Dehşet verici gerçeğin beş yıldır verileri açıklanmıyor

Altınbaş Üniversitesi Çocuk Koruma ve Bakım Hizmetleri Program Başkanı ve Aile Danışmanı Barış Tuncer “Güvenlik birimlerine suç mağduru olarak gelen 137 bin 482 çocuğun yüzde 59,1'i yaralama, yüzde 13,5'i cinsel suçlar, yüzde 6,8'i aile düzenine karşı suçlardan mağdur olarak kayıtlara geçti” diyor. “Dehşet verici ‘kaybolan çocuklar’ gerçeğini” gazeteci – yazar Ökkeş Özekşi “sosyal ve güvenlik” yönleri ve “EN ÇOK ÇOCUĞUN GAZİANTEP’TE KAYBOLDUĞUNU BİLİYOR MUSUNUZ?” başlığı ile yazdı…

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) en son 2016’da açıkladığı “Adli İstatistik Verilerini” o tarihten bu yana açıklamıyor. TÜİK’in istatistikleri açıkladığı yıl her gün ortalama 32 çocuk kayboluyordu.

CHP Milletvekili Gürsel Tekin, geçtiğimiz ay kaçırılan veya kaybolan çocuklarla ilgili yaptığı çalışmayı kamuoyuyla paylaştı. En son 2016’da açıklanan TÜİK Adli İstatistik verilerine göre Türkiye’de kaybolan veya kaçırılan çocuk sayısının 104 bin 531 olduğunu belirten Tekin, “2016-2021 yılları arasında kaç çocuk kayboldu, bu çocukların kaçı bulunabildi, kaçı bulunamadı?” diye sordu.

Her gün 32 çocuğun kaybolduğunu ve akıbetlerinin de belli olmadığını belirten Tekin, “Adli bilimcilere göre kaçırılan çocukların sayısı son 10 yılda 3 kat arttı. Bunun önemli bir bölümü kız çocukları. Kaçırılan çocukların önemli bir bölümü bulunamıyor. Yine adli tıp uzmanlarına göre kaçırılan her 10 çocuktan biri ölüyor. Yani her gün 3 çocuğumuz bilmediğimiz bir cinayete, şiddete kurban gidiyor.” dedi.

Kayıp insan / çocuk araştırmaları yapan ve yazan insanlarımız var. Altınbaş Üniversitesi Çocuk Koruma ve Bakım Hizmetleri Program Başkanı ve Aile Danışmanı Barış Tuncer, Prof. Dr. Sevil Atasoy, Gaziantep Barosu eski Başkanı Bektaş Şarklı, Gaziantep27 gazetesi yönetim kurulu başkanı ve gazeteci yazar Ökkeş Özekşi gibi…

Özekşi, “Kayıp çocuklar” konusundaki yazısında, Barış Tuncer, Sevil Atasoy, Bektaş Şarklı’dan alıntılar yaparak,  ülkemizdeki, Gaziantep başta bir ilimizdeki “acı gerçeği” yazdı…

Okkeş Özekşi “Vahim durumu” yazdı…

“Sevgili okurlarımız, lütfen bu yazıyı iyi okuyun. Bunun büyük bir kısmı Gaziantep’i ilgilendiriyor. Çünkü şu ana kadar en fazla çocuk kaybı Gaziantep’te olmuş maalesef. Onun içindir ki, şöyle bir göz atıp es geçmeyin. Okuyun ve kaybolan veya kaçırılan çocuklardan birisinin yakınınız olduğunu düşünün… Empati yapın. Çevrenizi uyarın, durumu anlatın. Çünkü inanın bu konu hepimizi çok ama çok ilgilendiriyor. Aslında bilgiler TÜİK’ten alınma. Ama hiç bu kadar vahim bir durum görmedim desem yeridir. Kaldı ki, hepimizin çocukları, kardeşleri, yeğenleri, torunları ve akrabalarımızın çocukları var… Yani bana ne diyemezsiniz. Tabii özellikle anne babalar. Çocuklarını okullara gönderenler, sokağa çıkmasına ve kimlerle oynadıklarını bilmediğiniz o yavrularınız göz açıp kapayıncaya kadar başkaları tarafından alıp götürülebileceği ihtimalini yok saymayın. Hadi başlayalım.

