Ukrayna’da savaş vahşete dönüştü

Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik 24 Şubat’ta başlattığı işgal operasyonunda 8’inci hafta yaşanıyor.

Ukrayna’nın müzakere heyetinde yer alan David Arakhamia, “Ukrayna tarafının İstanbul mutabakatına bağlı olduğunu” söylerken, ABD Başkanı Joe Biden Rusya’nın Ukrayna işgali konusunda ilk kez “soykırım” ifadesini kullandı. Ukrayna’dan gelen “korkunç” şiddet haber ve görüntüleri ise giderek artıyor.

Arakhamia, “Ukrayna için güvenlik garantisi anlaşması görüşmeleri çevrimiçi olarak devam ediyor. Rusya Dışişleri Bakanı’nın açıklamalarına rağmen Ukrayna tarafı İstanbul mutabakatına bağlı ve tutumunu değiştirmedi. Tek fark, İstanbul Bildirisi’nde yer almayan ve müzakere sürecinin mevcut durumunun yanlış yorumlanmasına yol açabilecek ek konuları dikkate almamamızdır.” dedi.

Putin ise, önceki gün yaptığı açıklamada, “Kiev, tarafların İstanbul’daki görüşmelerinde varılan anlaşmalardan uzaklaştı ve müzakereler çıkmaza girdi.” demişti.

 

Biden; “Soykırım!”

ABD Başkanı Joe Biden Rusya’nın Ukrayna işgali konusunda ilk kez “soykırım” ifadesini kullandı. Biden, ülkesindeki yüksek enflasyonun nedeninin Rusya’nın Ukrayna’ya açtığı savaş olduğunu ve Putin’in Ukrayna’da “soykırım” yaptığını belirtti. Biden, “Ailenizin bütçesi, arabanızın deposunu doldurma gücünüz, dünyanın öbür ucundaki bir diktatörün (Putin) savaş ilan edip, soykırım yapmasına bağlı olmamalı.” ifadesini kullandı. Biden, daha önce de Buça’da yaşananları “savaş suçu” olarak nitelendirmişti.

 

Medvedçuk tutuklandı

Ukrayna’nın önde gelen Rusya yanlısı politikacılarından Ana Muhalefet lideri  Viktor Medvedçuk, tutuklandı. Geçen yıl vatana ihanetle suçlanan ve başkent Kiev’de ev hapsinde olan 67 yaşındaki muhalif lider, Rusya’nın 24 Şubat’ta Ukrayna’yı işgale başlaması sonrası kaçmıştı.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelensky, Putin’e yakınlığıyla tanınan ana muhalefet partisi lideri Viktor Medvedçuk’u, Rusların esir tuttuğu Ukraynalılarla değişmeyi önerdi. Medvedçuk’un 48 gün saklanmayı başardığını ama sonunda yakalandığını ifade eden Zelensky, “Rusya Federasyonu’na Medvedçuk’u Rusların esir tuttuğu Ukraynalılarla değişmeyi öneriyorum. Kolluk kuvvetlerimiz ve ordumuz da bu olasılığı göz önünde bulundursun” diye konuştu.

 

Korkunç şiddet görüntüleri…

Rusya’nın 24 Şubat’ta işgale başladığı Ukrayna’dan gelen korkunç şiddet görüntüleri giderek artıyor. Rus ordusunun geri çekildiği Kiev yakınlarındaki Makariv’de genç bir kadının, Rusya saflarında savaşan Çeçen askerlerin tecavüzüne uğradığı, kadına yardım etmeye çalışanların da ölümle tehdit edildiği iddia edildi.

Rus işgali altındaki ülkede Rusya lideri Vladimir Putin’in sağ kollarından Çeçenistan lideri Kadirov’un birlikleri de Ukrayna ordusuna karşı savaşıyor. İşgalin başından bu yana Rus ve Çeçenistan askerlerine yönelik tecavüz ve işkence iddiaları gündemden düşmüyor.

İngiliz medyasında yer alan haberlere göre, Çeçen askerler Tetiana Zadorozhniak isimli Ukraynalı kadını tam da savaştan kaçmaya hazırlanırken Kiev yakınlarındaki Makariv bölgesinde bulunan evinden kaçırıp yakınlardaki bir yere götürdü. İddiaya göre, genç kadın burada günlerce esir tutuldu, askerlerin tecavüzüne uğradı ve en sonunda da boğazı kesilerek öldürüldü.

