“Dokunulmamış insan gücünü uyandırıyoruz”

Fırsat eşitliği, dijitalleşme, kurumsal yönetişim ve sürdürülebilirlik ilkelerini Limak’ın DNA’sı olarak belirlediklerinin altını çizen Ebru Özdemir, “2026 yılına kadar Grup bünyesinde kadın istihdam oranımızı yüzde 40 artırmak istiyoruz. Türkiye’nin Mühendis Kızları’yla yarının lider, sorumlu, duyarlı, girişimci ve iyi insanlarını yetiştirmeyi hedefliyoruz” dedi, “yılın ikinci yarısında rüzgâr, jeotermal ve güneş enerjisi yatırımlarına hız vereceklerini” söyledi.
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Her zaman inandığım bir şey vardır. Ve ısrarla da savunurum. Dünyayı kurtaracak olan kadınlardır. Çünkü bir kadının sağduyusu, zekâsı, bilgiyle, deneyimle harmanlanınca, önüne çıkan tüm engelleri yıkar. Ama burada kadını destekleyici en özel güç ise fırsat eşitliği… Limak Holding, enerjiden inşaata 8 farklı sektörde, 15 ülkede faaliyetlerini sürdürüyor. Ama kızlarından biri mühendis olan benim için, Limak’ın yaptığı Türkiye’nin Mühendis Kızları projesi ayrı önem taşıyor. Çünkü fırsat eşitliğinin önünü açıyor. Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir’le hem şirketin yeni yatırım takvimi üzerine konuştuk, hem de yeni normalin, pandemi sonrası çalışma koşullarına etkisi hakkında sohbet ettik.

 

-Geçtiğimiz haftalarda Uluğ Enerji’nin İngiliz Actis şirketine devir işlemleri tamamlandı. Limak Yatırım, enerji dağıtımıyla ilgili çalışmalarını sonlandırdı böylece. Peki, bu alanda yeniden bir arayışınız olacak mı? Ya da yeni bir yatırım kararlarınız olacak mı?

Aslında tamamen çıkmadık. Kosova’da tüm ülkenin elektrik satış ve dağıtım işini yapmaya devam ediyoruz. Sizin de belirttiğiniz gibi geçtiğimiz haftalarda dünyanın önde gelen sürdürülebilir altyapı yatırımcılarından biri olan Actis ile Uluğ Enerji Dağıtım ve Perakende Hizmetleri AŞ’nin hisse devrini resmen tamamladık. Bu devir, Actis gibi küresel şirketlerin Türkiye’nin potansiyelini bir yatırım pazarı olarak gördüklerini bize gösterirken, Türkiye’de fırsat arayan diğer uluslararası yatırımcılar için de olumlu bir sinyal niteliğinde. Limak olarak biz, satıştan elde edilen fonları özellikle Türkiye’de faaliyet gösterdiğimiz diğer sektörlere yeniden yatırım için kullanmayı hedefliyoruz. Enerji dağıtımıyla ilgili, hali hazırda bu alanda yeni bir yatırım planımız yok, ancak ileride fırsatlar olursa değerlendirebiliriz.

 

-Yine geçtiğimiz ay, 18 Mart günü 1915 Çanakkale Köprüsü hizmete sunuldu. Köprüyle ilgili sayısal veriler, yapım aşamasını takip edip haberleştirdik. Acaba sizin bu köprüyle ilgili duygularınızı, köprü bittikten sonraki hislerinizi öğrenebilir miyiz?

Ben hep söylüyorum: 1915Çanakkale Projesi gerçekten benim ‘göz bebeği’ projelerimden bir tanesi. Elbette her proje önemli… Değerli… Ama 1915Çanakkale Projesi’nin benim gönlümde çok ayrı bir yeri var. Çanakkale Boğazı’na bir köprü, asırların hayaliydi ve bu hayalin 1915Çanakkale Projesi ile gerçekleştiğine günbegün şahit olmak beni heyecanlandırıyor ve gururlandırıyor. Heyecanımın çeşitli sebepleri var. Elbette en başta Çanakkale. Neredeyse her metrekaresi farklı bir kahramanlık hikayesine ve destanına şahitlik etmiş, kadim geçmişe sahip bir şehirden, bir bölgeden bahsediyoruz. Bu topraklar üzerinde verilen mücadele, bir milletin kendi destanını yazmasına neden olmuş. Dolayısıyla ülkemizin marka projelerinden biri 1915Çanakkale Projesi ile bu zaferi, bu destanı taçlandırdığımıza inanıyorum.

