Vatandaş soruyor; “Milli birlik beraberlik nasıl sağlanacak?”

Millet Meclisi’nin açıldığı “Ulusal Egemenlik Bayramı’nın 102’nci yıldönümünde” Erdoğan’ın Anıtkabir’de olmaması, ülke bazında “olumsuz” bir görüntü veriyor… GÖZLEM konuyu masaya yatırdı ve Uzmanlara sordu; işte görüşleri…
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Siyasetin zirvesinde yıllardır yaşanan gerginlikler Türkiye’de çok önemli değerleri tahrip ediyor. Milli bayramda (23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı) buluşmayan iktidar ve muhalefet parti liderlerinin dini bayramda da (Ramazan Bayramı) bayramlaşmayacakları tahmin ediliyor.  Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı “Ulusal Egemenlik Bayramı’nın 102’nci yıldönümünde” Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan Anıtkabir’deki törene katılmadı.

Türkiye’de siyasetin zirvesi gergin. Muhalefet ile iktidar partisi arasında yıllardır esen soğuk rüzgarlar bir türlü durulmuyor. Özellikle devletin değeri diye tanımlanan Cumhuriyet’in temel nitelikleri ve demokratik kavramlarla, milletin temel değeri olarak kabul edilen din ve vicdan hürriyeti, birbirleriyle çatışırmış gibi takdim edilerek bir gerginlik ortamı yaratılması ülkeye zarar veriyor.

Siyasetin zirvesi demokrasinin, farklı görüşlerin yer aldığı bir rejim olduğunu unutmuşçasına iktidardan yana olmayanları “terörist” ilan ettiği günler dahi yaşanır oldu. Türkiye’nin geleceği için “Farklı görüşlerin barış içinde, kavga etmeden bir arada yaşayabilmeyi” başarması gerekiyor. İktidarın “muhalefetsiz demokrasi” olmayacağını özümsemesi gerekiyor. “Benden yana değilsen teröristsin” anlayışının terk edilmesi, demokrasilerde güçlü muhalefetin, ülkenin ve demokrasinin gelişmesi için çok önemli olduğu gerçeğiyle hareket edilmelidir.

 

“TOKALAŞMAK YERİNE KÜFÜRLEŞMEK MİLLİ BİRLİK VE BERABERLİKLE BAĞDAŞIR MI?”

Ertuğrul Yalçınbayır (Eski Başbakan Yardımcısı)-Milli ve dini bayramlar kucaklaşma günleridir. O değerlere birlikte sarılma günleridir. Bir cumhurbaşkanı devletin birliğini, beraberliğini temsil eder. Sadece bir partinin genel başkanı olması yetmez. Bir partinin genel başkanı sadece kendi partisi ile ilgili çalışmaları yapıyorsa orada bir taraftarlık vardır. Birlik ve beraberlik yoktur. Eğer birlik ve beraberliği arıyorsanız düşüncelere hep birlikte saygılı olmak gerekir. Bayram geliyor. Bayramda sayın Cumhurbaşkanı bu defa Suudi Arabistan’a gidecek. Suudi Arabistan’dan ülke birliği ve beraberliği ile ilgili hangi mesajı verecek? Sadece dini değerler değil, milli değerlerle bunlar fevkalade önemlidir. Hangi görüş hangi düşünce olursa olsun. Yönetmek bu şekilde olur. Eğer siz kendi taraftarlarınızı yönetir, kendi taraftarlarınızı tezahürata teşvik ederseniz diğer tarafı da yuhalarsınız. Diğer taraf yuhalanır hale geldi ama yuhalanırken Türkiye küme düşüyor, Türkiye her ligde küme düştü. Milli birliğin beraberliğin dayanışmanın olamamasından kaynaklanıyor. Bu küme düşmeler iyi yönetmemekten olur. Adaletsiz davranmakla olur. Nerede olursanız olun adaleti, sevgiyi, barışı hakim kılmak istiyorsanız selamlaşın selamı yaygınlaştırın, tokalaşın. Tokalaşmak yerine küfürleşmek milli birlik ve beraberlikle bağdaşır mı?