İddiayı dile getiren Ukrayna İçişleri Bakanlığı danışmanı Anton Geraşenko, Telegram ve Twitter hesabında genç kadının öldürüldüğü söylenen kanlar içindeki bir odanın videosunu da paylaştı. Telegram paylaşımında Geraşenko, “Kadirov’a bağlı Çeçen askerler köye girdiğinde Tetiana, arkadaşlarıyla bölgeden ayrılmak için bekliyordu. İşgalciler onu bir eve götürüp tecavüz etti ve daha sonra boğazını kesti” dedi.

Geraşenko, genç kadına yardım etmek isteyenlerin ise ölümle tehdit edildiğini dile getirdi.

 

“Öldürüp yaktılar”

Rus askerlerin kadını kurtarmak için eve yaklaşan kişileri de ölümle tehdit ettiği belirtildi. Bölgedeki görgü tanıkları, Çeçen askerlerin evden çıkmalarına izin vermediklerini ve Tetiana’ya yardım edemediklerini anlattı.

Rus ordusunun Kiev çevresinden çekilmeden önce geçen ay ortasında Tetiana’yı vahşice katlettiği, cansız bedenini yakıp evin bahçesine gömdüğü öne sürülüyor.

Öte yandan Geraşenko, kadını katleden Çeçen askerin Rus ordusu tarafından öldürüldüğü iddiasını da ortaya attı. Ukraynalı kadının geçen sene corona virüsü nedeniyle eşini kaybettiği ve çocuklarıyla yalnız kaldığı, işgal başladıktan sonra ülkeden ayrılamadığı söyleniyor.

 

Şiddet ve tecavüz iddiaları artıyor

Rus birliklerinin Kiev çevresinden çekilmesiyle sivillere tecavüz ve infaz gibi Rusların işlediği savaş suçları iddiaları gündeme geldi. Üst düzey Birleşmiş Milletler yetkilisi Sima Bahous, Güvenlik Konseyi’ne dün yaptığı açıklamada tüm iddiaların bağımsız olarak soruşturulması gerektiğini söyledi ve “Ukraynalı sivillere karşı uygulanan şiddet tehlikeli seviyede” diye konuştu. Bahous, “Gittikçe artan tecavüz ve cinsel saldırı duyumları alıyoruz” dedi.

********

“BARIŞ İÇİN BESLENEN UMUTLAR HER GEÇEN GÜN YOK OLUYOR”

Soner Aydın (Emekli Albay) – Rusya ve Ukrayna müzakere heyetlerinin 29 Mart’ta İstanbul’da yaptıkları görüşmenin ardından yaptığımız değerlendirmede barışın önündeki engellerden söz etmiştik. Bugün tarafların 29 Mart görüşmesinin çok uzağında olduğu ve gittikçe daha da uzaklaştığı görülmektedir. Putin “müzakerelerin çıkmaza girdiğinden, Ukrayna’nın İstanbul görüşmelerinde sunduğu teklifleri geri çektiğinden, bu koşullarda Rusya’nın asla durmayacağından” söz etmektedir. Ukrayna müzakere heyeti Putin’i yalanlayarak “İstanbul mutabakatına bağlı olduklarını ve tutumlarını değiştirmeyeceklerini”, Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Ofisi ise “savaşın 2035 yılına kadar uzayacağını, Rusya’nın Donbass bölgesinin tamamını ele geçirmesi halinde Ukrayna’nın asla barış yapmayacağını” söylemektedir. Cephede ise Donbass bölgesindeki Rus baskısı gün geçtikçe artmakta, Mariupol kentinin her an düşebileceğinden, Rusya’nın 9 Mayıs Zafer Gününde Mariupol’de kutlama yapmaya hazırlandığından bahsedilmektedir. Barış için beslenen umutlar her geçen gün hızla yok olmakta, Rusya hedefine ulaşmadan ya da yenilgiye uğramadan savaşın sona ermesi oldukça zor görünmektedir.

Savaş böyle gelişirken uluslararası camiadaki bazı hareketlenmeler dikkat çekmektedir. ABD Başkanı Biden; Ukrayna’daki sivil ölümleri savaş suçu kavramının ötesinde “soykırım” olarak nitelendirmiştir. Basında, ABD’nin 8 büyük silah firmasını Ukrayna’ya acil silah desteği sağlamak için kapasitelerini zorlama konusunda görüşmeye davet ettiği haberi yer almaktadır. ABD Hazine Bakanı “Rusya’ya yaptırıma zarar veren ülkeler sonuçlarıyla yüzleşirler” diyerek Rusya’ya karşı tavır almayan ülkeleri tehdit etmiştir. İngiltere’nin; füze ve askeri araçlar da dahil olmak üzere Ukrayna’ya yeni bir mali ve askeri destek paketi hazırladığından söz edilmektedir. Ben hala Rusya, ABD ve İngiltere’nin barıştan yana olmadığına inanıyorum. Rusya; Donbass bölgesini Mariupol üzerinden Kırım’a bağlamakta kararlıdır, başarabilirse bundan sonraki hedefi Odessa olacaktır. ABD ve İngiltere ise savaşı uzatmayı, böylece Rusya’yı olabildiğince yıpratmayı amaçlamaktadırlar.