 

-1915 Çanakkale Köprüsü’yle birlikte dünyada birçok ilk gerçekleşti aslında. Yeniden bizimle paylaşabilir misiniz ilkleri?

İfade ettiğiniz gibi, bu proje ‘en’lerin projesi’. Uzunluğuyla, kule yüksekliğiyle, iki alanda da dünyanın en’leri arasına giren bir proje. En’lerin olduğu kadar, bu proje ‘rekorların projesi’. Henüz projenin finansmanı safhasında dahi hep birlikte gördük: Asya’dan Avrupa’ya kadar geniş bir coğrafyada 25 farklı kuruluştan finansman sağladık. Adeta bir yarış yaşandı. Projenin değişik safhalarında 17 bini köprümüz ve 13 bini otoyolumuz olmak üzere, toplam 30 bini aşkın arkadaşımız sahada emek verdi. Temel attığımız günden bugüne, Covid-19 pandemisi dahil 7 gün – 24 saat hiç durmadan çalıştık ve bu muhteşem eseri ülkemize kazandırdık.

 

Elbette bu proje sadece ortaklarıyla ve finansmanı ile uluslararası bir proje değil; sunacağı hizmet, katacağı artı değerle de küresel bir proje. 1915 Çanakkale Projesi, Çin’in girişimiyle başlayan ve tarihi İpek Yolu’nu canlandırmayı hedefleyen “Bir Kuşak-Bir Yol Projesi” kapsamında Türkiye’nin öncülük ettiği “Orta Koridor” girişiminin bir parçası. Bu sayede çok geniş bir coğrafyada kesintisiz ticaret yolu oluşturma hedefine doğrudan katkı sunacak bir girişim. Bu da sadece bir kentin, Çanakkale’nin ekonomisine değil, tüm bölgenin ve hatta ülkenin ekonomisine, kalkınmasına ve gelişmesine çok büyük bir artı değer katacak. Dediğim gibi bunları arka arkaya sıraladığınız zaman heyecanlanmamak, gururlanmamak mümkün mü? Böylesi güzel bir şehirde, böylesi tarihi bir mirasın etkisi altında proje yapmak, hem büyük bir sorumluluk, hem de büyük bir gurur vesilesi.

 

“Kadın istihdamında önce yüzde 50-yüzde 50 kritik eşiğini yakalamamız gerekiyor”

 

-Malum bir pandemi dönemi geçirdik. Ve yeni normaller yaşamımıza yön vermeye başladı. Bu süreçte birçok yeni kavram ve iş modelleriyle tanıştık. Birçok firma uzaktan çalışma modelini kalıcı hale getirmeye başladı. Peki, sizce özellikle uzaktan çalışma kadın istihdamını arttırabilecek doğru bir adım olabilir mi?

Ben bu konuda biraz temkinliyim. Üyesi olduğum Dünya Ekonomi Forumu’nun geçtiğimiz yıl düzenlediği ‘İşe Yeni Bakış Zirvesi’nde (Jobs Reset Summit) konuşmacıydım. Bulunduğum panelde bir panelist çok ilginç bir yorum yaptı: Pandemi sonrasında ofislerin, erkeklerin gittiği bir yer olacağını söyledi. Hemen dikkatimi çekti. Elbette pandemi ile hepimiz hayatımızda yepyeni bir ritim ve rutin kazandık. Kadınlar için iş hayatı ve ev hayatı birleşti. Sorumluluklar arttı. Bunu raporlarda ortaya koyuyor aslında. UN Women, TÜSİAD ve TÜRKONFED’in 2021’de lanse ettikleri ‘Covid-19 Salgınının Kadın Çalışanlar Açısından Etkileri’ araştırmasına göre, pandemi döneminde kadın çalışanların karşılaştığı ilk üç konu, artan ev işleri ve bakım sorumluluğu, evden çalışma ile artan iş yükü, endişe ve stres olarak belirlenmiş. Rapor, pandemi sürecinin iş gücü piyasasındaki var olan eşitsizlikleri derinleştirdiğine ve salgının özellikle kadınların işleri, kariyerleri ve gelirlerine olumsuz etkileri olduğuna işaret ediyor.

