“Modayı İzmir’de yaratıp, Doğu’da üreteceğiz”

Demoteks’in sahibi, Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Burak Sertbaş, Van’da tesis kurup, üretim için Doğu’ya gidecek orta ölçekli firmalara öncülük edecek.
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Demoteks 1992 yılında kurulduğunda, yalnız fason dikiş yapıyordu. Firma, 1995 yılında ihracatla tanıştı. Çok değil, iki yıl sonra da tamamen ihracata çalışır hale geldi.

Demoteks’in sahiplerinden, Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Burak Sertbaş’a göre o zamanlar kapasitesi olup, düzgün çalışan her firma için kolaydı tekstil sektörü. Müşteri ile ilgili tek kaygıları, sipariş verecekleri ürünün miktarına göre hangi pastaneden ikramlık alacaklarıydı.

Buca’daki binalarına geçtikleri 2003 yılına kadar “ne iş olsa yaparız” kıvamında çalıştıktan sonra kendilerine bir yol çizdiler. Zoru seçtiler. İşçiliği özel, dolayısıyla maliyeti yüksek olan, daha özen, bilgi gerektiren bebek ile çocuk çalışacaklardı. Bu özelliklere sahip olmaları, sağlıklı büyümelerine yol açtı. İzmir’e bebek, çocuk kıyafeti almak için gelip de kapılarını çalmayan olmadı. Her zaman bebek ürünü yetişkinden daha pahalıydı. Gerek kumaşına gösterilen özen gerekse işçiliği zor ve hassas olduğu için. Ancak çok büyük ölçekli üretim yapıp satan firmalar bebek işine de girince işin eski tadı pek kalmadı.

 

Yine de ayda ortalama 80 bin adet üretip, yurt dışına satmayı garantiledikleri müşterileri her zaman oldu.

 

 -İşçi sıkıntısının çözümü Doğu’da

Demoteks’in orta ölçekli bir firma olduğunu belirten Burak Sertbaş, “Çok büyümek istedik mi” diye sorup, kendisi “Hayır” diye cevaplıyor. Batı’da artık üretimde sıkıntılar yaşandığını, bu nedenle Doğu’ya yatırım yapma niyetleri olduğunu açıklıyor. Bu konuda yalnız olmadığını da vurguluyor:

 

“Birçok büyük firma gitti Doğu’ya. Büyük ihtimal bizim türev firmalar da gidecek. Biz fırsatları kolluyoruz. Belki bizim boyuttaki firmalara da ben öncülük yapacağım. Oraya gidip çalışmalar yapıyoruz. Van üzerinde duruyoruz. Teşvikler var, daha da ötesi çalışacak insan var. Artık çalıştıracak mavi yaka bulamıyoruz. Hazır giyim sektöründe, tekstilde çalışmak istemiyorlar. Üretimde çalışmak istemiyorlar. Aslında her sektör işçi bulmakta zorlanıyor. Gençler hizmet sektörü ağırlıklı çalışmak istiyor.”

 

Burak Sertbaş, “Ne değişti de mavi yakalı bulamaz hale geldiniz” sorusunu da “Hazır giyim olarak hep ilkokuldan sonra çocuğunu okula göndermeyen ailelerden ekmek yedik. Hemen çocuğunu yan komşusu olan atölyelere çalışmaya gönderdi. Bizim işçi potansiyelimiz onlardı. Zorunlu eğitim uzadıkça çocukların fikri gelişiyor. Gerçekten bizim iş kolay değil. 8 saat oturup bir şey dikmek. Ben şahsen yapamam. Bir sanayicinin önerisi, Avrupa’da bekçilik, garsonluk, tezgahtarlık gibi işleri yaşlı insanlar yapıyor, 40 yaşa kadar insanları bu işlere, hizmet sektörüne almasınlar diyor.

 

Van’da 6 ay önce İzmirli bir arkadaşımın fabrikasına girdim, benim 1992’de işe başladığımdaki işçilerdeki heyecanı gördüm. Pırıl pırıl gençler güle oynaya çalışır, güle oynaya giderdi 92’de. Bu bir döngü belki. Şimdi oralara gitmemiz lazım diye düşünüyorum” diye cevaplıyor.

