Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Ortadoğu’nun şahları vezirleri ve piyonları

İstanbul’un yağışlı ve soğuk havalarının en güzel tarafı, evde kalıp masanızın üstünde okunmayı bekleyen kitaplardan birini okumaya vesile olmasıdır.

Pencereyi karşıdan gören bir koltukta oturup okumayı severim. Sayfalardan yorulan gözlerinizi gökyüzünün mavisinde dinlendirme, satır aralarında keşfettiğiniz gerçekleri enginlere dalıp düşünme fırsatını verir.

Elimde sevgili arkadaşım gazeteci Nur Batur’un yazdığı  “Ortadoğu’nun Şahları, Vezirleri Piyonları” Kitabı var. Günlerdir okumak için sabırsızlandığım bir kitap.

Kırmızı Kedi Yayınevinin bastığı kitabın medyada çıkan hemen bütün tanıtımlarını okudum. Yazarla yapılan söyleşileri takip ettim.

 Kitabı okuyup bitirince anlıyorum ki, bütün bunların her biri kitaptan bir bölüm ve her biri çok değerli. Buna rağmen kitabın okuyucuya asıl vermek istediklerini ulaştırmakta eksik ve yetersiz kalıyor.

Nur Batur’un kırk yılı aşkın gazeteciliği ve yazarlığının kazandırdığı açık, net, cesur ifade tarzı, farklı zamanlarda geçen olayları ve zirvedeki kişilerle yaptığı konuşmaları aynı zaman tüneli içinde ve aynı hedefe yönelik şık geçişlerle anlatım ustalığına hayran kalıyorsunuz. Şunu da unutmadan söylemek isterim. Ortadoğu’nun Şahları Vezirleri Piyonları Kitabı,  bölgenin yakın tarihini ve sosyolojisini kaynak göstererek yazması nedeniyle,  konuyla ilgilenen araştırmacılara ve öğrencilere bir yardımcı kitap niteliğinde.

 336 sayfa olan kitabın kapağı da son derece ilginç. Kitabın ismi, kapak resmi,  içinde yazılanlarla adeta bütünleşiyor.

“Satrançta esas hedef şahtır. Şah düşerse oyun biter” derler.  Bu kadarını söyleyeyim ki pek öyle değil. Kitabı okuyunca nedenlerini siz de anlayacaksınız. Esas oyun şah düştükten sonra başlıyor!  

Bana göre kitap asıl hedefine onu okuyup bitirdikten sonra, sizi satır aralarında keşfettiğiniz gerçekler üzerinde düşündürmekle ulaşıyor.  Öğrendiklerinizin ışığında, ülkemizin de dahil olduğu bu coğrafya üzerinde oynanan esas büyük oyunu, oyundaki kendi rolünüzü görüyor, ürperiyorsunuz.

 Şimdi sözü Nur Batur’un kitabin önsözünde yer alan kendi anlatımına bırakıyorum:

“Tarihi bir yol kavşağındayız. Osmanlı İmparatorluğu’nun küllerinden doğan Türkiye Cumhuriyeti 100. Yılını nasıl kutlayacak? Laik Cumhuriyeti İslam Cumhuriyetine dönüştürmek isteyen Siyasi İslamcılar mı kazanacak? Yoksa Atatürk’ün ”Çağdaş Avrupa Devleti” idealiyle kurduğu Cumhuriyete yürekten inananlar mı?”

“44 yıllık gazetecilik maratonumda Ortadoğu ve Türkiye’deki büyük değişimi yaşayarak yazdım. Yaşanan kanlı sürecin tanığıyım. Ortadoğu’nun büyük oyuncuları olan ABD ve Avrupa’da, İslam ve Arap dünyasında yüzlerce lider, siyasetçi ve diplomatla konuştum. Bölgesel oyunun şifrelerini çözmeye ve bağları kurmaya çalıştım.”

“Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihi bir dönemece geldiği bu günlerde, yıllardır sakladığım notlarımı ilk kez açıklıyorum. Kitabımda Ortadoğu, Avrupa ve ABD başta olmak üzere dünyada sürdürdüğüm gazetecilik yolculuğumun penceresinden tüm soruları ve gerçekleri mercek altına alıyorum. Dolaştığım İslam ve Arap dünyasındaki İslamcı hareketlerle Türkiye’deki Siyasal İslamcıların arasında saptadığım bağları anlatıyorum. Yakın tarihi aydınlatacağına ve geleceğe ışık tutacağına inanıyorum.”

Sanırım Nur Batur’un yukarıdaki sözlerinden sonra bana artık, “Ortadoğu’nun Şahları, Vezirleri Piyonları” kitabını satın alıp okumanızı tavsiye etmekten başka söyleyecek bir söz kalmıyor.

İyi okumalar dilerim.