Elbette pandemi ile birlikte bir yanda ‘geleceğin mesleklerini’ tartışırken, diğer tarafta ‘mesleklerin geleceğini’ de tartışıyoruz. Dünya hızla değişiyor ve bu değişim içerisinde artık bazı meslekler olmayacak. Yepyeni meslekler çıkıyor ve çıkacak. Otomasyonu düşünün. O kadar hızlı ilerliyor ki. Kimi raporlara göre 2025 yılında insan çalışma saati ile makine çalışma saati eşitlenecek. Sadece üç yıl sonra.

 

-Bu değişime sizce hem küresel dünya, özel sektör, bireyler kısaca hepimiz ne kadar hazırız?

Hazır olmamız lazım. Hem de bir an önce hazırlanmamız gerektiğini düşünüyorum. Bu hazırlığı yaparken fırsat eşitliği ekseninde bir perspektife sahip olmamız ise şart. Dijital dünya çok genişledi. İnanılmaz fırsatlar ve imkânlar sunuyor. Bu imkânları adil olmayan bir şekilde dağıtılmaması gerektiğine inanıyorum.  Ama bugün geldiğimiz noktaya bakacak olursak, geleceğin mesleği olarak görülen kimi işlerde kadınların küresel temsiliyet oranlarının yine düşük olduğunu gözlemiyoruz. Uzaktan çalışma olmasına rağmen. Dünya Ekonomik Forumu’nun 2021 Cinsiyet Uçurumu Raporu’na göre, ‘geleceğin meslekleri’ arasında görülen kimi iş kollarında kadın temsiliyet oranları, bulut bilişimde yüzde 14, mühendislikte yüzde 20, veri mühendisliği ve yapay zekâda yüzde 32. Bu rakamların hızla artması gerekiyor. Her zaman söylediğim bir şey var: yüzde 50 benim için kritik eşik. Önce yüzde 50-yüzde 50 kritik eşiğini yakalamamız gerekiyor. Sonrasını göreceksiniz, daha hızlı ilerleyecek.

 

-Yılın ikinci yarısına yönelik yeni yatırım hedeflerinizi ve projelerinizi öğrenebilir miyiz?

Var olan sektörlerimizde yenileme ve iyileştirme yatırımlarımız yanında, farklı sektörlerde 2022 yılının ikinci yarısında yatırım yaptığımız ve büyüdüğümüz bir dönem olacak diyebilirim. Enerji her zaman olduğu gibi önemli. Özellikle Rusya-Ukrayna gerilimini düşündüğümüzde bu konuya olan ilgi çok daha canlı olacaktır. Enerjide, temiz enerjiye daha fazla odaklanılacak bir dönem içerisindeyiz. Özellikle rüzgâr, jeotermal ve güneş enerji yatırımlarında, depolama ile birlikte hareketlenme olacak gibi. İnşaat ve altyapı, Limak’ın her zaman olduğu gibi öncü sektörü. Burada mevcut projelerimize hızla devam ediyoruz. En başta bahsettiğimiz gibi 1915Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu Projesi 18 Mart 2022 tarihinde hizmete alındı. Tabi özellikle inşaat ve altyapı sektöründe yepyeni bir döneme girdik diyebilirim. Özellikle pandemiden öğrendiklerimizi, yeni projelere yansıtacağımız bir dönemden bahsediyorum.

