AKP iktidarı Maslow’un ihtiyaç hiyerarşisini tepe taklak etti

İnsan ihtiyaçları üzerine araştırmalar yapan A. Maslow 1943 yılında gerçekleştirdiği yayında, ihtiyaçları 5 ana gruba ayıran bir piramit şeklinde tanımladı.  İnsanın en temel ve yaygın ihtiyaçları olarak, ilk iki grup maddi ihtiyaçlardan oluşur. Maddi ihtiyaçların ilk grubu nefes alıp vermek, yeme,  içmek, seks, uyku ve barınmak gibi fizyolojik ihtiyaçlardan oluşur.  Bunu maddi ihtiyaçların ikinci grubu olan;  canın, malın ve en yakınların olarak ailenin ve konutun güvenliği ile ilgili ihtiyaçlardır.  Fiziki varlık ve güvenlik ihtiyacının bir üstünde sosyal ihtiyaçlar gelir.  Sosyal ihtiyaçlar da kendi içinde iki gruba ayrılır.  İlki grup aidiyeti olarak, yardımlaşma, dayanışma, sevilme, şefkat gibi sosyal ihtiyaçların karşılanması ile ilgili olup genellikle aile içinde karşılanırlar.  Sosyal ihtiyaçların ikinci kategorisi olarak, sosyal çevre tarafından takdir edilme,  özgüven, başarı, fark edilme ve tanınma ihtiyaçları yer alır. Maslow’un ihtiyaç hiyerarşisinin en tepesindeki beşinci ihtiyaç grubu, kendini bilme, yaratıcı ve yenilikçi olma, anlama, erdemli olma, özsaygı,  karşılıklı saygı, empati, önyargısız davranma, gerçeği savunma gibi ihtiyaçları kapsar.  İnsanlar psikolojik olarak, önce maddi olan temel ihtiyaçlarını karşılama ile yaşama başlar ve kişiliği geliştikçe daha yukardaki ihtiyaçları karşımaya yönelirler. Tarım toplumları, daha çok en temel ihtiyaçların karşılanması ile ilgili oldu. Sanayi uygarlığı lüks maddi ihtiyaçları karşılamaya yönelikti. Bilgi toplumu ise en üste yer alan iki grup ihtiyacın karşılanmasına fırsat yaratan bir özelliğe sahiptir.  Çağdaş toplumsal ve ekonomik gelişmenin rotası bu yönde gelişmektedir.

Ne var ki, AKP iktidarı Türkiye’de bu rotayı geri çevirdi ve Maslow’un ihtiyaç hiyerarşisini,  tepe taklak edip, ülkemizdeki alt ve orta tabakalar için temel ihtiyaçlar olan, yeme içme ve barınma ihtiyaçlarının bile karşılanamayacağı bir duruma taşıdı. Öncelikle İhvan eğilimli tutumları nedeniyle, ülkenin rotası çağdaş bir toplum olma yönüne değil;  Orta Doğu toplumu olma rotasına sokuldu. Akıl, bilim ve çağ dışı ekonomi politikaları ile de, alt sosyal tabakalar mutlak yoksulluk ve yoksunluğa itildi. Orta tabakalar da eriyerek hızla bu sürece sokuluyor. İşsizlik ve enflasyonda dünya liderliğine doğru yol alıyoruz. Yanlış ve günlük politikalar halkın beslenme kaynağı olan tarımı çökertti. Halkın beslenmesi için zorunlu olan tarımsal ürünler üretilemez oldu. Sadece ticaretin desteklendiği strateji ile bunların ithalat ile karşılanabileceği sanıldı. Enflasyon ve kur politikasındaki çağ ve bilim dışı uygulama ile yapılan ithal malı ürünler sadece üst tabakaya hitap eder duruma geldi.

Kısacası toplumumuzun büyük çoğunluğu, en temel ihtiyaçlar olan beslenme ve barınma ihtiyaçlarını bile karşılayamayan bir geri kalmışlık ve yoksunluk düzeyine itildi. Askıda ekmeğe muhtaç edildi. Sağlıklı beslenemeyen, et, süt, peynir ve yumurta bile alamayan bir bebek neslinin sağlıklı beyin gelişmesi gerçekleşemez. Sağlıklı beslenmeyen annenin sütü bebekler ve onların beyin gelişmesi için yeterli olamaz. Yetersiz beslenmeden kaynaklanan bir seri hastalık yanında yaşanacak zihinsel gerilik, başka ülkeler çağ atlarken bizim toplumumuzu sömürge olmaya iter.  Diğer yandan bugünkü enflasyon, pahalılık ve kira artışları, en kısa zamanda evsizler ordusu yaratacak türdendir.  Ayrıca artacak kent suçlarına davetiyedir. Bu hızlı enflasyon ortamında, bir miktar düşürülmüş faiz oranları, yoksulların konut sahibi olmasını asla sağlamayacaktır. Bu derecede uçuruma itilmiş bir toplumda günlük çözümler sonuç vermez. Çözüm için zihniyetin, sistemin ve ülkeyi bu duruma sürüklemiş olan akıl, bilim ve çağ dışı uygulamaların ve uygulayıcıların değişmesi gerekir. Aklın, bilimin ve çağın rotasında yürüyen politikalar gerekiyor.