1 – TÜİK verilerine göre Türkiye’de yılda ortalama 10 bin, günde ise 32 çocuk kaybolduğunu belirten Aile Danışmanı Barış Tuncer, ‘İnternet şirketleri ve bilişim endüstrisi çocuk ticaretinin önlenmesinde etkin rol almalı’ çağrısında bulundu.

2 – Altınbaş Üniversitesi Çocuk Koruma ve Bakım Hizmetleri Program Başkanı ve Aile Danışmanı Barış Tuncer, Amerikalı bir e-ticaret sitesine yönelik iddialarla yeniden gündeme gelen çocuk kaçakçılığıyla ilgili güncel verileri paylaştı ve önerilerde bulundu.

3 – ‘Türkiye’de kaçırılan çocuk sayısı son 9 yılda üç kat arttı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Türkiye’de son 9 yılda kaybolan çocuk sayısı toplam 104 bin 531’dir. Yılda ortalama 10 bin, günde ise 32 çocuk kaybolmaktadır.’

4 – Güvenlik birimlerine suç mağduru olarak gelen 137 bin 482 çocuğun yüzde 59,1’i yaralama, yüzde 13,5’i cinsel suçlar, yüzde 6,8’i aile düzenine karşı suçlardan mağdur oldu.

5 – Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Türkiye’de son 9 yılda toplam 104 bin 531 çocuk kayboldu. TÜİK, 2014’te 17 bin çocuğun kaybolduğunu bu rakamın ise son 9 yıl içindeki en yüksek rakam olduğunu bildirdi.

6 – Güvenlik birimlerine suç mağduru olarak gelen 137 bin 482 çocuğun yüzde 59,1’i yaralama, yüzde 13,5’i cinsel suçlar, yüzde 6,8’i aile düzenine karşı suçlardan mağdur olarak kayıtlara geçti.

7 – TÜİK istatistiklerine göre; Gaziantep’te 2017 yılında 691 aile çocuklarının kaybolduğuna dair polis ve jandarmaya başvurdu. Verilere göre Gaziantep’te erkek ve kız çocuğu kayıp vakalarındaki rakamlar ürkütücü boyutlara ulaşıyor. Kentte 11 yaşından küçük 258 erkek çocuk kayıp olarak kayıtlara geçti. Kız çocuklarında ise 11 yaşından küçük 67 kayıp vakası var.

8 – Gaziantep’te 11-17 yaş arasındaki kayıp ise toplam bin 486 çocuğa ulaştı. Böylece Gaziantep’te toplamda bin 811 çocuk kayıp olarak kayıtlara geçmiş bulunuyor.

9 – Gaziantep Barosu eski Başkanı Bektaş Şarklı, kentte en çok Suriyeli çocukların kaybolduğunu ve bu durumun da dikkat çekici olduğuna işaret etti. Bektaş Şarklı, ‘Kayıp çocukların ailelerinin sadece güvenlik güçlerine başvurması çok ilginç. Oysaki baromuzda ‘Çocuk Haklarını Koruma Merkezi’ bulunmasına rağmen şimdiye kadar hiçbir ebeveyn bize başvurmadı. Kayıp çocukların büyük kısmının Suriyeli olması ise ciddi bir soruşturma konusu olmalı’ dedi.

10 – 2008-2016 yılları arasında Türkiye’de 45 bin 96 erkek çocuğun kaybolduğu bildirildi. Güvenlik birimleri tarafından derlenen verilere göre en fazla kayıp bildirimi, 15-17 yaş grubunda yaşandı.

En çok kayıp hangi ilde…

11 – Türkiye genelinde kayıt altına alınan erkek çocuğu kayıp vakalarının yüzde 55’i, Antalya, Diyarbakır, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Kayseri, Adana, Ankara, Bursa, Denizli ve Şanlıurfa illerinde meydana geldi.

12 – Verilere göre 2008-2016 yılları arasında kız çocukları en fazla Antalya’da kayboldu. Antalya’da 9 yıl içerisinde emniyet birimleri veya vatandaşlar tarafından bulunarak, güvenlik birimlerine getirilen kayıp kız çocuğu sayısı 4 bin 559 oldu.

