Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Dini ve milli günlerde ayrıştırmak yaranın daha da derinleşmesine yol açar

Dini ve Milli bayramlar millet hayatında çok önemli günlerdir. Öncelikle bir konunun altını çizmemiz gerekir. Dini bayramlar, milli bayramlar kutlanabildiği takdirde kutlanabilir. Çünkü milli bayramlar, millet egemenliğinin, hür ve bağımsız yaşamanın, kurum ve kuruluşları ile devlet olmanın, kan, ter ve gözyaşı dökülerek elde edilmiş zaferlerin ürünüdür. Bu sebeple ancak belirttiğimiz vasıfları taşıyan ülkelerde ve milletlerde serbestçe, özgürce dini bayramlar kutlanabilir. İşgal altındaki topraklarda dini bayramları kutlamak ya çok zordur veya mümkün değildir. O halde, milli bayramlara devletin ve devleti yönetenlerin coşkuyla katılması kutlaması bu konuda öncü ve örnek olmaları şarttır. Milli bayramlara haklı bir sebep olmadıkça katılmamak, o bayramların dayandığı temel ilkelere karşı olmak demektir. Bunun yanı sıra, dini bayramlar “tatil” günleri değildir. Bayramlaşmak, kucaklaşmak varsa kırgınlıkların ve dargınlıkların ortadan kaldırılması gerekli günlerdir. Şunun altını çizerek vurgulamak isteriz ki: Devletleri milletleri ayakta tutan en önemli unsurların başında “birlik ve beraberliğin” sağlanmış olması gelir. Cepheleşmiş, kamplaşmış bir toplumda başta demokrasi olmak üzere huzur, güven, dayanışma beklenemez. Bunları sağlamanın en önemli yollarından biri ve başlıcası “milli bayramlara” her kademede katılmak ve dini bayramlarda kucaklaşmaktır. Son yirmi yıldır, üst düzey yönetenlerin bilhassa milli bayramlara katılmamaları, ülkede birliği sağlamak yolunda en ciddi handikaptır. Toplum genel olarak, davranışlarını kendisini yönetenlere göre düzenler. Hatta siyaset insanları ile birlikte, edebiyatçısı, sanatçısı, sporcusu bu konularda örnek davranış sergilemelidir. Millet de bu davranışları esas alarak kendi davranışını tanzim etsin. Böylece birlik ve beraberlik sağlansın. Haklı bir sebep olmadan, milli bayramlara katılmamak o bayramların oluşmasını sağlayan temel ilkelere de inanmamak ve hatta karşı olmak anlamına gelir. Böyle olunca da milletleri ayakta tutan ve birliğini sağlayan milli günler nasıl olacak da tutkal görevi görebilsin? Dini bayramlarda bile bayramlaşmayanların milletleri oluşturan fertlerden birlik ve beraberlik istemeleri ciddiyetten yoksun bir davranış olur. Çeşitli sebeplerle, ayrışmış bir görüntü veren milletimizi, bir de dini ve milli günlerde ayrıştırmak veya gerektiği gibi tutum ve davranış sergilememek, yaranın daha da derinleşmesine yol açar ki tarih bunu asla affetmez.