 

Burak Sertbaş, üretim yapanların Doğu’ya gitmesi üzerine oluşacak işsizliğin, göçü tersine çevirebileceğini düşünüyor. “Buralarda da hizmet sektörü bütün bu işçiye istihdam sağlayabilecek mi? Hizmet sektörü pandemide devlet desteği olmasa yaşayamayacaktı. Bizim gibi üretim yapanlar buradan çekilirse işçiler de ters göç mü yapacak, yoksa buralarda daha büyük işsizlik mi olacak? Çok hassas dengeler bunlar. Devlet politikaları aslında. Uzun vadeli politikalar konması lazım. Şu anda biz işyerlerimize yeni genç işçi koyamıyoruz” diyor.

 

-Gelecek yıl üretim Van’da

Van’a gelecek yıl başı gidebileceklerine bildiren Burak Sertbaş, “gitmek” ile İzmir’i tamamen kapatıp gitmekten söz etmiyor. Van’ı bir atölye gibi düşünüyor. Müşteri yine İzmir’de ağırlanacak, koleksiyonlar burada oluşacak, sunumlar burada yapılacak. Olması gerekenin bu olduğunu ifade eden Sertbaş, “İki seneye kalmaz üretimlerin çoğu tamamen Batı şehirlerinden uzaklaşacak” diye de iddialı konuşuyor.

 

İhracatçıların çoğunun fason diktirdiğini, bu nedenle henüz sıkıntının farkında olmadıklarını, ancak üretimin içindekilerin sıkıntı yaşadığını söylüyor. “Buradaki fasoncular da işçi bulamayacak. İllaki kalacak bir miktar, ama kapasitelerini büyütecek miktarda olmayacak. Bunlar çok gecikmiş yatırımlar” diyor.

 

Zamanında Doğu’ya yatırım yapacaklar için iyi teşvikler verildiğini, ancak bu teşviklerin çok kötü kullanıldığını ifade eden Burak Sertbaş, fabrika yapıyormuş gibi yapılıp, birkaç direk dikip, teşviki aldıktan sonra ortada kimsenin kalmadığını söylüyor. 

 

Doğu’daki teşviklerin çok sıkı takip edilmesi halinde ne Batı’daki şehirlerin bu kadar gereksiz büyüyeceğini ne de işsizliğin bu kadar büyük olacağını iddia ediyor. Son yıllarda Doğu’ya her zamankinden daha çok yatırım yapıldığını, ancak bölge insanının yatırımcıya karşı çok temkinli olduğunu kaydeden Sertbaş, “Oraya gittiğinizde, herkes kimsin, nesini araştırıyor. Öyle insanlar gitmiş ki Doğu’ya, insanları asgari ücret gösterip çalıştırmışlar, çocukların eline yarısını vermişler. Çünkü ona da ihtiyacı var oradaki çocukların. Şimdi bizim gibi insanlar gittikçe asgari ücreti bile eline aldığında çok mutlu. Valiler de aynı şeyi söylüyorlar. Bizim gibi ihracatçı firmaları çekmeye çalışıyorlar. Aslında Mustafa Gültepe’nin bir söylemi var. ‘İstanbul moda, Doğu üretim merkezi olacak’ diyor. Evet biz de burada modayı yaratacağız, üretimimizi oradan yapıp oradan yollayacağız malları” diye kararlı konuşuyor.

 

-“Çocuklarınızı işinizden uzaklaştırmayın”

Burak Sertbaş, Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı olarak tekstilcilere, çocuklarını tekstilden uzaklaştırmamalarını öneriyor. Kendi çocuklarının çok yoğun çalıştıkları dönemde, anne baba görmeden büyüdüğünü, bu yüzden çocuklarına “Bu işe bulaşmayın” dediğini belirten Sertbaş, bu bakışın yanlış olduğunu anladığını ifade ediyor. Şirketlerin kurulup büyümesi için birinci neslin çok emek verdiğini vurgulayan Sertbaş, şöyle diyor:

“Biz yaşlandıkça keşke birisi gelse diye düşünmeye başladık. Gerçekten büyük emek verdiğimiz şirket. Çocuklar gelmese birkaç sene sonra biz bıraktığımızda tasfiyeye gitmemiz gerekecekti. Kızımın gelmeyeceği kesinleşti. Oğlum 3. sınıfın yazında bizimle çalışmak istediğini söyledi. İstanbul’da bir yıl yine sektörde başka bir şirkette çalıştıktan sona bize geldi. İnsanın çocuğu ile çalışması en azından manen rahatlatıyor. Çekildiğimizde şirketin geleceği olduğunu gördük.

Herkes çocuğunu başka yerlerde okutuyor, ama şu anda yapılacak en düzgün iş kendi işiniz. Pandemide bile oturmadık. Bu iş devam edecek sonuçta. Onun için çocuklarınız istediği yerde okusun, ama eninde sonunda gelsinler.”