Vahşi Batı

Eşim Ayşın, her sene Oscar Ödüllerine on gün kala evde Oscar Geceleri yapar. Aday filmleri izleriz ve kendi favorimizi belirleriz. Kırmızı Halı Töreninden başlayarak tüm töreni seyreder; tören sonrası yapılan partinin menüsüne kadar takip ederiz. 

Benim en iyi film adayım Dune, Ayşın’ın adayı Coda’ydı. Aren Ege’nin en iyi animasyon adayı ise Encanto’ydu. Her yıl, Ayşın’ın tahmin ettiği film Oscar’ı alır. Aren Ege ise animasyonlarda beş yaşından beri yanılmıyor. Dune on, Coda üç, Encanto ise iki dalda ödül aldı. 

İki yıldır pandemi nedeniyle sönük geçen törenlerin eskiye dönmesi, hayatlarımızın normale döndüğünün göstergesiydi. Törenin en ses getiren olayı Will Smith ve Chris Rock arasında yaşananlardı. İki aktörü de yaklaşık 30 senedir izliyorum. Will’in yıllar içerisinde kendini nasıl geliştirdiğini; sıradan, renksiz bir karakteri nasıl gökkuşağına çevirdiğini gördüm. “The Pursuit of Happyness” filminde başarılıydı ve bence Oscar ödülünü almalıydı. Will’i en son geçtiğimiz Kasım New York’ta gördüğümde hayranlarına ne kadar sıcak ve samimi olduğuna şahit oldum. Chris’i ise Saturday Night Live’dan biliyorum.

Yaşananları izlemişsinizdir. Chris’in “şakası”, Will’in sahneye çıkıp Chris’e tokat atması vs. Chris durumu idare edip sunumunu bitirdi, Will ödülünü aldı; ama tüm izleyiciler buz gibi olduk!

 

Peki, bu olaylar Türkiye’de olsaydı?

Will sahneye uçar, Chris’in üstüne atlar, diğer sunucu çığlık çığlığa “N’apıyorsunuz!” diye bağırır, tanıdıklar, korumalar, güvenlik herkes sahneye koşar, kanal hemen reklam girerdi! Muhtemelen 45 dakika sonra herkes gergin, salonun yarısı boş “hadi kardeşim bitse de gitsek” havasında tören biterdi.

Kavgalı taraflar dışarı alınır, meydan savaşı gibi yumruklaşmalar, karakol görüntüleri, hastane görüntüleri televizyonların magazin programlarına kadar düşerdi. Bu arada Jada’ya mikrofon uzatan magazin muhabirleri:

“Jada Hanım Will Bey’in öfke kontrolü sorunu mu var?”

“Chris Bey şaka yaptığında ne hissettiniz?”

“Kocanızın yaptığını doğru buluyor musunuz?”

“Neden saçkıran oldunuz? Zor zamanlar mı geçiriyorsunuz?”

“İntihar etmeyi düşündüğünüz doğru mu?”

Ülkenin ana akım medyasının; mutfak robotu yedek parçasından uluslararası siyasete, uçak mühendisliğinden sanat eleştirmenliğine,  rüya tabiri yorumculuğundan savaş stratejistliğine kadar köyün ihtiyar heyeti gibi her konuda kadrolu uzmanları, yaşanan olayları bu kez bir psikiyatrist veya sosyolog edasıyla analiz ederlerdi. Hoş, Gezi Olayları sırasında penguen belgeseli yayınlayan zihniyetten ne beklenebilir ki?

Türkiye’de hadsizce tartışılacak alt başlıkları ben size yazayım:

“Adamla karısı zaten açık ilişki yaşıyorlar; başkaları ile görüşüyorlarmış!” 

“Espriye güleceksin sonra çıkıp tokat atacaksın!”

“Chris beyaz olsa ona vuramazdı!”

“Hepsi showun parçası!”

Vurgulamak istediğim birkaç unsur var.

Hiç kimse başkasına veya başkasının karısına haddini aşamaz, terbiyesizlik/zevzeklik yapamaz, hakaret edemez! Chris’in sözde şakası Amerikalıların “bullying” dediği; Türkçe’ye “zorbalık” olarak çevirebileceğim durumdur. Psikolojik şiddet ne yazık ki Türkiye’de insanların önemsemediği ve sürekli uyguladığı bir eylemdir. Çok şişman birine “yürüdükçe yer sallandı”, ya da “denizi taşırdın” gibi “ben sana takılıyorum” diye yaptığınız “şakalar” hep psikolojik şiddettir. Hiç kimsenin böyle bir durum yaşadığında karşısındakinin ağzını yüzünü dağıtmaya da hakkı yoktur. Bu ise fiziksel şiddettir! Ne psikolojik ne fiziksel şiddet kabul edilebilir.

Bu olay canlı yayında tüm dünyanın gözü önünde yaşandığından herkes konuştu. Peki ya görmedikleriniz? Gazetelerin 3. sayfaları görünmeyen bu haberlerle dopdolu.

“Trafikte kendisine küfür eden adamı dövdü…”

“Karısına küfür eden adamın başını taş ile ezdi…”

“Karısına “orkid” diyen market görevlisini hastanelik etti…”

Psikolojik şiddet ise üçüncü sayfalara bile düşemiyor.

“Karı gibi gülme!”; “Erkek adam ağlamaz!”

Küçük çocuklara, “Seni polise vereceğim!”, “Pipini keserim.”

Özellikle annelere söylenen “Çocuğu üşüttün, hasta ettin!”, “Anne sütü veremiyor musun?”

Listeler uzar gider…

Şiddet kültürel ve politik bir sorundur. 

Önümüzdeki hafta, gündemden haberleri yorumlamak üzere… O zamana kadar umarım hiç tanımadığınız birinden kendiniz adına çok güzel haberler alırsınız. 

Görüşmek üzere, hoşça kalın…