“Kolay” ve “ucuz” vatandaşlık Anadolu insanını tedirgin ediyor

Özellikle sosyologlar, güvenlikçiler, antropoloji (İnsan bilimi) uzmanları, Anadolu’nun geleceği bakımından “bu gidişle ilgili endişeli olduklarını” saklamıyorlar. GÖZLEM konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu…

Türk vatandaşlığının 250 bin dolarlık gayrimenkul tapusu karşılığı satılması Suriyeliler, Körfez Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan başta Arap Ülkelerinden, Çin’e Bulgaristan, Yunanistan başta Balkan ülkelerinden, Afrika’da Kenya’ya kadar birçok ülkenin binlerce vatandaşına “TC vatandaşı olmasının yolunu” açtı ve açmaya devam ediyor…

Bu ülkelerde “Türk vatandaşlığı garantili emlak” reklamları gazetelerde, TV’lerde yer alırken, emlak şirketlerinin camekanlarını da süslüyor.

Başta ABD olmak üzere, dünyanın “göç alan” ülkelerinde “o ülkelerin vatandaşlığı zor şartlara bağlanırken”, ülkemizde “250 bin dolar verene vatandaşlık verilmesi” tepki ile karşılanıyor.

Anadolu’nun sosyal ve kültürel yapısını değiştiren ve sayı bakımından milyonlara ulaşan “Türk Vatandaşlığı” dahası “ülke güvenliği” bakımından da tehdit oluşturmaya başladı. Mülteci / göçmen akınında büyük oranda “TC vatandaşlığı ile son bulan vatandaşlık devşirmesinin devletin resmi rakamları ile 8 milyonu aşması ve devam etmesi” ülke /mekan / insan güvenliğinde çözülmesi zor tehlikeler yaratıyor. Cinayet / taciz / çeteleşme / uyuşturucu / saldırı suçlarında “yabancı kökenlilerin artışı” vatandaşları tedirgin ederken, uzman sosyologlar ve güvenlikçiler de “Anadolu’nun yarınları için endişeli olduklarını” saklamıyorlar ve giderek büyüyen soruna karşı çözüm yolları önererek “tedbir alınması gerektiğini” söylüyorlar…

**********

ABD VATANDAŞLIĞI ŞARTLARI

* 18 yaşından büyük olmak

* Green Card sahibi olmak (Green Card statüsünde Amerikan Vatandaşıyla evliyse 3 yıl, evli değilse 5 yıllık sürenin en az yarısını kapsayan sürede bizzat Amerika Birleşik Devletlerinde yaşamış olmak)

* Green card sahibi olarak belli bir süre ABD’de yaşamak (Başvuru sahibinin greencard alışından sonra en az 30 ay fiilen Amerika’da yaşamış olması gerekmektedir; Bu süre greencard’ı evlilik üzerinden alıp halen evliliği devam ettiren greencardlılar için 18 aydır.)

* Vatandaşlık sınavını geçmek ( Amerikan yurttaşlık bilgisi testi ve İngilizce testi)

* Amerika Birleşik Devletlerine bağlılık yemini etmek ‹

* İyi ahlaklı ve erdemli karaktere sahip olmak

* Başvuru yapılan eyalette en az 3 ay oturma zorunluluğu

*******

“UCUZ VATANDAŞLIK=SORUNLU TOPLUM”

Hüsnü Erkan (Prof. Dr.) – 20 yıllık iktidar bilinçsizce yürüttüğü ekonomik ve toplumsal politikalar sonucunda vatandaşlığı da satışa çıkardı. Önce Cumhuriyet yönetiminin bin bir zorlukla kurduğu fabrikalar özelleştirildi ve satıldı. Sonra da büyük çoğunluğu kapandı. Ayrıca kendi zengin ve yandaş kapitalistlerini ve kendi zengin kesimini yaratma sevdası,  aynı zamanda muhalif sermayedarların tasfiye edilmesini de gündeme getirdi. Böylece ekonomide başarı rekabeti yerine bizzat iktidarca uygulanan haksız ve yıkıcı rekabet, kaçınılmaz olarak ekonomik verimsizlik, işsizlik ve üretim yetersizliği yarattı. Bu durum tarımdan sanayiye ekonominin tüm sektörlerde gündeme geldi. Ayrıca yandaş girişimcilere tanınan vergi iadeleri ve avantajların yükü de yoksullaşan vergi mükellefinin üstünde kaldı. Ülke yaşanan ekonomik kriz sürecinde kişi başına milli gelir dolar bazında üçte bir oranına yaklaşan bir azalış yaşadı. Yarattığı bu ekonomik kriz, döviz darboğazı ve çözümsüzlük ortamında çaresiz kalan iktidar, Ülkede ne varsa satışa çıkardı. Konut ve arsa satışları yetmedi kıyılardaki güzel koylar satışa çıkarıldı.  Kömür ve altın çıkarmak için yeşil alanlar ve zeytinlikler gözden çıkarıldı. Başkaca satacak bir şey kalmayınca, iktidar, kurumların isminden çıkarmak istedikleri T.C. vatandaşlığını satışa çıkardı. 