“BAYRAMLARDA ORTAK DEĞERLER ÇERÇEVESİNDE BULUŞULUR”

Namık Kemal Zeybek (Eski Kültür Bakanı)- Devleti yönetme yerine gelenler, bilhassa cumhurbaşkanlığı makamına gelenler, sadece kendi partilerinin cumhurbaşkanı değil tüm ulusun cumhurbaşkanıdırlar. Dini bayramlarda rekabetler tartışmalar hiç olmazsa geçici olarak bir yana bırakılır. Küsler barışır. Ortak değerler çerçevesinde buluşulur. Gerginlik yaratarak karşıt oluşturarak siyaset yapmak bir yoldur. Yapılabilir. Ama devlet yönetimine gelenlerin bunda çok uyanık olmaları gerekir. Süleyman Demirel, kendi kurmuş olduğu partinin değil tüm ulusun cumhurbaşkanıydı. Türkiye’nin birçok cumhurbaşkanı böyle yapmışlardır. Sayın Erdoğan da böyle yapmalıdır. Cumhurbaşkanı, 23 Nisan’da Anıtkabir’deki programa katılmamıştır. AKP bir karşı devrim partisidir. Atatürk’le ilgili değerleri benimsemedikleri konuşmalarından belli oluyor, laikliğe karşı görüşleri var. 23 Nisan’a saygı duyulması lazımdır.

“DİNİ VE MİLLİ GÜNLERDE AYRIŞTIRMAK YARANIN DAHA DA DERİNLEŞMESİNE YOL AÇAR”

Metin Öney (Eski Milletvekili)-Dini ve Milli bayramlar millet hayatında çok önemli günlerdir. Öncelikle bir konunun altını çizmemiz gerekir. Dini bayramlar, milli bayramlar kutlanabildiği takdirde kutlanabilir. Çünkü milli bayramlar, millet egemenliğinin, hür ve bağımsız yaşamanın, kurum ve kuruluşları ile devlet olmanın, kan, ter ve gözyaşı dökülerek elde edilmiş zaferlerin ürünüdür. Bu sebeple ancak belirttiğimiz vasıfları taşıyan ülkelerde ve milletlerde serbestçe, özgürce dini bayramlar kutlanabilir. İşgal altındaki topraklarda dini bayramları kutlamak ya çok zordur veya mümkün değildir. O halde, milli bayramlara devletin ve devleti yönetenlerin coşkuyla katılması kutlaması bu konuda öncü ve örnek olmaları şarttır. Milli bayramlara haklı bir sebep olmadıkça katılmamak, o bayramların dayandığı temel ilkelere karşı olmak demektir. Bunun yanı sıra, dini bayramlar “tatil” günleri değildir. Bayramlaşmak, kucaklaşmak varsa kırgınlıkların ve dargınlıkların ortadan kaldırılması gerekli günlerdir. Şunun altını çizerek vurgulamak isteriz ki: Devletleri milletleri ayakta tutan en önemli unsurların başında “birlik ve beraberliğin” sağlanmış olması gelir. Cepheleşmiş, kamplaşmış bir toplumda başta demokrasi olmak üzere huzur, güven, dayanışma beklenemez. Bunları sağlamanın en önemli yollarından biri ve başlıcası “milli bayramlara” her kademede katılmak ve dini bayramlarda kucaklaşmaktır. Son yirmi yıldır, üst düzey yönetenlerin bilhassa milli bayramlara katılmamaları, ülkede birliği sağlamak yolunda en ciddi handikaptır. Toplum genel olarak, davranışlarını kendisini yönetenlere göre düzenler. Hatta siyaset insanları ile birlikte, edebiyatçısı, sanatçısı, sporcusu bu konularda örnek davranış sergilemelidir. Millet de bu davranışları esas alarak kendi davranışını tanzim etsin. Böylece birlik ve beraberlik sağlansın. Haklı bir sebep olmadan, milli bayramlara katılmamak o bayramların oluşmasını sağlayan temel ilkelere de inanmamak ve hatta karşı olmak anlamına gelir. Böyle olunca da milletleri ayakta tutan ve birliğini sağlayan milli günler nasıl olacak da tutkal görevi görebilsin? Dini bayramlarda bile bayramlaşmayanların milletleri oluşturan fertlerden birlik ve beraberlik istemeleri ciddiyetten yoksun bir davranış olur. Çeşitli sebeplerle, ayrışmış bir görüntü veren milletimizi, bir de dini ve milli günlerde ayrıştırmak veya gerektiği gibi tutum ve davranış sergilememek, yaranın daha da derinleşmesine yol açar ki tarih bunu asla affetmez.