DP Lideri Gültekin Uysal’ın “aday” uyarısı

6 muhalefet partisi, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’in yol haritası için çalışmalarını sürdürürken, kulislerde her gün yeni bir ittifak senaryosu konuşuluyor.
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın, Gelecek ve DEVA partilerinin tepkisine neden olan tweetinin ardından Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun da “İttifak içinde ittifak” ifadesiyle “Üçüncü İttifakı” gündeme getirmesi, kulislerin hareketlenmesine neden oldu. DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın da “Biz henüz Millet İttifakı’nda değiliz” sözleri, gözleri bu üç partiye çevirdi. Altılı masanın oluşmasında büyük emeği olan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yaşanan krizde devreye girerek, büyümeden önlediği belirtiliyor.

Gültekin Uysal’ın Millet İttifakı içerisinde krize neden olan tweetinin ardından birbiri ardına gelen açıklamalar, “Üçüncü İttifak mı kuruluyor?” tartışmalarını alevlendirdi. Bazı siyasi uzmanlara göre, üçüncü ittifak durumunda muhalefetin sandalye sayısının düşme ihtimali bulunuyor. Ancak, CHP’ye oy vermekte zorlanan muhafazakar sağ seçmen için üçüncü ittifakı savunanlar da var.

Edinilen bilgiye göre, SAADET, GELECEK ve DEVA Partisi’nde yetkililer, AKP’den kopan seçmenin CHP’ye oy vermek istemeyeceği gerekçesiyle üçüncü ittifakı gündemlerine aldılar ve bu konuda simülasyon çalışmaları da başladı. Öte yandan CHP’de de “il başkanlıklarının da önümüzdeki günlerde farklı ittifak senaryolarına ilişkin anket çalışmaları yürüteceği” öğrenildi.

 

İttifaklar ve sandık…

Polimetre’nin kurucusu Veri Analisti Mehmet Günal Ölçer’in yeni seçim yasasına göre, ittifakların vekil sayısı üzerindeki etkisini ortaya koyan ve mevcut anketlerin ortalamasını baz alan D’hondt sistemine göre yaptığı hesaplamalarda bugün seçim olursa ve 6 muhalefet partisi Millet İttifakı çatısı altında seçime girerse, HDP ile birlikte muhalefetin TBMM’deki sandalye sayısı 374’ü buluyor. Cumhur İttifakı ise 226 vekilde kalıyor. Bu senaryo Cumhur İttifakı için en olumsuz tablo. Saadet, DEVA ve Gelecek partilerinin ayrı bir ittifak ile seçime girmesi durumunda muhalefetin vekil sayısı 342’de kalıyor, Cumhur İttifakı ise 258 sandalyeye ulaşıyor. Ölçer’in çalışmasına göre üçüncü ittifak kurulması durumunda muhalefet 32 vekil daha az çıkartıyor.

 

 Uysal, ne demişti?

DP Genel Başkanı Gültekin Uysal, Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adaylığına ilişkin 10 Nisan’da sosyal medya hesabından paylaşmıştı. Uysal, Cumhurbaşkanı adaylığı için 3 ölçüt sıralayıp “Türk Milleti’nin Cumhurbaşkanı adayı ile ilgili beklentisinin 3 ölçüsü var; 20 yıllık AK Parti döneminde sorumluluğa ortak olmamış olmak /  Seçilebilirlik / Seçim sonrası 20 yılda AK Parti tarafından ‘devr-i sabık’ muamelesine maruz kalan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurucu bir ruhla yeniden tesis etme yetisi!” paylaşımı yapmıştı. Paylaşımın Davutoğlu ve Babacan’a gönderme olduğu konuşulmuştu. Uysal, “Kastettiğim kişiler açıkça Beştepe etrafında kümelenmiş dar çıkar gruplarıdır” dedi ve millet ittifakının tüm genel başkanlarını ziyaret etti. Altılı 24 Nisan’da gerçekleşecek toplantıda bir araya gelecek.