13 – Çocukların yüzde 57,7’sinin 15-17 yaş grubunda, yüzde 23,3’ünün 12-14 yaş grubunda, yüzde 18,5’inin ise 11 yaş ve altındaki çocuklar olduğu görüldü. Güvenlik birimine 2017 yılında gelen veya getirilen çocukların yüzde 66,1’i erkek, yüzde 33,9’u ise kız çocuğu oldu.

14 – Güvenlik birimlerine 2017 yılında gelen veya getirilen 335 bin 242 çocuğun yüzde 46,2’sinin mağdur olarak, yüzde 32,2’sinin kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiasıyla (suça sürüklenme) yüzde 13,7’sinin bilgisine başvurma amacıyla, yüzde 3,4’ünün kayıp (hakkında kayıp müracaatı yapılıp daha sonra bulunan) ve yüzde 4,4’ünün başka nedenlerden dolayı geldiği ya da getirildiği tespit edildi.

15 – Suça sürüklenme nedeni ile güvenlik birimlerine 107 bin 984 çocuk getirildi. Bu çocukların yüzde 34,4’üne yaralama, yüzde 24,8’ine hırsızlık, yüzde 6,6’sına Pasaport Kanunu’na muhalefet, yüzde 6,2’sine uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak, satmak veya satın almak, yüzde 3,9’una ise mala zarar verme suçları isnat edildi.

16 – Prof. Dr. Sevil Atasoy, ‘Kayıp Çocuklar’ konulu söyleşide ‘İstatistiklere göre 10 kaybolan ya da kaçırılan çocuktan 1’i canlı bulunmuyor. Sayısal olarak Türkiye’de bu kaçırılan çocukların sayısı son 10 yılda üç kat artmış gibi duruyor’ dedi.

17 – Prof. Dr. Sevil Atasoy, kaybolan çocukların her geçen gün arttığından bahsederken, ailelere böyle bir durumda ne yapması gerektiği hakkında bilgiler verdi. Türkiye İstatistik Kurumu’nun son 7 yıl için açıkladığı kaybolan çocuk sayısının 100 binin üzerinde olduğunu belirten Atasoy, ‘Bunun önemli bölümü kız çocuğu, bunların arasında bir bölümü de kaçan çocuklar. Kaçırılan çocukların birçoğu, evden kaçtığı düşünen aileleri sayesinde polise bildirilmiyor’ diye konuştu.

18 – ‘Çeşitli şekillerde çocuklar evden kaybolabilir’ diyen Prof. Dr. Atasoy, ‘Evden kaçanlar ya da büyük fuar alanlarında kaybolan çocuklar, bu durumlarda çocuklarımızı bulabiliyoruz. Ancak istatistiklere göre 10 kaybolan ya da kaçırılan çocuktan 1’i canlı bulunmuyor. Sayısal olarak Türkiye’de bu kaçırılan çocukların sayısı son 10 yılda üç kart artmış gibi duruyor. Şimdi ailelere böyle kötü ve üzücü bir duruma düşmemesi için önerilerim olacak’ şeklinde konuştu

19 – VE en acı gerçek final bölümünde… Maalesef TÜİK, Türkiye’de ‘son 5 yıldır kaybolan insanlar verilerini’ açıklamıyor.”

*******

“KAYBOLAN ÇOCUKLAR VE KAYBOLAN GELECEK”

