Rusya, Ukrayna’nın karşı harekatını engellemeye çalışıyor

Rusya-Ukrayna savaşı 72 günü geride bıraktı. Son 15 gündür nispeten düşük tempoyla devam ediyor. Tarafların, geçtiğimiz hafta olduğu gibi bu hafta da önemli bir ilerleme sağlayamadıkları dikkat çekmektedir.

Rusya, ileri harekâtına devam etmek yerine, başta Donbas bölgesine ulaşımı sağlayan kara ve demiryolları, tren istasyonları olmak üzere Ukrayna’nın altyapısına uzun menzilli füzelerle saldırısına devam etmektedir. Amacı Ukrayna’nın muhtemel bir karşı harekâtında ulaşım imkanlarını sınırlamak, lojistik desteğini engellemektir. Bu durum, kazanımlarını korumak ve hazırlıklarını tamamlamak için kısmi savunma pozisyonuna geçtiğini göstermektedir.

Ukrayna ise bir taraftan Rusya’nın cephe gerisindeki lojistik hedeflere ve muharebe hizmet destek unsurlarına saldırılarına devam ederken diğer taraftan ön saflardaki zırhlı birliklerine zayiatlar verdirmektedir. Geçtiğimiz günlerde Harkov’da Rusya’ya ait 5 milyon dolar değerindeki T90M tankını imha ederek önemli bir mesaj vermiştir. Bu tank, her türlü modern silah ve mühimmata, elektronik saldırılara karşı korumalı, süper tank olduğu söylenen ve imha edilmesinin mümkün olmadığı iddia edilen bir silahtır. Buna rağmen imha edilmiştir. Bu batılı ülkelerin sağladığı askeri desteğin gücünü ve önemini, Ukrayna’nın elindeki modern tanksavar sistemlerinin etkisini ortaya koymaktadır. Bunların yanında Ukrayna, Rus ordusunun emir-komuta sistemine zayiat verdirmeye devam etmektedir. Ukrayna resmi makamları bu hafta içinde bir Rus tümgeneralin daha öldürüldüğünü iddia etmiş, buna Rusya tarafından bir yalanlama gelmemiştir. Savaşın başından bu yana öldürülen Rus general sayısı 9’a çıkmıştır. Bu da önemli ölçüde komuta-kontrol ve moral zafiyeti yaratacak bir durumdur.

Görünen o ki; savaşın başlangıcında bir satranç ustası ve önemli bir KGB ajanı olduğu iddia edilen Putin’in hamleleri başarıya ulaşamamıştır. Putin, hırsının etkisiyle; kendi imkân ve kabiliyetlerini gerektiği gibi değerlendirememiş, ciddi istihbarat hataları yapmış, başta ABD ve İngiltere olmak üzere batının Ukrayna’ya sağlayacağı mali ve askeri desteği, bu desteği nasıl engelleyeceğini, boşa çıkarabileceğini hesaplayamamıştır. Bunun yanında ABD ve İngiltere’nin niyet ve maksadını da yeterince kavrayamadığı anlaşılmaktadır. Gelinen aşamada ABD ve İngiltere savaşı uzatmak istediklerini açıkça dile getirmektedirler. İngiltere daha da ileri giderek savaşı uzatarak Rusya’yı yıpratacaklarını, bütün arabuluculuk çabalarına karşı olduğunu ifade etmektedir. Bu durumun ülkemizin arabuluculuk çabalarını nasıl etkileyeceğini zaman gösterecektir. Savaşın temposunun düştüğü gibi bizim arabuluculuk çabalarımızın temposunun da düştüğü dikkat çekmektedir.

Savaş böyle devam ederken Rusya’nın karşısında yer alan cephe de gittikçe genişlemektedir. Son olarak Japonya Rusya’ya karşı uygulanan yaptırımları genişletme kararı almış, Finlandiya ve İsveç NATO üyeliğine başvuruda bulunma kararı aldıklarını ilan etmişlerdir. Rusya’nın buna cevabı Baltık Denizi kıyısında bulunan Kaliningrad’da nükleer tatbikat yapmak olmuştur. Rusya’nın bu hamlesi batılı ülkeleri açıkça tehdit etmek anlamındadır. Nitekim Putin; “Ukrayna’daki savaşa dışardan müdahale etme niyetinde olanların Rusya için tehdit oluşturması halinde rakiplerinin sahip olmadığı silahlarla yıldırım hızında misilleme yapacaklarını”, Dışişleri Bakanı Lavrov; “3’ncü dünya savaşı ve nükleer çatışma riskinin yüksek olduğunu”, Bakanlık Sözcüsü Zaharova da başta İngiltere olmak üzere batının Ukrayna’ya desteği nedeniyle “İngiltere ve diğer NATO ülkelerindeki askeri hedefleri vurabileceklerini” söylemektedirler. ABD ise bu söylemleri psikolojik harp argümanı olarak kullanmakta, Rusya’yı küresel bir tehdit olarak göstermekte, böylece karşı cepheyi daha da güçlendirmektedir.

Her ne kadar Ukrayna cephesinde savaşın temposu düştüyse de komşu ülkeleri içine alacak şekilde genişlemesi riski devam etmektedir. Bu savaşın sona ermesi sadece Putin’e geri adım attırmakla mümkün olacaktır. Bu da Rusya’nın prestijine zarar verecek ve Putin’in siyasi kariyerini yok edecek, hatta savaş suçlusu olarak yargılanmasına bile yol açabilecektir. Buna rağmen Rusya son günlerde İstanbul mutabakatını sürdürmek istediklerini ancak Ukrayna’nın buna yanaşmadığını iddia etmektedir. Bu “biz anlaşmaya hazırız” mesajı içermektedir. Eğer böyleyse krizin daha da büyümemesi ve yayılmaması için batılı ülkelerin çaba göstermesi yararlı olacaktır. Ama ABD ve İngiltere barış için çaba göstermek yerine savaşı uzatmaya çalışmakta, Ukrayna da ABD ve İngiltere’nin güdümünde hareket etmektedir. Bu durumda bütün dünya çok uzun süre bu savaşla meşgul olacak, silah tüccarları büyük paralar kazanacak, Rusya’nın; Doğu Avrupa, Ortadoğu ve Kafkaslardaki boşluğunu ABD ve İngiltere doldurmaya çalışacak gibi görünmektedir.