“Faiz; sebep / enflasyon; sonuç” ısrarı, ülkeyi, 85 milyonu ve ekonomiyi ne hâle getirdi?

TÜİK’in açıklanan “baskılanmış” ve “gerçeğin yarısını ifade etmeyen” rakamları bile, “zamlarla beraber enflasyonda rekor üstüne rekor kırıldığını” gösteriyor. Enflasyondaki hızlı artış maaşlara yıl başında yapılan zamları da eritti.

Türkiye’de enflasyon Mart ayında Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre yüzde 61,14’e çıkarken uzmanlar gerçek rakamın çok daha yüksek olduğu görüşünü paylaşıyor. Akademisyenlerin oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu’na (ENAG) göre ise yıllık enflasyon yüzde 142.63. TÜİK Mart ayı enflasyonunun yüzde 5,46 olarak ölçerken, ENAG aynı ay için 11.93 olarak açıkladı. Resmi rakamları açıklayan TÜİK’e göre bile yıllık enflasyon yüzde 61,14’e son 20 yılın zirvesine ulaştı. Enflasyondaki hızlı artış yılbaşında maaşlara yapılan zamları da eritti. Uzmanlara göre enflasyondaki yükseliş sürecek. Bu da emek gelirlerinin daha da aşındığı bir tabloya neden olacak.

Resmi verilere göre yıllık fiyat artışlarının en fazla olduğu ana grup yüzde 99 ile ulaştırma oldu. Bu grubu, gıda ve alkolsüz içeceklerde, yapılan KDV indirimlerine rağmen yüzde 70’i, ev eşyasında yüzde 69’u buldu.

TÜİK’e göre martta fiyatı en çok artan ürün yüzde 30’un üzerinde artışla motorin oldu. Benzin fiyatı yüzde 24,4, kömür yüzde 23,5, kuru soğan yüzde 21, şehirlerarası otobüs ücreti yüzde 20 arttı. Kıvırcık ve beyaz lahanada fiyat artışı yüzde 17’yi geçerken, portakal yüzde 16,4, mantar yüzde 15,5, kuzu eti yüzde 15 fiyat artışı yaşadı.

Akaryakıt fiyatlarındaki artış, tarım ürünlerini etkiledi. DW Türkçe’ye konuşan İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haluk Levent, “Tarım ürünleri yerli olmaktan çıktı” uyarısını yaptı. Bütün tarım ürünlerinin neredeyse enerji ve gübre dolayısıyla dış şoklara açık hale geldiğine dikkat çeken Levent, “Yani maliyet yapısı itibariyle yerli ürün olmaktan neredeyse çıktılar. O zaman da Türk lirasında suni olarak yaratılan asıl aşırı değersizleştirme tarımsal ürünleri vuruyor” dedi.

Uzun zamandır gıda endeksinin enflasyon endeksinin üzerinde seyrettiğine işaret eden Levent, gıda meselesi çözülmediği sürece sıkıntının devam edeceğini belirtti.

Maaş zamları eridi

Yılbaşında asgari ücret, memur maaşları ve emekli aylıklarına yapılan zamlar da resmi enflasyon karşısında eksiye düştü. Bu yıl için net asgari ücret, yüzde 50’ye yakın zamla 4253 lira 40 kuruş olarak belirlenmişti. Yılbaşında SSK ve Bağ-Kur emeklileri 2022 yılının ilk 6 ayı için yüzde 23,65, memur ve memur emeklisi ise yüzde 30.95 zam almıştı.

Yaşanan enflasyonist ortam nedeniyle çalışanların ve emeklilerin maaşlar 3 ayda eridi. Yeni yıla 5.972 lira maaşla giren memurun alım gücü 4.863 liraya gerilerken, 2.500 liraya çıkan en düşük emekli aylığı ise 2.036 liraya düştü. Asgari ücretli ise, TÜİK’in hesabına göre 790 lira, ENAG’ın hesabına göre ise bin 133 TL kaybetti.

Öğretmen maaşı ne kadar eridi

Çalışan kesimin ücreti yüksek enflasyon nedeniyle her yıl reel olarak eriyor. TÜİK’in üç aylık enflasyon verisiyle yapılan hesaplamada, yılbaşında 6 bin 660 TL olan öğretmenin alım gücü mart sonunda bin 237 TL kayıpla 5 bin 423 TL’ye, polis maaşı da 8 bin 715 TL’den bin 619 TL kayıpla 7 bin 96 TL’ye düştü. 3 ayda en düşük memur aylığında bin 109 TL, en düşük memur emeklisi aylığında 764 TL erime oldu.

Enflasyon Araştırma Grubu ise ilk 3 aydaki tüketici enflasyonunu yüzde 36.33 olarak hesapladı. Bu hesaba göre en düşük memur maaşı yıl başından bu yana bin 591 TL, öğretmen maaşı bin 775 TL, memur emeklisinin aylığı bin 97 TL eridi. En düşük işçi, çiftçi, esnaf emeklisinin 2 bin 500 TL’lik aylığı ise bin 834 TL’ye düştü.

KESK’ten ek zam talebi

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) yaptığı açıklamada enflasyon nedeniyle ek maaş zammı talep ettiklerini duyurdu. KESK Eş Başkanı Mehmet Bozgeyik, “İğneden ipliğe, ekmekten suya, zam sağanağı hız kesmeden devam ediyor. Resmi enflasyon bile yılın üç ayında yüzde 22,8 arttı. Yaşadığımız gerçek enflasyon ise bunun en az iki katı. Dolayısıyla bu koşullarda hiç kimsenin altı milyon kamu emekçisinin ve emeklinin yılın başında yapılan yüzde 7,5 sefalet zammı yetinmesini istemeye hakkı yok. Temmuz ayını beklemeden tüm kamu emekçilerinin, emeklilerin maaşları insanca yaşamaya yetecek seviyeye çekilmeli” ifadelerini kullandı.