Sürekli söylüyoruz: pandemi ile birlikte dijitalleşmede bir devrim yaşandı ve yaşanıyor. Bu çerçevede pandemi ile hızlanan teknoloji atağı en fazla Limak bünyesinde kurduğumuz Yeni Teknolojiler Grubu’na yaradı diyebilirim. Sadece 2021 yılında, dünyadan ve Türkiye’den 374 startup bulduk ve görüştük. Bunlardan sektörlerimize faydalı olabilecek 77 startup ile görüşmeler başlattık. 12 startup ile yeni projelere başladık. Çeşitli hızlandırıcı programlarda (ulusal-uluslararası) mentorluk/jüri görevleri yaptık ve uluslararası platformlarda yer alıyoruz. Startuplarla birlikte endüstrilerimizi yerinde ziyaret ederek saha çalışmaları yaptık. Limak Startup Ortaklık Programı, Limak Grup Şirketleri bünyesinde uygulanabilecek, operasyonel verimliliği artıracak çözümleri olan yeni girişimlerle yürütülen bir çalışma. Bu alanda daha fazla çalışacağız diyebilirim.

 

“Türkiye’nin Mühendis Kızları’nı sürdürülebilir ve bağımsız platforma dönüştürmek istiyoruz”

 

 -Türkiye’nin Mühendis Kızları projesi çok farklı ve adından söz ettiren bir proje. Bu projeden bahsedebilir misiniz?

Öncelikle şunu belirteyim: Hem bir kadın yönetici, hem de bir kadın mühendis olarak fırsat eşitliği benim hassas karnım. Örneğin 18 Mart 2022 tarihinde hizmete açtığımız 1915Çanakkale Projesi’nin farklı birimlerinde 50’den fazla kadın mühendis görev aldı. Bunlardan 5 tanesi ise Türkiye’nin Mühendis Kızları (TMK) faydalanıcısıydı. TMK benim için çok önemli. O da bir diğer ‘göz bebeğim’. Limak ve Limak Vakfı bünyesinde fırsat eşitliği alanında birçok projeyi hayata geçiriyoruz ama TMK’yı Limak’ın ‘amiral gemisi’ olarak niteleyebilirim. TMK ile daha fazla genç kadının mühendislik alanına girmesi ve mühendisliği bir kariyer yolu olarak seçmesi için çalışıyoruz. Bizlerin amacı, sadece teknik olarak donanımlı genç kadın mühendisleri yetiştirmek değil. TMK ile yarının lider, sorumlu, duyarlı, girişimci ve iyi insanlarını yetiştirmeyi hedefliyoruz. Dokunulmamış insan gücüne dokunmaya, onu uyandırmaya ve ‘yeni ekonomiye’ kazandırmaya çalışıyoruz.

 

-Proje başlayalı kaç yıl oldu?

Projede altı yılı geride bıraktık, bu yıl yedinci yılın içerisindeyiz. İlk sene 40 öğrenci ile başlamıştık. Bugün 500’ün üzerinde öğrenciye ulaştık. Destek olduğumuz 110 kızımız mezun oldu ve ilk işlerine adım attı. Bu yıl ise 150 öğrenci ile Projeye devam ediyoruz. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı ortaklarımızdan. UNDP Türkiye ortaklarımızdan. Ayrıca birçok kurumla, üniversiteyle, sivil toplum kuruluşuyla ihtiyaçlar doğrultusunda ortaklıklar kuruyoruz (Boğaziçi Üniversitesi, Wtech Teknolojide Kadın Platformu, Koçluk Derneği gibi). Programın içeriği çok çeşitli. Bu sebeple ben TMK’yı sadece bir burs programı olarak görmüyorum. TMK, bir burs programının çok daha ötesinde. Sertifika programı, teknik konularda eğitimler, İngilizce dil eğitimi, mentör görüşmeleri, koç görüşmeleri, rol model buluşmaları ve zorunlu bir sosyal sorumluluk programı, öğrencilerimize sunduğumuz imkanlar. Ayrıca mühendisler için staj çok önemli. Onlara staj bulmaları konusunda yardımcı oluyoruz. Eğitimlerini tamamlayıp, mezun olduklarında ise, kariyerlerinin ilk adımlarında yine onlara elimizden gelen desteği vermeye çalışıyoruz.

 

-Türkiye’nin Mühendis Kızları sadece Türkiye’yle sınırlı mı  kalacak? Yoksa projenin hedefinde yurt dışı var mı? Projenin gelecek rotasını öğrenebilir miyiz?