Uysal, tepkiler üzerine yeni paylaşımda bulundu: “Bu konuya dair ifadelerimin farklı mecralarda maksadım dışında yorumlandığını üzülerek gözlemliyorum. Kastettiğim kişiler açıkça Beştepe etrafında kümelenmiş dar çıkar gruplarıdır. Ortak bir yaşam inşası için 6’lı Masa etrafında bir araya gelmiş partiler/liderler değildir” ifadelerine yer verdi.

 

Gelecek Partisi: “İncindik”

Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ ise konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Gültekin Uysal’ın ilk paylaşımdan dolayı incindik. Gelecek Partisi’nde sadece Ahmet Davutoğlu değil, ben dahil pek çok arkadaşımız AKP’de yıllarca görev aldı. Ancak biz bu partiden darbe ile gönderildik. Fakat Gültekin Uysal, bizi kastetmediğini söyledi.  Perşembe günü bir araya geleceğiz. Tek aday üzerinde çalışmalarımız sürüyor. Altı parti arasında tek aday üzerinde bir uzlaşı var. 24 Nisan’da yapılacak buluşmada masada yerimizi alacağız. Bu konuda tereddütte gerek yok.” ifadelerini kullandı.

 

Kılıçdaroğlu, devreye girdi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, krizi yatıştırmak için devreye girerek Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ile telefonla görüştü haberleri yapıldı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı, Kılıçdaroğlu’nun, Uysal’ın açıklamalarından rahatsızlık duyan Davutoğlu’nu aramasına ilişkin “Aradığı doğrudur. Ancak bu rutin bir görüşmedir” dedi.

 

Özdağ: Tereddüde gerek yok

Gültekin Uysal’ın açıklamalarına, Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ, konuyla ilgili, “Gültekin Uysal’ın ilk paylaşımdan dolayı incindik. Gelecek Partisi’nde sadece Ahmet Davutoğlu değil, ben dahil pek çok arkadaşımız AKP’de yıllarca görev aldı. Ancak biz bu partiden darbe ile gönderildik. Fakat Gültekin Uysal, bizi kastetmediğini söyledi.  Perşembe günü bir araya geleceğiz. Tek aday üzerinde çalışmalarımız sürüyor. Altı parti arasında tek aday üzerinde bir uzlaşı var. 24 Nisan’da yapılacak buluşmada masada yerimizi alacağız. Bu konuda tereddüde gerek yok” şeklinde konuştu.

 

*****

“KİMSE İTHAM EDİLMEMEKTE, AMA BİR VASIFTAN SÖZ EDİLMEKTEDİR”

Metin Öney (Eski Milletvekili)- Millet ittifakının en büyük eksikliği, artık seçim döneminin başlamasına ve erken geç tartışmasının artık bitmesine rağmen, bırakın adayın ismi üzerinde, nasıl bir aday gösterileceğinin dahi belirlenmemiş olması hem çeşitli söylentilere yol açmakta ve hem de kamuoyunda ciddi endişelere yol açmaktadır. Eksikliklerden biri ve en önemlisi budur.

İş torbadan ne çıkacak durumuna kalmamalıdır. Bu itibarla…

Sayın Gültekin Uysal’ın söylemi esas itibariyle doğrudur.

Çünkü:

Millet ittifakının adayı hiç şüphesiz, 20 yıldır ülkeyi yöneten ve fakat bu 20 yıl içinde sosyal, siyasal, ekonomik, hukuksal ve dış politika açısından badireden badireye sürüklemiş bir iktidarın her ne suretle olursa olsun kıyısından köşesinden dahi geçmiş birinin olmaması en doğal durum değil midir?

Aksi olacaksa bugüne kadar yapılan mücadele neyin nesidir?

Eski tas eski hamam olacaksa bunca gayret boşuna mıdır?

Ne şiş yansın ne kebap olur mu?

Bu sebeplerle Millet ittifakı isim tespitinden önce, adayın vasıfları üzerinde ittifak etmelidir. Seçimleri kazandıktan sonra yapılacak işlere öncelik verileceğine, ki güçlendirilmiş parlamenter sistem ve sair hususlar yerine, adayın vasıfları ayan beyan topluma açıklanmalıdır. Aksi halde yumurta kapıya dayandığında vasıfları belirlenmemiş adayın isimi üzerinde de ittifak sağlamak çok güç olacaktır. Bu sebepledir ki, toplumda ilgili ilgisiz çok çeşitli isimler söylenip durmaktadır. Yine bu sebepledir ki toplum yeni bir “Ekmeleddin” vakasıyla karşı karşıya kalabileceği endişesi taşımaktadır.