********

“ENFLASYONDA DÜNYADAN KOPTUK”

Esfender Korkmaz (Prof. Dr.) – Dünyada, emtia fiyatları ve enerji fiyatları nedeni ile enflasyonda artış var. Ama bu artış birkaç puan seviyesindedir. Ekonomik ve sosyal bunalım yaşayan birkaç ülkeyi çıkarırsak, yüzde 10’un üstünde enflasyon iki ülkede var. Brezilya yüzde 10,54 ve ekonomik kriz yaşayan Arjantin yüzde 53,2. Bizdeki enflasyonun dünyadan kaynaklandığını söyleyip halka yanlış bilgi veriliyor. Zira dünya enflasyon oranları her gün yayınlanıyor. İnsanlar bakmasa da Medya bu verileri topluma yansıtıyor.

Toplumsal refahın ve kalkınmanın ön şartı ekonomik istikrardır. Ekonomik istikrar için de İktisat’ın üçayağının dengede olması gerekir: Üretim, istihdam, bölüşüm. Dahası iktisat, maliye ve istihdam politikalarının da planlama içinde koordineli uygulanması gerekir. Türkiye’de AKP döneminde her şey günübirlik düşünüldü. Bu nedenle hem enflasyon önlenemedi, hem de enflasyonun ilave bozucu etkileri ortaya çıktı.

* Gelir ve servet dağılımı bozuldu.

* Tasarruf eğilimi düştü.

* Belirsizlik, yatırımları engelledi.

Sabit gelirlilerin gelirini enflasyona göre düzeltmezseniz veya enflasyon altında düzeltirseniz bu kesimin satın alma gücü düşer. Türkiye’de ortalama TÜFE, sabit gelirlilerin geçinme endeksinin altında kaldığı için, bu kesim yoksullaştı. Yıllardır işçi ve memur için, ayrı bir harcama sepeti ve ayrı bir geçinme endeksinin hazırlanmasını savunuyorum.

Öte yandan Bankalar ve devlet enflasyonun altında faiz vererek, tasarruf sahibinden gelir ve servet transferi yapıyor. Bankalar el birliği ile mevduat faizini enflasyonun altında tutuyor. Buna karşılık kredi faizlerini yüksek tutuyor. Eksi reel faiz, tasarruf sahibinin satın alma gücünü bankaya aktarması demektir. Yani bankalar mevduat sahibinden bir nevi gizli vergi almış oluyor. Öte yandan eksi faiz devletin de işine geliyor. Çünkü devlet iç borçlanma senetlerinde reel faiz eksidir.

Bu tablo giderek kötüleşiyor. Nerden bakarsak bakalım, enflasyon önümüzde saatli bomba gibi duruyor. Siyasi iktidarı götüreceği kesindir ve fakat aynı zamanda eğer siyasi iktidar kısa sürede değişmezse, sosyal maliyeti de yüksek olacaktır.

*******

“BÜYÜK BİR KRİZE DOĞRU YUVARLANIYORUZ”

Uğur Civelek (Ekonomist)- Siyasi iradenin tercihlerinin doğru yönde olması gerekiyor ama şöyle bir açmazı var. Her an seçim olabilirmiş gibi radikal eğilimlere giremiyor. Ekonomide öncelikleri doğru tespit etmekten Siyasi nedenlerle hızla uzaklaşıyor. Ekonomi seçim hesaplarından uzaklaşılmasını gerektiriyor. Siyaset bu hesaplardan uzaklaşamıyor, yıllardır çevresinde dolanıp duruyor. Bu kısır döngü Türkiye’nin sorunlarını ağırlaştırıyor. Enflasyon, bu ağırlaşmanın sonucudur. Ekonominin ateşi yükseliyor, yakında komaya girer. Bir başka deyişle, büyük bir krize doğru yuvarlanıyoruz. Kriz içindeyiz ve giderek derinleşiyor. Siyasi irade seyretmek, insanları sakinleştirmeye çalışmak, sorunların ağırlaşmasını seyretmek dışında hiçbir şey yapmıyor. Doğruyu bugüne kadar yapılanların tam tersinde aramamız gerekir. 

Seçim olursa iktidar değişir, bu koşullar iktidarı gönderir, yerine gelenler sorunu çözer anlayışı yanlıştır. Sorunlar seçimle gelecek herhangi bir siyasi iradenin çözebileceğinin çok ötesindedir.

Dünyada son 20-25 yıldır yaşananları, bunların Türkiye üzerindeki etkisini görmemiz lazım. Bugün Ukrayna Rusya meselesi konuşuluyor olabilir, konu jeopolitiktir. Dünyada son 25 yılda yaşanan ekonomik eğilimler de jeopolitik nedenlere bağlıdır. Sorunların ağırlaşması pahasına gün kurtarılmıştır. Şu anda dünyada büyük bir borç sorunu var. Küresel enflasyon da buna geldiğinde bu sistemik bir problemdir. Sistemi çökertir. Bu koşullarda dünyada büyük belirsizlik varken hiçbir ülke için teknik çözüm yoktur. Siyasi irade ağırlığını koysa da yoktur. Başarısızlığa mahkûmdur.

Türkiye’nin ekonomik durumuna muhalefetin de yapabileceği bir şey yoktur. Sorunların bu kadar ağırlaşmasına izin verilmemesi lazımdır. Sorunlar küçükken çözülebilir. Ağırlaşmasına izin verirseniz sorunlar sizi çözer.

Türkiye’de kurumsal siyasi yapı iflas etti. İflas ettiği için bu duruma düşürüldü.