NATO adına yapılan açıklamalarda; “savaşın uzayacağı, ikinci etabın ilk etaptan daha kanlı olacağı” dile getirilmektedir. Yine NATO; tehdit altındaki ülkelere destek vermek maksadıyla, Hollanda Kraliyet Donanmasına ait 16 geminin Baltık Denizi kıyılarında devriye görevi yapacağını duyurmuştur. Çekya Ukrayna’ya çok sayıda tank ve zırhlı araç, Slovakya S-300 füzeleri göndermiştir. İsveç ve Finlandiya NATO üyeliğine başvuru hazırlığı yapmaktadır. Bu gelişmeler karşısında Rusya; “bunun ağır sonuçları olacağı” tehdidinde bulunmuştur. Rusya’nın Finlandiya sınırına zırhlı araçlar ve ağır silahlardan oluşan askeri sevkiyat yaptığı haberleri gelmektedir. Bu gelişmeler; savaşın uzamasına katkı yapacak gelişmelerdir, bunun yanında Doğu Avrupa’ya yayılması riskini de içermektedir.

Bu savaşın en vahşi tarafı Rusya’nın sivillere uyguladığı baskı, şiddet ve tecavüz olaylarıdır. Rusya’nın çekildiği bölgelerde açılan toplu mezarlarda içlerinde çocukların da olduğu sivillere ait çok sayıda ceset bulunmuştur. Görgü tanıkları kadınlara günlerce tecavüz edildikten sonra boğazlanarak öldürüldüklerinden, cesetlerinin yakıldığından söz etmektedir. Rusya’ya ait dronların Mariupol’de asker ve sivillerin üzerine zehirli madde bıraktığı iddia edilmektedir. Mariupol’de geçtiğimiz hafta 5 bin civarında olduğu söylenen sivil ölümlerin 22 bine ulaştığı haberleri gelmektedir. Bu rakamlar abartılı olabilir. Ancak savaş koşullarında sivillere uygulanan şiddetin inkâr edilmesi mümkün değildir. Rusya’nın bütün inkâr çabalarına karşılık sivillere şiddetin gerçek olduğu kanaati yaygındır. Daha önce arabuluculuk konusunda gayret gösteren Fransa bile Rusların işledikleri savaş suçlarıyla ilgili kanıtları toplamak için uzmanlardan oluşan bir heyeti Ukrayna’ya göndermiştir. Bu da gösteriyor ki; Rusya uluslararası hukuk açısından da gün geçtikçe çıkmaza girmektedir. Bu durumda Putin için savaşı kazanmaktan başka yol yoktur. Ancak o zaman kurulacak masaya güçlü bir şekilde oturabilir, suçlamaları etkisizleştirebilir.

Görünen o ki; Rusya’nın karşısındaki cephe gittikçe genişlemektedir. Bunda ABD Hazine Bakanlığının Rusya’ya yaptırımlara zarar veren ülkeleri tehdit etmesinin de payı vardır. Bu tehdidin ardından Türkiye adına açıklama yapan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın “krizin derinleştiği, yeni bir soğuk savaş dönemine girilmekte olduğu, bu krizin etkilerinin on yıllar süreceği” şeklinde açıklama yapmıştır. Ülkemizin NATO üyesi olarak 1990 öncesi soğuk savaş dönemindeki rolü herkesin malumudur. Bu nedenle Sayın Kalın’ın açıklaması oldukça önemlidir. Ülkemizin arabuluculuk çabaları ne yazık ki sonuç vermemiş görünmektedir. ABD; bizim gibi hem Rusya hem de Ukrayna ile ilişki içinde olan ülkeleri taraf seçmeye ve tavır almaya zorlamaktadır. Dileyelim ki; savaş kısa zamanda son bulsun, içine ülkemizi de alacak şekilde genişlemesin, soğuk savaş bir tarafa, kendimizi bir sıcak savaşın içinde bulmayalım.