Aman ittifak bozulmasın duygu ve düşüncesi ile “esasa taalluk eden” hususlar, göz ardı edilmemeli ve sonraya bırakılmamalıdır.

Bu bakımdan Sayın Uysal sonradan tevile çalışsa da ilk söylediği doğrudur. Burada kimse itham edilmemektedir ama bir vasıftan söz edilmektedir.

Ki biz de seçmen olarak oyumuzu kullanırken pek çok vasıf arayacağız.

 

*******

“ÜLKENİN DURUMU CİDDİ FEDEKARLIKLAR GEREKTİRİYOR”

Hüsnü Erkan (Prof. Dr.) – DP başkanı Gültekin Uysal’ın Cumhurbaşkanı adaylığı için sıraladığı, “AK Parti döneminde sorumluluğa ortak olmamış olma” kriteri, 6’lı masada tartışma yaratmış gözüküyor. Medya ve TV de bu konuda yoğun bir tartışma başladı. 6 Partinin sayın başkanları kendilerini Cumhurbaşkanlığı adaylığına yakın görme eğilimi taşıdıkları için olsa gerek, bu konu parti başkanları arasında örtülü bir tartışma yarattı. Üstelik bu tartışma, mevcut otoriter yönetimden kurtulma umudunu 6 parti başkanına bağlamış olan vatandaşlarda büyük bir kaygı yarattı. Benim görüşüme göre, aralarında bir gerilim veya imalı çekingenlik istenmiyorsa, hiçbir parti başkanı cumhurbaşkanlığı için aday olmamalı. Zira bir parti başkanı aday olduğu takdirde diğer partilerin ve partililerin cumhurbaşkanını sahiplenmesi ikinci planda kalacaktır. Bu durum daha önceki ortak aday konusunda yaşandı ve her iki parti de aynı gayreti göstermedi. Ülkenin içinde bulunduğu koşullar çok ciddi fedakarlıklar gerektiren, yeniden bir varoluş veya yok oluş dönemi özelliği taşıyor. Bu nedenle bu kez konuya gönül ve akıl birliği içeren bir adayla gidilmesi zorunlu gözüküyor.

Yüzüncü yılına hazırlanan Cumhuriyetimiz, kuruluş ilke, kurum ve sistemleri ile çağdaş uygarlık vizyonundan koparıldı. 20 yıllık AKP iktidarı döneminde yavaş yavaş, neredeyse zamana yayılmış bir karşı devrim yaşandı. Ülke ve devlet, kuruluş ilke ve değerlerinden koparıldı. Yönü çağdaşlık yerine, geleneksel Ortadoğu toplumu olmaya yönlendirildi. Bunun için Devletin önemli kurumları tarikat mensuplarına teslim edildi. Suriyeliler hızla vatandaş yapılarak bu yönde daha hızlı yol alınmak isteniyor. Ustalık döneminde “dindar ve kindar” gençlik yetiştirme gayretleri sürüyor. Cehaletten medet uman yandaşlar yetişti. Devletin kurumları sadece kendi çıkarını düşünen ve kalıp ideolojilere bağlı okumuş cahillere bırakıldı. Bilim ve teknoloji yerine, Kutsal Dinin siyasete ve ticarete alet edilmesi, yaygın nepotism ve keyfi uygulamalar ülke ekonomisini uçuruma itti.  Bilinçsizce uçuruma sürüklenen toplumlar kolayca emperyal güçlerin tuzağına düşer. Suriye’de bize oynanan ABD oyunu ve AB’nin bizi göçmen barajı olarak keyfine göre yönlendirmesi bu durumun açık örnekleri.

