sınır ülkesi olduğumuz Suriye’den…  Bütün bunları dikkate aldığımızda bu işin iyi yönetimi gerekir. Partiler çeşitli raporlar hazırlıyorlar. Göç konusunun da mecliste bir araştırma yapılıp bir esasa bağlanması, bir yol haritasının çizilmesi lazım. Türkiye bunu yapmıyor. Aklımızı tecrübemizi çalıştırmıyoruz. Yarın öbür gün nüfusun değişmesi yönetim birimlerinde, belediyelerde,  onların çoğunluğu almasına ve onların başkan ve yönetici seçilmesine neden olacak.

********

“İKTİDAR KARGAŞA ÇIKMASINI İSTİYOR”

Yaşar Okuyan (Eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı)- Sayın Özdağ’ın açıklamaları aslında bir tek onun gündeme getirdiği bir konu değil. Başlangıcından beri muhalefet mülteciler konusu hep gündemde tutuyor. Ciddi bir konu. Türkiye’nin geleceği için en önemli beka sorunu, Suriyeliler dediğimiz konudur. Sayın Cumhurbaşkanı en son konuşmasında “Biz ensar davranışı içerisindeyiz” dedi. Yine dini kavramlarla izah etmeye, konuyu geçiştirmeye çalıştı. Bu önemli bir konu. Ümit Özdağ’ın İçişleri Bakanı ile olan tartışması Türkiye’nin gündeminde birdenbire küfürlü bir edebiyata dönüştü.  “Erkeksen çık karşıma” vb. gibi sözler siyasette hiçbir zaman tasvip edilemez. Ama 20 yıldır bizzat AKP Genel Başkanının konuşmalarında bu tarzda inanılmaz, cumhuriyet tarihinde duymadığımız tanımlamalarla karşı karşıya kalıyoruz. Bir yerde alışkanlık haline getirdik. Bu son gelişme de bunun bir tezahürü oldu maalesef.

Burada çok ince bir çizgi var. Zaten millet perişan, halk ciddi manada geçim sıkıntısı içerisinde, ekmeğinin çalındığını görüyor, geçinemiyor. 12 milyon insan işsiz. Öbür tarafta 5 buçuk milyon insan aç. Böyle bir noktada Suriyeliler konusunu tartışırken biraz dikkatli olmak lazım. Zaten vatandaş, patlama noktasına gelmiş. Benim gördüğüm, iktidar bu vesileyle kargaşa çıkartılmasını istiyor. Ekonomide açlığa, işsizliğe vereceği cevap olmayınca, iktidar bir kargaşa çıksın, “Bak gördünüz mü orada, şurada saldırdılar, halkı kışkırttılar, halk da Suriyelileri dövmeye, öldürmeye başladı” denilmesini adeta arzu ediyor görüntüsü içinde. Bu çok tehlikeli bir çizgi, çünkü böyle bir şeyin neticesi Türkiye’nin başına daha büyük sıkıntılar getirebilir.

Önümüzdeki ilk seçimden sonra iktidara gelme nokrasında olan muhalefet partilerinin hepsi bu konuda ortak bir tavır ortaya koyuyorlar. “2 sene içinde uygun şartlar oluşturularak göndereceğiz” diyorlar.

Dikkatli olmak lazım, kışkırtmalara kapılmamak lazım. Şimdi insanlar burnundan soluyor, görüyorsunuz. Sadece bu mesele değil. Birbirini hiç tanımayan insanlar araba kullanırken “Sen beni neden solladın diyor” ve birbirlerini öldürüyor. Çünkü toplumun psikolojisi tamamen bozulmuş. Bunun en büyük sebebi bu iktidarın 20 seneden beri getirdiği sonuçlar. Böyle bir noktada hiç tanımadığı insanı “Beni niye solladın” deyip durdurup öldüren bir toplum psikolojisi içinde bir anda Türkiye’nin her tarafında insanlar birbirlerine saldırırlar. Kışkırtmalara kapılmamak lazım. Şu da bir gerçek ki önümüzdeki seçimde vatandaşın sandığa giderken Türkiye’nin başına böyle bir belayı getiren bu iktidardan hesap soracağına inanıyorum. Hesap da sormalıdır.

“SOYLU HAKSIZ OLDUĞUNU BİLDİĞİ İÇİN BU KADAR SALDIRGAN”

Namık Kemal Zeybek (Eski Kültür Bakanı)- Ümit Özdağ haklıdır. Türkiye’nin bugün karşı karşıya bulunduğu en korkutucu durum, sığınmacılar sorunudur. Özdağ çok doğru bir şey yapıyor ve bilinçli ve bilgili olarak bu durumun Türkiye’de yaratacağı sıkıntıları söylüyor. Dolayısıyla Özdağ haklı ve doğru bir iş yapıyor ve en iyisini de o yapıyor. Gördüğüm kadarıyla bu konuda ardıcıl, açık ve etkili bir uğraşı içinde. İşin bir yanı bu, Özdağ doğru yapıyor, alkışlıyorum. Tüm ulusun da alkışlaması lazım. Onun anlattıklarını herkesin dikkatle dinlemesi lazım. Karşı tarafa gelince İçişleri Bakanlığı yapmakta olan zekasına güvendiğim, birçok işinde de başkalarını eleştirirken onayladığım bir bakan Soylu. Bakan Soylu’nun yapılan işin yanlış olduğunu bildiğinden ve öyle düşündüğünden eminim.  O da ümit Özdağ gibi düşünüyor. Ama bulunduğu konum nedeniyle, içinde bulunduğu siyasi durumu savunmak durumunda kalıyor. Ve burada kendisini haklı hissetmediği için çok sinirli. Kendisini doğru ve haklı hissetse hakaret edecek cümlelere sözcüklere yönelmesine gerek kalmaz. Kendisi de biliyor ne olduğunu. Haksız olduğunu bildiği için bu kadar saldırgan oldu. Umarım kendisi de söylediklerinden ötürü pişman olmuştur. Nasıl yaptım böyle bir şeyi demiştir. Bir insanın bir insana bunları söylemeye hakkı yoktur. Bir bakan böyle şey konuşur mu? Ayrıca sayın bakan sıradan bir bakan değil, tarım bakanı değil. Temel bakanlıklardan birinin bakanıdır. İçişleri, Dışişleri ve Maliye Bakanlığı; bu üçüyle ülke yönetilir. Bunlardan en önemlisi İçişleri Bakanıdır. İçişleri bakanları öyle ulu orta konuşmaz, konuşmamalıdır, işine bakar. Sözcüler konuşurlar. İş yapma durumunda olan bir İçişleri Bakanının öyle televizyonlarda insanlara hakaret edecek vakti olmaz. Yapacağı iş çoktur. Yanlış, üzücü ve hüzün vericidir. Süleyman Bey bunları yapmamalıdır. Yakıştırmadığımı da söyleyeyim.