Gelecek rotası çok önemli. Biz bu Projenin hem Türkiye’de, hem bölgede, hem dünyada çoklanmasını istiyoruz; örnek alınmasını istiyoruz. Son 2 yıldır UNDP Türkiye ile beraber, ‘geleceğin TMK’sını’ tartışıyoruz, konuşuyoruz. TMK’yı nasıl sürdürülebilir ve bağımsız bir platform haline getirebiliriz? Bu sorunun cevabını arıyoruz. Masada farklı opsiyonlarımız var. Bunları değerlendiriyoruz. Bir de son zamanlarda projenin küresel bir kimliğe bürünmesi üzerine çalışıyoruz. Burada hedef, halihazırda Limak olarak faaliyetlerimizin bulunduğu kimi ülkelerde ‘kardeş projeler’ başlatmak. Zaten 2018 yılından bu yanan Kuveyt’te Kuveyt’in Mühendis Kızları projesini gerçekleştiriyoruz. Bunu başka ülkelerde de yapalım dedik. Kuzey Makedonya ve Kosova ile başladık. İleride yeni ülkeleri bu protföye eklemeyi istiyoruz.

 

-Söz kadın istihdamından açılmışken, şirketinizde kadın istihdamına nasıl destek veriyorsunuz? Bu konudaki hedeflerinizi ve yol haritanızı öğrenebilir miyiz?

Dediğim gibi fırsat eşitliği, kadın istihdamı… Bunlar benim hassas karnım. Kadın bir mühendis ve kadın bir yönetici olarak bu konuya ilgim her zaman canlıydı diyebilirim. Bunu ayrıca kişisel bir sorumluluk olarak görüyorum. Limak bünyesinde de bu konuyu her zaman canlı tutmaya çalışıyorum. 2020 Ağustos ayında sürdürülebilirlik hedeflerimizi açıkladığımızda, 12 stratejik hedefimizi belirledik. Hepsi çok önemli. Ama benim için kadın istihdamına yönelik hedefimiz çok değerli. 2026 yılına kadar Grup bünyesinde kadın istihdam oranımızı yüzde 40 artırmak istiyoruz. Hedefimiz bu. Bu hedefe ulaşmak için çok çeşitli faaliyetlerimiz ve projelerimiz var. TMK bunlardan sadece bir tanesi.

Hem birey olarak, hem de kurum olarak atmamız gereken adımlar olduğuna inanıyorum. Öncelikle rol model ve örnek olmamız gerekiyor. Burada hem bireylerin rol model olmasından, hem kurumların rol model olmasından bahsediyorum. UNDP Türkiye ile birlikte, Limak Yatırım bünyesinde ‘Eşitlik Mührü Programı’ (Gender Seal Programme) yürütüyoruz. Bu Türkiye’de ilk defa uygulanan bir proje ve amaç cinsiyetlere duyarlı kurumsal iş modeli oluşturmak. Programı tamamladığımızda Limak Yatırım, ülkemizde bu mührü almaya hak kazanan ilk şirket olacak. Bir sonraki adımda, bu programı Grup bünyesindeki diğer şirketlere yaymayı hedefliyoruz ve elbette Türkiye’de özel sektöre örnek olmayı, rol model olmayı istiyoruz.

 

-Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF)  Paydaş Kapitalizmin Göstergelerini sürdürülebilirlik stratejinizin bir parçası haline getireceğinizi duyurdunuz.  Sürdürülebilirlik şirketinizin gelecek ajandasında nasıl konumlanıyor?