Vatandaşlık vererek ekonomik kaynak yaratma gayreti diğer birçok ülkede de uygulanıyor. Ancak bu sürecin uygulanış biçim ve yöntemi bizim uygulamamızdan çok farklı. Daha sıkı denetim ve kontrol söz konusu. Nitelikli insan gücü ve kaynak sağlamaya özen gösteriliyor. Daha zor koşullar getiriliyor. Bizdeki uygulama kolay ve ucuz yoldan kim olduğu ve getireceği araştırılmadan, çoğu kez de göçmen sorunu olarak devreye giriyor. Şimdiden 8 milyon kişinin Türk vatandaşlığına geçtiği açıklanıyor. Çoğunluk Suriye, körfezdeki Arap ülkeleri, diğer Asya ve Afrika ülkelerinden geliyor. Türkiye’den Avrupa’ya konut alarak gidenler,  daha eğitimli, çağdaş kültür, değer ve teknoloji ile tanış oldukları için Batı ülkelerini tercih ediyorlar. Bu yüzden gidilen ülkeye uyma esneklikleri daha yüksek. Ancak Türkiye’ye gelenler ise daha bir kapalı kültür ve toplum değerlerine sahipler. Daha kalabalık, daha geleneksel ve daha yüksek doğurganlık oranları olan aile yapılarına sahipler.  Yabancı göçmen ve yabancı vatandaş oranının yoğunlaştığı kentlerde önemli uyum sıkıntıları şimdiden baş göstermeye başladı. Üstelik belli bir kentin belli bölgesinde bunların yoğunlaşması, kent içi kültürel fay hatlarının oluşumuna, gerilime ve çatışmaya gebe ortamlara davetiye çıkarıyor. Nitekim yabancılar tarafından işlenen suçlarda, cinayet, taciz, çeteleşme, uyuşturucu sorunu ve saldırı istatistiklerinin hızla artmakta olduğu gözleniyor. Kısacası kontrolsüz uzuz vatandaşlık, uzun ve orta dönemde sorunlu bir toplum yaratmaya,  ülke ve kent içinde çatışan kültürel fay hatları oluşturmaya,  kültürel yozlaşmaya, kent suçlarında artışa, hızlı nüfus artışı nedeniyle işsizliğe; kısacası sorunlu toplum yaratmaya uzanan süreci hızlandırmaya hizmet ediyor. Bu nedenle daha sağlıklı bir toplum ve kültür ortamında yaşamak istiyorsak, daha bilinçli ve bilimsel tercihler yapmaya özen göstermeliyiz. Çözdüğünden çok sorun yaratacak uygulamalar ülkeyi yaşanır olmaktan çıkarmaya sürükler.

*******

“TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ AÇISINDAN TEHLİKELİ BİR OYUN OYNANIYOR”

Yusuf Halaçoğlu (Eski Türk Tarih Kurumu Başkanı)- Böylesine büyük bir nüfusun Türkiye’ye gelişi son derece tehlikeli. Hem demografik bakımdan hem asayiş bakımından hem de entegrasyon bakımından… Hatta Türkiye’de üniter devlet yapısını da tümüyle ortadan kaldıracak büyük göç yaşandı. Maalesef Türkiye’yi yönetenlerin bunu ciddiye almadan, ucuza vatandaşlık verdiğini görüyoruz. Üstelik vatandaşlık alanlar nitelikli insanlar da değil. Maalesef bir yerlerden çalıp çırpanlar, parası olanlar vatandaşlık alıyor. 1 milyon civarı insana vatandaşlık verildiğini zannediyorum. Türkiye’de asayiş konularında da problem yaşanıyor. Türkiye’nin geleceği açısından tehlikeli bir oyun oynanıyor. Bunun dışarıdan iyi planlanmış bir hareket olduğunu düşünüyorum. Suriye’den gelen sığınmacılar o bölgede PYD’nin nüfus bakımından çok cüzi olmasına karşılık ortadaki etnik temizlikle Arapların oradan sürülmesiyle orada nüfus fazlalığına sahip oldu. Dolayısıyla bugün onların oraya tekrar gönderilmesi söz konusu olmadığı için de Amerika ile birlikte orada bir devlet kurmaları maalesef kaçınılmaz hale geldi.