Değinilen koşullarda 6 partinin görevi, bir partinin başkanını aday göstermek veya göstermemeye odaklanmak değildir. Aksine ülkenin yeniden bir kurtuluş ve kuruluş hamlesi yapabilmesini sağlayacak, tüm toplumu kavrama ve kapsamada ve de Atatürk ilkeleri ve çağdaşlık yolunda bilinçli yürüyen, toplumda inanılırlık ve güven duyulan,  devlet ve yönetim deneyimi olan, Cumhuriyet değerlerine ve Anayasamızın değiştirilemez maddelerine bağlı çok sayıda insan kaynağımız bulunuyor. 6 parti başkanının görevi, kendilerinden önce saydığımız niteliklere uygun ortak bir aday belirlemekten geçiyor. Ayrıca bu ortak adayı her parti kendi partisinin adayı gibi desteklemeyi garanti etmelidir. Aksi durumda tarih önündeki sorumluluklarının altından kalkamazlar. Zira Cumhuriyet tarihimizin en derin bunalımını yaşıyoruz.

 

********

“MUHALEFET, DİKKATLİ OLMALI VE ÖZENLİ DAVRANMALI”

Mehmet Şakir Örs (Gazeteci / Yazar) – Farklı siyasal geleneklere ve çizgilere sahip muhalefet partilerinin, bir araya gelmesi ve demokrasi için birliktelik oluşturması önemli ve değerlidir. Biz 6’lı masayı işte bu bağlamda değerlendiriyor ve ülkemiz siyaseti için oldukça anlamlı buluyoruz. Bu birlikteliğin, masada yer almasalar da demokrasiyi savunan diğer siyasal partilerle ve muhalefet kesimleriyle de hayatın içinde ve mücadelenin pratiğinde buluşturulup büyütülmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Ülkemizde yaşanan derin ekonomik ve siyasal bunalım, demokrasi güçlerinin önüne böylesi somut ve ivedi bir görevi / yaklaşımı, zorunlu olarak getirmektedir. 6’lı masayı oluşturan partiler / liderler ve diğer muhalefet güçleri, işte bu bilinçle ve sorumlulukla davranmalıdırlar.

İktidar bloku ve çevreleri de bu gelişmeleri ilgiyle ve dikkatle izlemektedir. Muhalefetin her adımı, iktidar tarafından mercek altına alınmaktadır. Muhalefetin iş ve güç birliği yapması engellenmek istenmekte ve oluşturduğu birliktelik dağıtılmaya çalışılmaktadır. Muhalefet, kendisine yönelik bu oyunları / hamleleri görmeli ve iktidarın hesaplarını bozmalıdır.

DP Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın çıkışı, muhalif seçmenin önemli bölümünde bizim de gözlediğimiz bir duyarlılığı yansıtsa da 6’lı masayı dağıtmaya çalışan çevreler tarafından kullanılmaya açık bir durum yaratmıştır. Böylesi kritik bir dönemde, halkın gözü kulağı muhalefetin üzerindedir. Muhalefet partileri ve muhalif siyasetçiler, söylemlerinde / mesajlarında daha dikkatli olmalı ve özenli davranmalıdırlar.

Önceki hafta Gözlem’de yayımlanan ‘Siyasetin mikserleri!’ başlıklı köşe yazımıza şöyle bir giriş yapmıştık: “İktidar, ekonomik ve siyasal sorunları çözebilmekten umudunu kestikçe, enerjisini muhalefetin birlikteliğini dağıtmak ve muhalefet saflarını karıştırmak üzerine yoğunlaştırıyor!” Muhalefet partileri ve liderleri, iktidarın bu hamlelerini boşa çıkarmalıdır. Bunun için de iktidarın oluşturup köpürttüğü gündemin peşine takılmamak gerekiyor. Aday tartışmaları da bu bağlamda değerlendirilmelidir.

Muhalefet, kendi siyasal gündemini halkın en geniş kesimlerinin gündemiyle buluşturmalı ve birleştirmelidir. Tüm gücüyle gündeme ağırlığını koymalı ve politikalarını / projelerini halka anlatmalıdır. Yurttaş, muhalefetten bunu talep etmekte ve beklemektedir. Sözün özü, ülkenin siyasal gündemini muhalefet oluşturmalıdır. Bizim değerlendirmemize göre, iktidarın hesaplarını / hamlelerini boşa düşürmenin yolu buradan geçiyor.