Limak’ta ben misyonumu 4 konuyu Limak DNA’sına almak olarak belirledim: Fırsat eşitliği, dijitalleşme, kurumsal yönetişim ve sürdürülebilirlik. Sürdürülebilirlik çok önemli. İş dünyası ve kalkınmanın kesişim kümesinde ben sürdürülebilirliği görüyorum. Az önce ifade ettim: fırsat eşitliği alanında ciddi çalışıyoruz. Benzer şekilde sürdürülebilirlik alanında da çalışıyoruz. Ben Limak’ın sürdürülebilirlik yaklaşımını bir yolculuğa benzetiyorum. Yol haritamız çerçevesinde 12 stratejik hedef belirledik ve geçen yıl yayımladığımız sürdürülebilirlik raporumuzda bunu paylaştık. Her bir hedef için, sektörlerimizin katkısını sayısal olarak ortaya koyduk. Kadın istihdamının desteklenmesi, enerji verimliliği, su verimliliği, sıfır atık, emisyonların azaltılması…Bunlar hedeflerimizden sadece bazıları. Hedeflerimizi belirlediğimizde şunu gördük: bizim hedeflerimizin birçoğu iklim değişikliği ile bağlantılı. Tüm sektörlerimizde hızlı bir gözden geçirme yaptık, envanter çıkarttık. Böylece hangi sektörde ne yapmamız gerektiği de ortaya çıktı. İnşaatta, altyapıda, çimentoda, turizmde…2026’ya kadar uyumlu olmamız gereken konuları ve eylem haritalarımızı hazırladık. Eylem haritamıza da ‘Söylemden Eyleme’ başlığını koyduk. Bu çok önemli çünkü biz sürdürülebilirlik alanında sadece söylemde kalmıyoruz… Eyleme de geçiriyoruz. Eyleme geçirmek için ne lazım? Bir kurumsal yapı lazım.  Devir dijitalleşme devri. O zaman biz de dedik ki bu kurumsal yapıyı dijitale taşıyalım. Geçen yılın başında Sürdürülebilirlik Yönetişim Platformunu devreye aldık.  Şunu belirtmek isterim: Yeşil ekonomi, sürdürülebilirlik, çevreye duyarlı büyüme-kalkınma… Bunlar her şirket, her sektör, her ülke için önemli konular. Limak olarak biz de iş anlayışımızı ve iş yapış tarzımızı da bu ilkelere göre şekillendiriyoruz. Ben bu konuyu inanın işlerim kadar önemsiyorum. Küresel gündemle uyumlu bir çalışma yapıyoruz. Yeri geldiğinde Limak olarak bizler de küresel gündeme katkı veriyoruz.

 

EBRU ÖZDEMİR KİMDİR?

1974 yılında Ankara’da doğdu. 1991 yılında TED Ankara Koleji’nden ve 1995 yılında da Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu. New York’ta Fordham Üniversitesi’nden Uluslararası Finans ve İş Yönetimi üzerine MBA derecesini aldı.

Çalışma hayatına 1997 yılında, Limak Yatırım, enerji üretim, dağıtım, satış ve ticaret ile havalimanı ve limancılık sektörlerinde faaliyet gösteren Limak’ta başlayan Ebru Özdemir, 2010 yılında Limak Yatırım’ın Yönetim Kurulu Başkanlığı’na seçildi.  Özdemir,  İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı, Priştina Uluslararası Havalimanı ve LimakPort İskenderun gibi büyük Kamu-Özel İşbirliği projelerine imza attı.

Kendisinin liderliğinde, İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı “En Hızlı Büyüyen Havalimanı” “Gelişmekte Olan Pazarlarda En İyi 40 Kamu Özel İşbirliği Projesinden Biri” olarak ödül aldı.  Ayrıca Uludağ ve Çamlıbel Elektrik Dağıtım Şirketleri, Euromoney Project Finance tarafından “Avrupa’da Yılın Finansmanı” ödülünü kazandı.

Ebru Özdemir, 2014 yılında Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Konseyi bünyesinde yer alan Uluslararası Kamu Özel İşbirliği Projelerinde En İyi Uygulamalar Merkezi’nde oluşturulan Danışma Kurulu’na Türkiye’den seçilen tek üye oldu.

Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED) ve etkin girişimcileri destekleyen Endeavor Türkiye’nin Yönetim Kurulu Üyesi olup, Türkiye Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD), Türkiye Müteahhitler Birliği’ne üyedir. Aynı zamanda Tate Modern Müzesi MENAAC (Ortadoğu ve Kuzey Afrika İktisab Komitesi) üyesidir.