Hüsnü Erkan (Prof. Dr.) – TÜİK kaybolan çocuk sayılarının yılda 10 bini ve günde 32’i aşması; hatta 2014 yılında 17 bini aşmasının şokuyla olsa gerek bu konuda derlediği verileri yayınlamaktan vazgeçmiş. Biz bugün hem çocuklarımızı, hem de eğitimli gençlerimizi kaybetme sürecini yaşıyoruz. Kimisi sokakta fiziken kayboluyor; kimisi geleceğini yurt dışında gördüğü için ülkeyi terk ederek kayboluyor. Ülke içinde kalan eğitimli gençlik de işsizlik ve yoksunluk yüzünden değerlendirilemediği için insan gücü olarak kayboluyor. Anayasa, devletimizi ”sosyal hukuk devleti” olarak tanımlar. Oysa çocuk, gençlik ve nitelikli insan kaybetme süreci hukukun; ideolojiler ve mutlak inançlar nedeniyle ayaklar altına alınması yüzünden giderek hız kazanıyor. İktidar destekli FETÖ kumpasları, yetişmiş insangücü harcamanın yol ve yöntemi oldu. FETÖ darbesi sonrasında da tek adam yönetimine gidişin yolu açıldı. Tek adam yönetiminin keyfi uygulamaları “hukuk devleti” niteliğimizi de büyük ölçüde erozyona uğrattı. Bir toplumda kişi egemenliği geçerli ise, aynı zamanda hukuk devleti olma niteliği de yara alır. Hukuk devletinin yok olması ise var olan sistemlerin işlevlerini yitirmesi veya yok olması anlamına gelir.

Bugün ülkemizde hukuk devleti işlevinin erozyonu ile birlikte hem TÜİK’in, hem de “sosyal devletin” işlevleri önemli ölçüde aksıyor. “Sosyal devlet” olma işlevi sosyal açıdan zayıf ve yoksul kesimlerle, gençlerin, çocukların ve kadınların korunması, geliştirilmesi ve desteklenmesi amacı ile kullanılması gereken çağın ve toplumsal bütünleşmenin gereğidir. Oysa bugün “sosyal devlet”, iktidar partisine oy desteği sağlama amacı için kullanılan bir politika aracına dönüşmüş bulunuyor. Bu yüzdende toplum bütünleşme yerine kutuplaştı.

Değinilen nedenlerin yarattığı bir ortamda, TÜİK çocuk kaybını duyurmaktan rahatsızlık duyuyorsa; kaybolan çocuk sorunu için devletin sistemleşmiş ve kurumlaşmış politika ve uygulamaları da aksar ve toplumda çok derin yaralar açılır. Bir yanda sahip çıkılamayan suçsuz çocukların dramı; diğer yanda bu konuda işlevini yerine getirmeyen kurumların sorumluluktan kaçışı ve nihayet nasırlaşan vicdanlar yan yana yer alır. Ancak bu durum, etik ve ahlaki değerlerin, sorumluluk duygusunun, hukukun, adaletin ve vicdanın sustuğu bir sosyal çürümüşlük durumudur.

Kaybolan çocuklar hem kaybolan gelecektir; hem de çocuğunu kaybeden ailelerin derin dramıdır. Bu nedenle sorumluluk duygusu ve vicdani değerlere sahip her kişi ve sorumluluk sahibi yöneticilerin bunu derinden duyarak çözüm aramaya yönelmesi gerekir. Kayıp çocuk olgusunda içişleri ve aileden sorumlu bakanlıkların öncelikle kurumsal sorumlulukları söz konusudur. Zira olay bir yönü ile bir güvenlik sorunu ve diğer yönü ile sağlıklı aile ortamı ve hatta eğitimi ile ilgili bulunuyor. Çocuk hakları bir toplumda özenle üzerinde durulması gereken bir konudur. İstanbul sözleşmesinde, kadın hakları yanında çocuk haklarını da güvenceye alan düzenlemeler vardı. Diğer yandan Güney doğu illerinde çocuk kayıplarının yüksekliği, üstelik erkek çocuk kayıplarının yüksekliği, özellikle geçmiş yıllar için terör örgütü aktivitesini öncelikle akla getiriyor. Diğer yandan organ kaçakçılığı öyküleri eğer bir şehir efsanesi değilse ister istemez insanın aklından geçiyor. Son yıllar için Suriyeli sorunu, kontrolsüz göç ve bunun yaratığı kaos ortamının payı da önemli görülebilecek nedenler arasında yer alıyor. Sonuçta nedeni ne olursa olsun, sağlıklı bir toplum ve gelecek için sosyal hukuk devletinde, anayasal bir görev olarak, çocuk kaçakçılığı, çocuk istismarı ve çocuk hakları için başta sorumlu devlet kurumları, aileler, sivil toplum örgütleri olmak üzere herkese sorumluluk düşüyor.