Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Göçmenliğe giriş

Göçmen veya muhacir, mülteci veya sığınmacı…

Öncelikle tanımların ne olduğunu bir anlayalım.

Göçmen (muhacir), bir ülkeden başka bir ülkeye yerleşmek amacıyla göç eden kişidir. Hukuki olarak göçmen, en az iki ülkeyi ilgilendirmektedir. BM’nin tanımı ile mülteci, “ırkı, dini, milliyeti, belli bir sosyal gruba mensubiyeti ve ya siyasi düşünceleri nedeniyle zulüm göreceği konusunda haklı bir korku taşıyan ve bu yüzden ülkesinden ayrılan ve korkusu nedeniyle geri dönmeyen veya dönmek istemeyen kişi”dir. Mültecilik, hukuki bir statüdür.

Göçmenlerin kurduğu Amerika’nın ilk federal göç yasası olan Vatandaşlık Yasası 1790’da kabul edildi. Yasaya göre ABD’de iki yıl yaşayan tüm beyaz erkeklerin vatandaş olmalarına izin verildi.

İlk büyük dalga 1814’te başladı ve 45 yıl boyunca beş milyon insan geldi! İrlanda’da baş gösteren patates kıtlığından bir milyon İrlandalı, siyasi ve ekonomik huzursuzluktan kaçan çok sayıda Alman yeni dünyaya ayak bastı. Ülkenin doğusundan Avrupalılar batısından ise Çinliler akın akın geldiler. 1875 yılına gelindiğinde ABD ülkeye fahişelerin ve suçluların girişini yasakladı. 1882 yılında “Çin Dışlama Yasası” kabul edildi, ayrıca deliler ve aptalların ülkeye girişi engellendi. 1903’de Anarşistlerin ülkeye girişi yasaklandı. Bu süreç içerisinde Ellis Adası göçmenlerin ülkeye girişini yapabilmesi için tahsis edildi.

Birinci Dünya Savaşının başlaması ile ülkede göçmenlik karşıtlığı başladı. 1917’de ABD’nin savaşa girmesi ile ülkeye gelen Almanlar sınır dışı edilmeden önce burada tutuldu. Savaş sonrasında 1952’ye kadar 16 yaşından büyükler, anadillerinde 30 – 40 test kelimesini okuyamayanlar göçmen olarak kabul edilmiyorlardı. Bu yasa ile neredeyse tüm Asyalı göçmenler testi geçemediği için ülkeye alınmadı.

1924’yılında çıkartılan yasaya göre 1910 ABD Nüfus Sayımına göre göçmen girişlerine kota ve kategori uygulaması getirildi. Yıllık sınır 165 bin kişi ile sınırlandırıldı!

Sigmund Freud’dan Charlie Chaplin’e birçok kişinin ayak bastığı tarihi adaya, 1 Ocak 1892’de gelen ilk göçmen İrlanda’dan iki kardeşi ile Annie Moore oldu. Ondan sonra zamanla 12 milyon insanın “umut kapısı” olarak ülkeye ayak bastıkları Ellis adası bugün müze!

Peki, Elini kolunu sallayan, sınırdan atlayan bu ülkeye girebiliyor mu?

Kübalıysanız yüzerek ABD’ye gelebilir ve ülkenize geri gönderilmezsiniz. Google’a “Amerika’ya kaçak nasıl gelinir?” diye yazdığınızda size hangi yolları takip etmeniz gerektiğini anlatan birçok yazı hatta video çıkıyor karşınıza.

Amerikan Göçmenlik Yasası her ülkeden belirli kotalar ile birçok ülkeden göçmen kabul ediyor. Yasal yollarla gelmek isterseniz başvuru yapmak için iki yıllık bir meslekte uzmanlığı olan 18 yaşında ve en az lise mezunu olmanız gerekiyor.

2005 yılında New York’ta okuduğum okulda Sudanlı arkadaşlarım vardı. Bu filmlerde gördüğünüz, gazetelerden okuduğunuz çocuk askerlerden! ABD iç savaş sırasında ülkeye yardım götürdüğünde bu çocukları oradan kurtararak New York’a getirmiş. Hepsine

vatandaşlık, okul ve iş vermiş. Savaş olan ülkelerde kurulan bu kamplar birçok film ve yazının satır aralarında geçen, kimsenin pek anlatmadığı konulardır.

“Kurtuluş kamplarında” öncelikle meslek gruplarınıza ayrılarak, ihtiyaca göre alımınız yapılıyormuş. Suriye’de savaş patlayıp ilk mülteciler geldiğinde, sanırım 2012’ydi, o zaman bu deneyimleri tüm Adana ve Gaziantep milletvekillerine yazarak göndermiştim.

Aslında yapılması gerekenler çok basitti.

Birincisi, gelen insanları istihdam ederek, demografiye göre ülkeye dengeli bir şekilde dağıtmaları gerekiyordu. Bunun için sınır kapılarında geçici kamplar açmak, sağlık kontrolü ve güvenliğin ardından “istihdam sürecini” başlatmak gerekiyordu. Mesela gelen doktor, kaynağında kullanılabilirse orada yoksa yakın kasabaya, şehre, bölgeye ama Edirne ya da İstanbul’a değil.

Diyelim gelenler vasıfsız! Geldikleri yerlerde yaptıkları ne ise Türkiye’de de aynısı yapmaları aynı dağıtım ile sağlanmalıydı. Kilis, Gaziantep, Adana, Şanlıurfa, Osmaniye, Hatay’da nüfus artışlarının, bozulacak düzenin önüne geçemeyeceklerini anlatmaya çalışmıştım.

Diğer bir çözüm Suriye içerisinde 30 km giderek hiçbir Suriyeliyi Türkiye’ye sokmadan orada kale şehirler yapmak üzerineydi. Bu eylem uluslararası hukuk ihlali gibi görünebilir ama bugün Suriye’ye bakarsanız ABD ve Rusya hala orada!

Şimdi kim göçmen, kim mülteci? Dilerseniz mukayesesini siz yapın!

“Onlar muhacir biz Ensar” denildiğinde benim aklıma neden “Bi kereden bi şey olmaz!” diye geliyor? Yıllar önce Avrupa Birliği Ortak Pazar anlaşması için Rahmetli Ecevit “Onlar ortak biz Pazar” demişti. Durum hala değişmemiş demek!

Görüşmek üzere…