Türkiye’de bu insanların bir kısmı iş kuruyor ve bu insanlardan vergi alınmıyor. Türkiye’nin sırtına yük biniyor. Yetkililerin açıkladığına göre 80 milyar dolar bir harcama yapıldı. Bugün Türkiye’nin elinde bu 80 milyar dolar olsaydı bu ekonomik krizin içerisine düşülmeyecekti.

Yöneticiler Türkiye’nin geleceğini düşünüyorsa derhal bundan vazgeçmelidir. Tabii ki biz herhangi bir şekilde insanları ölüme göndermek niyetinde değiliz. En azından Suriye’de yönetim af ilan etti ve asker kaçakları dahil hepsinin dönüşlerine izin vereceklerini söylediler. Bunu da göz önüne alarak gerekli görüşmeler yapılmalıdır.

***

‘VATANDAŞLIK’ AYAĞA DÜŞÜRÜLMESİN!

Mehmet Şakir Örs (Gazeteci-Yazar)- ‘Yurttaşlık’ / ‘vatandaşlık’ kavramlarını doğrusu çok önemsiyoruz. Bu kavramların, tüm insanlar, uluslar ve ülkeler için, değerli ve önemli bir ‘aidiyet’ olduğunu düşünüyoruz. İnsan, doğduğu coğrafyanın, yetiştiği toprakların, içinde büyüdüğü kültürün tüm özelliklerini taşır. Bir anlamda insanı insan yapan, kimlik ve kişilik kazandıran, işte bu değerlerdir / özelliklerdir.

Bir ülkenin vatandaşı / yurttaşı olmak, o ülkenin / toplumun tüm değerleri ile hemhal olmayı gerektirir. Bu birliktelik, insana bir yandan önemli zenginlikler kazandırırken, diğer yandan önemli sorumluluklar da yükler. Yaşadığımız coğrafya ve bizi sarıp sarmalayan kültür ile birleşir ve bütünleşiriz. İşte bütün bunlar, bizi biz yapan, ‘vatandaş / yurttaş’ yapan temel hasletlerdir!

Bütün bunları düşünmemize ve paylaşmamıza neden, son dönemde özellikle ülkemizde bu kavramların içini boşaltan ve özünü yok sayan / yok eden girişimlerin gündeme gelmesidir. Vatandaşlık, ‘promosyon’ kampanyaları düzenlenip ilan edilerek, neredeyse alınıp satılan bir ‘emtia’ haline getirilmiştir. Ayrıca bu girişimler, parasal çıkarlar için kimi çevrelerce adeta bir ticarete dönüştürülmektedir. Oy ve seçmen hesabı yapan kimi çevreler de bu işlere göz yummakta ve buradan siyasal çıkar beklemektedir.  Doğrusu, bu güzel ve değerli ülkenin sade yurttaşları olarak, bütün bu gelişmelerden büyük üzüntü duyuyoruz.

Sözün özü, günümüzde ‘vatandaşlık’ siyasal ve ticari çıkarlara alet edilmektedir. İnsanların içine düşürüldükleri güç ve zor durumlardan da yararlanılarak, bu iş ticarileştirilip siyasileştirilmektedir. Çevremizde yaşanan savaşlar ve çatışmalar da maalesef bu gelişmeleri etkilemekte ve tetiklemektedir.

Yapılması gereken, ülkemizin ve halkımızın geleceğini de doğrudan etkileyecek bu gelişmelere ciddi bir yaklaşımda bulunulması ve bu işin disipline edilmesidir. Vatandaşlık verilmesi konusu, çok ciddi kurallara bağlanmalı ve sıkı bir şekilde denetlenmelidir. Öncelikle de dar siyasi ve ticari çıkarcı girişimlerden kurtarılmalıdır. Vatandaşlık verilmesinde çıta mutlaka yükseltilmeli ve ciddi kurallara / yaptırımlara bağlanmalıdır. Ayrıca bu konuda, bağımsız bir denetim mekanizması oluşturulmalıdır. Kısacası, vatandaşlık hiçbir biçimde ayağa düşürülmemelidir!