Kızılırmak FED’den “İş Dünyası Sempozyumu”

Anadolu Güç Birliği Konfederasyonu bileşeni, bünyesinde 49 köy derneğinin bulunduğu Kızılırmak Yerel Dernekler Federasyonu, düzenlediği sempozyum ile son dönemde yaşanan ekonomik sıkıntıları, artan girdi maliyetlerini, enflasyon ve çözüm önerilerini masaya yatırdı.
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Kızılırmak Yerel Dernekler Federasyonu’nun düzenlediği 2022-2023 İş Dünyası Sempozyumu, Ankara Ticaret Odası’nda gerçekleştirildi. Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Federasyon Başkanı Murat Akyüz, ekonomik kriz ve arka arkaya gelen zamlara dikkat çekerek, iş dünyasının ciddi bir üretememe, hizmet verememe noktasına geldiğini söyledi. Bunun yansımasının, “kepenk kapatan ya da devredilen on binlerce dükkan, iş yeri, işsiz kalan insanlar ve evine ekmek götüremeyecek kadar fakirleşmenin yaşandığı bir ülke” olduğunu belirten Akyüz, “Pandemi, sadece Türkiye’nin değil, tüm dünyanın üç yıldır süregelen sorunu. Ancak pandemi öncesi de esnafın, küçük işletmelerin, sanayicinin durumu çok da farklı değildi. Pandemi ile birlikte tablo çok daha vahim hale geldi ve üreten kesim de vatandaş gibi nefessiz kaldı” dedi. 

“ENERJİ MALİYETİ ÜRETİMİ ZORDA BIRAKIYOR”

Üretimin neredeyse sıfır noktasına geldiğine vurgu yapan Murat Akyüz konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Döviz artışına bağlı olarak artan kiralar, elektrik ve doğal gaz maliyetleri, hammadde temininin zorlaşması, ödenemeyen krediler, kredi kartları, hepimizin başta gelen sorunlarını oluşturuyor. Tüm bu olumsuzluklarla birlikte vatandaşın alım gücünün düşmesi de işletmelerin cirolarını her geçen gün düşürmeye devam ediyor.

Bugün artık, enerji maliyetinin artışı sadece organize sanayi bölgesindeki sanayi kuruluşunun üretimini zorda bırakmıyor, mahalle bakkalı dondurma dolabını çalıştırmaktan, şarküteri ürünlerini sakladığı soğuk hava dolaplarını çalıştırmaktan imtina eder halde. Kaldı ki sadece enerji değil diğer girdi maliyetleri de sürekli artıyor. Bu kesimlerin ticari faaliyetlerini sürdürmeleri noktasında mevcut devlet desteklerinden yararlanmaları ise neredeyse imkansız. Çünkü zaten iş yapamaz durumdaki küçük işletmelerin destekler için istenen koşulları yerine getirmesi ve verilecek olan desteği alması tam bir hayal.”

Daha sonra söz alan Ankara Ticaret Odası Başkan Yardımcısı ve Ankara Kent Konseyi Başkanı Halil İbrahim Yılmaz, “Ankara Ticaret Odası, İzmir İktisat Kongresi’nden sonra, Cumhuriyet’ten önce kuruldu. Ticaret ve iş dünyasının ilk adımı, Cumhuriyet’in ilk eseri. Neden buradan başlama ihtiyacı duydum; çünkü Mustafa Kemal Atatürk, ekonominin olmadığı yerde devlet kurulamayacağını biliyordu” dedi.

Yılmaz, Ankara’nın ‘gri bir kent’ olarak tanımlandığını ancak böyle olmadığını belirterek, “Sadece 350 bin memurun yaşadığı kent gibi algılatmak büyük bir saygısızlık… Cumhuriyet kuran bu kenti Atatürk tercih ederken 500 yıl önce bu kentteki ahi örgütlenmesine atıfta bulunuyor. ‘Yapı var burada, dayanışma var’ diyor” diye konuştu.

Yılmaz, şeker fabrikalarının kampüsünde büyüyen çocukların Türkiye’nin kaderine etki yaptığını da belirterek, “Sanayi ve kültür ilişkisini kurmak için değerli bir örnek. Bizim her birimiz göçtük şimdi. Üniversiteyi Sivas’ta okuduğum için buradaki her bir arkadaşımızın ailelerini tanıyorum. Sivas’ı Rize’den daha iyi biliyorum. Göç, zamanı durdurur biliyorsunuz. Sosyolojiye sıkışırız, başka kimseyle temas kurmayız. Gelişmeye direnir hale geliriz. Kızılırmak Federasyonu’nda zamanı durdurmayan bir yapı gördüm” dedi.

‘HER FABRİKA BİR KALEDİR’

Ankara Sanayi Odası (ASO) Meclis Üyesi Mehmet Yalçındere de “Her fabrika bir kaledir” yaklaşımı içerisinde olduklarına vurgu yaparak, şöyle konuştu:

“Kalelerimize sahip çıkacağız, onları güçlendirerek, geliştireceğiz. Ekonomik zaferlerimizin sürekliliğini sağlayacağız. Bir üye olarak sadece aidatı ödemek, seçimden seçime birilerinin ricası ile oy kullanmak doğru değil.”

‘KOBİ’LER YOK OLURSA TÜRKİYE YOK OLUR’

OSTİM Sanayici ve İş İnsanları Derneği Başkanı Süleyman Ekinci, enflasyon ve hayat pahalılığının en çok kendilerini etkilediğini belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Murat Başkan yüksek enflasyon ve hayat pahalılığından bahsetti. En çok da bizi yakıyor. Üreticiler gerçekten perişan. Bu ülkede KOBİ’ler yok olursa Türkiye yok olur. Yani Türkiye’nin en büyük probleminin KOBİ’ler olduğunu biliyoruz. Türkiye’de üretimin yüzde 98’ni ve verginin yüzde 70’ini KOBİ’ler ödüyor.”

Yöre esnaf ve iş insanlarının yoğun katılımı gözlenen sempozyumda ayrıca çeşitli sektörler ile ilgili sunumlar da yapıldı.